DEVLET GELENEKSEL MEDYAYI NASIL DESTEKLESİN?
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

.

DEVLET GELENEKSEL MEDYAYI NASIL DESTEKLESİN?

30 Ekim 2019 - 09:21

Geleneksel medya ile ilgili olarak mecliste yaşanan tartışmalar, esasında geleneksel medyaya yapılması tasarlanan yardım programından ziyade, ülke siyasetçilerinin yazıp oynadığı bir senaryoya dönüştü.

Medyada çıkan haberler, medyadaki köşe yazarlarının kurduğu bazı cümleler, hükümeti ve siyasetçileri eleştiriyormuş. Bu da yardımla ilgili düşüncelerin şekillenmesini etkiledi mesela. Bazı siyasetçilerin olumlu bakış açılarına dikkat çeken bazılarının ise toplum zararına çalışmaları hakkında kamuoyu ile tartışan gazetelerin olması siyasetçileri çok rahatsız etmiş Bu arada her medya kuruluşu ve patron da ideolojisi doğrultusunda yazıyor veya çıkarlarını kolluyorlar. Bunu da unutmamalı...

Geleneksel medyanın varlığını koruması ve sürdürebilmesi, tutunması ve hayatta kalmasıyla ilgili devletten katkı payı verilmesi hususundaki çalışmalarla ilgili yapılmakta olan uygulamalar ve varsa düzenlemeler, belli ki medyayı tatmin etmiyor. Belli ki bazı medya organları ya da bazı gazeteler ve televizyonlar bu katkı payından biraz daha fazla faydalanıyorlar. Bazıları ise dişlerinin kovuğunda kalmayacak kadar destek alıyorlar.

Bu yaratılan ikilik, haliyle farklı iktidar dönemlerinde, farklı medya organlarının farklı güçlere kavuşmasına neden olurken, o medya patronlarının da bundan nemalanmasına yardımcı olmuş oluyor.

Medya sektörünün örgütlü bulunduğu Basın-İş yasası, her ne kadar randımanlı bir şekilde çalıştırılmak üzere kurgulanmış ve takibini son derece güzel yapmaya çalışan bir sendika ile de taçlandırılmışsa bile, bazı medya patronlarının yine de çalışanlarını sömürüyor olduğu, sigortasız, çalışma izinsiz, maaşsız çeşitli çalışma koşullarını oluşturamadan sektörde var olabildikleri, bilinen konulardan bir tanesi. Hal böyle olunca, ucuz iş gücü bulmak adına meslek sahiplerinin yerine bunu ek iş olarak yapmakta olan ya da part-time yapmakta olan insanların, sektörde artmasına veya kalifiye olmayan elemanların gazete ve televizyonlarda yer bulmasına neden oluyor. Haliyle, kamuoyunun bilgilendirilmesini sağlayan ve çok da elzem olan bu kuvvetin gücü ne yazık ki yarı yolda kalıyor.

Meclisteki siyasetçiler, zaten medyanın gerekliliğini ancak kendilerine hizmet ettiği oranda savunan bir kitle oldukları için ve mecliste oldukları zamanla muhalefette oldukları zaman arasında, medyaya bakışları oldukça farklı olduğu için, bu konuyu farklı mecralara çekerek tartışmaları çok normal.

Önemli olan bizlerin bunu nasıl okuduğumuzdur. Bütün görünenlerde bildiğimiz bir tek şey var ki çok kısa bir süre içerisinde zaten kan kaybı yaşamakta olan ve güven yitirmekte olan medyanın giderek ortadan kalkacağı ve yurtdışından gelen gazetelerle rekabet edemeyeceği bir ortamın oluşmasına yardımcı olduklarını biliyoruz.

Bugün Türkiye’den gelen bir gazete 3 Liraya Kıbrıs’ta basılan bir gazete ise 5 liraya satılıyorsa, bununla ilgili düşünmemiz ve dikkatli incelememiz gerektiği kesindir. Burada bir sıkıntı vardır. Orada mevcut piyasası ile büyüyen, lakin içeriğinde Kıbrıs’a dair haberlerin çok az hatta bilinçsiz ve eksik bir şekilde bulunduğu bu gazetelerin bizim ulusal medyamızdan çok daha güçlü olması, güçlü tutulması çok manidardır. Bizim asıl ilgilenmeniz gereken konu budur. Bununla ilgili çıkan mânâ sonrasında, bilinçli olarak yapılan bir politikaya eklendiğini de düşünmemek elimizde değildir.

O nedenle meclisteki siyasetçilerin medyaya yönelttikleri eleştirileri yapmadan önce, 2 kere düşünmeleri ve bu katkı paylarının sağlanması ile ilgili belirlenecek kriterlerin de ona göre oluşturulması ve muhakkak katkının ciddiyetle savunulması gerekirdi.

Bunun bir tek nedeni var.

Korkuyorlar! Korktukları için belki de istediklerine katkı payı veriyorlar. Ya da istediklerine farklı katkılar yapıyor olabilirler. Bugün bu hükümet iktidardayken, istediklerine katkı payı verecek; yarın geride kalanlara sonraki hükümet verecek ve bu böylece devam edecek.

Lakin, elbette doğru olan bu değildir.

Bu konuda Basın-Sen üzerine düşen görevi yaparak, gerekli eleştirileri ve müdahaleleri ortaya koysa da çaresiz bir şekilde çalışmak durumunda kalan basın emekçileri, ne yazık ki sendikalarını desteklemez noktaya getirildikleri gibi patronlarla da mücadele etmekten yıldırmıştırlar.

Konuya bir de basın emekçileri açısından bakın. Bir toplum açısından bakın, bir de siyasetçiler açısından bakın. Toplum bilgiye aç, basın emekçilerinin önemli bir kısmının karnı neredeyse hakikaten aç.

İsterseniz medya ile ilgili mecliste gerçekleştirilen oturumu ve siyasetçilerin yapmış oldukları konuşmaları, bir de bu gözle izleyin ne demek istediğimi anlayacaksınız.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar