NE KADAR DA GARİP?
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

.

NE KADAR DA GARİP?

04 Kasım 2019 - 08:00

Şimdi soracağım soruyu, dikkatle kendinize sorun. Çünkü gariplik tam da bu noktada başlıyor!
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) olarak, kendimizden başka iletişim içinde olduğumuz sadece tek bir devlet var. Bu devletin adı Türkiye Cumhuriyeti. 
Ve biz çok uzun yıllardan beridir her sorunumuzu, her konumuzu, her aklımıza geleni ilk Türkiye Cumhuriyeti ile istişare ederiz. Çözümün de onda olduğunu düşünürüz. Ancak ne gariptir ki hep de bu ilişkinin sınırlandırılması, belli bir çizgide tutulması, belli kriterlere dayandırılması ve saygı çerçevesinde olması gerektiğini vurgular dururuz. Bunu sağcısı da solcusu da yapar. 
Ve yine ne gariptir ki bu çizgi asla tutturulamaz!
Geliyoruz soruya:
Bu son derece absürt değil mi?
Bunun ne kadar absürt bir şey olduğunu çok sorguladık kendimize değil mi? Sağcısı da solcusu da açıklanamaz ve iflah olmaz bir şekilde giriftleştirilmiş bu ilişkinin nedenlerini bilir, sonuçlarını da… Kâh yaşadığımız kadar, kâh daha yaşayacaklarımızın da neler olabileceğini biliriz. Tartışırız. Önleminin alınması gerektiğini söyleriz. 
Ama hiçbir zaman daha ileri bir adım atacak ne cesaretimiz, ne gücümüz, ne de yetkimiz olur galiba…
Her siyasal parti ve her siyasal partinin içerisinde sivrilmiş ya da sivrilmemiş bütün siyasetçiler, bu konuyu hayatları boyunca bir madde olarak beğenirler. Konu ister ekonomik sorun olsun, ister siyasal; ister Kıbrıs sorunu olsun ister iç işleri ile alakalı çok küçük başka bir mevzu… Hatta o kadar küçük ki belki inanmayacaksınız ama bazen devletin açtığı bir ihalenin nasıl sonuçlanacağına kadar, bazen devletin açmadığı özel bir kişinin ya da kurumun açtığı bir ihalenin sonucuna kadar…
Bu kadar damarlarımızda dolaşan ve net bir şekilde bizi ciddi anlamda sarıp sarmalamış bir konunun nasıl belli bir düzleme gelebileceği ve bu düzlemin aslında ne olması gerektiğini hep bilmez gibi davranırız. 
Bilsek bile aslında hepimizin çözüm önerilerinde ya da çözüme dair kafamızda dolanan düşüncelerde eksikliğin ne olabileceğini sorgulayan bir soru işareti vardır!
İşte bunun adı çaresizliktir. 
Çaresizlik bizi biz olmaktan alan bizi gerçek anlamda bize ait kılan hiçbir değerimizi kendi içimizde yaşayamayacak kadar teslim olmuş ruhumuzdur. Teslim sözcüğünü kabul etmiyorsanız güvenmeyişimizdir. Güvenmeyişi kabul etmiyorsanız kurban edilmişliğimizdir. Kurban edilmişliği kabul etmiyorsanız yavruluğumuzdur…
Bu politika artık bayat beyler!
Bu politikanın sonuçsuz olduğunu artık sağır sultan da duydu, biliyor. 
Bu politika ile artık bir yere varılamaz! 
Çünkü bu politika artık işe yaramaz. İnsanlar seçimlerden nüfus sayımına, paradan torpil ve partizanlığa kadar her şeyin aslında nasıl ilerlediğini iyice aydınlatmış ve geri dönülemez bir şekilde kabullenmiş durumdadır. Bizim bundan sonra yapacağımız, bu teslim olmuş ruhumuzun hem olumlu hem de olumsuz anlamda nasıl bizi yeniden bize kazandıracağını sorgulamaktır.
Bir devlet olarak ihtiyacımızın ne olduğunu bu ihtiyaçların yapılandırılması için Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek olmadığını bilmediğimizi mi düşünüyorsunuz? 
Dünyada son derece kötü ve vahim durumlardan belli noktalara erişmiş devletler yok mu? 
Var! 
Biz neden onlardan bir tanesi olmayalım. Biz neden ayaklarımızın üzerinde durabilen ve kendimize hakim, kendimizi doğru ifade etme yeteneğini kendimizde görmeyelim?
Elbette Türkiye Cumhuriyeti bize kötülük yapıyor gibi duygusal cümleler kurmayacağım! Hiç kimse bir başkası izin vermezse kötülüğe maruz kalmaz! Her zaman savunduğum gibi, Türkiye Cumhuriyeti kendi devlet çıkarları için en doğrusunu yapıyor. Yapmaya devam etmeli. Edecek de…
Biz uluslararası arenaya açılmak için kullanabileceğimiz bu tek kapıyı doğru bir platforma nasıl taşıyabileceğimizi organize etmeliyiz! İşte sorunumuz! 
Ve en önemlisi, organize etmememiz gerektiğini düşünenlerin bundan kişisel ya da zümresel olarak ciddi çıkarları olduğu açık. Ve bu çıkarlarından vazgeçmeye cesaretleri yok. Çünkü insan denilen varlık, bencil bir varlıktır… Bireysel çıkarlarını ya da zümresel çıkarlarını, ki bunun içinde de bireycilik vardır, hiçbir zaman arka plana koyamaz. Karşılığında bizler bu haldeyiz!
Demek ki, ilk çözümlenmesi gereken siyaseti zenginleşmek, güç kazanmak için kullananlara geçit vermemektir!
Ne dersiniz?
Ya bu garipliği yaşayacağız! Ya da bu garipliği ortadan kaldırmak üzere net olacağız!

Dr. Çiğdem DÜRÜST
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar