RUMUN BİZE YAPMASINA KORKTUĞUMUZU BİZ KENDİMİZE YAPMAKTAYIZ
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

.

RUMUN BİZE YAPMASINA KORKTUĞUMUZU BİZ KENDİMİZE YAPMAKTAYIZ

29 Ekim 2019 - 10:58

Hoşlanmıyoruz!

Şu başbakan ve Cumhurbaşkanı arasındaki saldırgan eleştiri mevzusunun sürmesi hepimizi yıpratıyor.

Açıkçası daha çok da Başbakan’ın açıklamaları var. Dışişleri Bakanı ile başlayan Cumhurbaşkanı’na karşı çatışmalı diyalog oluşturma anlayışı, Başbakan’a ve tüm hükümete sirayet edecek diye epey korkuyoruz!

Zaten memlekette işler yolunda gitmezken bir de bizlere böyle bir sıkıntı yansıtılması, olmayan bir sorunun sanki sorunmuş gibi yaşatılması, ortada fol yok yumurta yokken sanki KKTC satılmış ya da Kuzey Kıbrıs elden gidiyormuş ve bunun da sorumlusu Akıncı imiş gibi davranılması hiç iyi gelmiyor bize.

Bunu biz söylemeden müsebbiplerin düşünmesi anlaması ve değerlendirmesi lazım değil mi sizce de…

***

Tüm işi gücü bırakıp Kıbrıs sorunu ve Cumhurbaşkanı bağlantısının kesilmesi gerektiği, üstelik de bunun sanki Akıncı gidince ortadan kalkacağı ana fikirli bir politik yaklaşımla verilmesi; asla ideolojik tartışmaların yapılmaması ve Akıncı bu yoldan çekilirse yerine ne geleceğinin bir türlü anlatılmaması bizim için hiç de iyi ve huzurlu bir ortam yaratmıyor!

***

İki günlük yağmurda etrafın sel basınlarına teslim olması, kapkaranlık olan sokakların ve ana yolların çaresinin bulunmaması, vergilerin toplanamıyor olması ve daha çok fazla soruna rağmen hükümetin bu meseleler yerine Kıbrıs sorununa kafayı takmış olması canımızı sıkmasın da ne yapalım?

Güvenlik sorunlarının burnumuzun dibinde olduğu, narkotik problemlerin ayyuka çıktığı, kaçak istihdamın ve memlekette ne idüğü belirsizlerin artışının önünün alınamadığı, devlet bütçesinin bir türlü denkleştirilemediği, halen doktor ve öğretmen eksikliklerinin kamu görevi veren personel ve hemşire sorunlarının olduğu bir ülkede sanki her şey bitmiş de tüm dert  Kıbrıs sorunu kalmış gibi davranılmasına sessiz kalışımız da düşündürtücü bir mesele değil mi?

Düşünsenize, Başbakan Akıncı’yı tribünlere oynayamak, seçime yönelik çalışmalar yapmak arzu ve hesapları ile hareket etmekle eleştirirken, acaba partisinin kendisini de Cumhurbaşkanlığı’na aday göstermekle ilgili açıklamalarını ilişkilendiriyor mu? Kendisinin de eleştirdiği bu tavırla hareket ettiği söylense acaba ne dersiniz?

Açıkçası, kendisi de Cumhurbaşkanlığı seçimi planlamaları içerisinde sıkışıp kalmış dersek buna nasıl yorum yaparsınız?

Tüm siyasal partiler ağır ağır Cumhurbaşkanlığı seçimini programlarına zaten aldırlar. Bu program çerçevesinde oluşturulan ajandaları için alt yapı oluşturuyorlar dersek ne diyeceksiniz?

***

Hem bir türlü de yanıt alamadığımız bir sorun var: Cumhurbaşkanı uluslararası siyasette 1960 Anayasası tahtında Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkan muavini statüsü ile uluslararası kabul gören bir toplum lideri olduğu için bu görüşmeleri yaparken, tanınmayan KKTC’nin başbakanı veya Dışişleri Bakanı veya hiçbir makamı bilinmez, görünmezken topluma anlatmaya çalıştıkları veya vermeye çalıştıkları mesaj nedir?

Açık açık söylense de hepimiz rahatlasak!

***

Geçtiğimiz hafta da yazmıştık. Tüm siyasal partilerin önümüzdeki süreci doğru kullanmaya çalışmaları ile yol çizilebilir demiştik.

Birbirini karalayarak politika üretilemez!

Bu ülkede birilerini karalayıp kendisini sıkı eleştirdiği için daha başarılı göstermeye çalışmak prim yapmayan eski bir politik taktiktir. Eskiler bunu çoktan tüketmişti. Bunu yeniden canlandırma çabası ile 19980’lerin veya 1990’ların başarısız politikalarına dönmek bizleri 25-30 yıl hatta 40 yıl geri götürmek dışında neye yarar!

Herkes görevini yapsın. Elbette birbirlerini takip etsinler. Elbette muhalefet çalışmaları iyice devam etsin. Ama tek başına bu şekilde sürmesin politikacılık.

Yoksa her alamda ve sonsuza kadar yok olacağız!

Rum’un bize yapmakta olduğunu söylediklerini biz kendi kendimize yapacağız!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar