1 Mayıs yaklaşırken deri işçisi: Ürettiğim ayakkabıyı almak...
Emekçi Köşesi

Emekçi Köşesi

1 Mayıs yaklaşırken deri işçisi: Ürettiğim ayakkabıyı almak için 6 gün çalışmam lazım

12 Nisan 2022 - 09:45

1998’de asgari ücretin iki katından fazla ücret aldığını söyleyen deri işçisi bugün ürettiği bir ayakkabı için 6 gün çalışmak zorunda olduğunu vurguluyor.

Deriteks üyesi işçiler eylem yaptı

Eren ERGİNE

Bine yakın işçinin çalıştığı Tuzla Deri Organize Sanayi Bölgesi’ndeki DERİTEKS üyesi işçileri ağır çalışma koşullarından, eriyen ücretlerinden dert yanıyor. 30 yıllık Deri İşçisi Fahri, o günden bugüne gelinen süreci şöyle anlatıyor: “98’de asgari ücret 47 liraydı, ücretim 105 liraydı. Fazla mesaiden 100 mark alıyordum. O sözleşmede yüzde 135 zam aldık biz. Şu an kirada değilim ama geçinemiyorum. Emekli olmama rağmen çalışmak zorundayım.”

İki tavuk aldığın paraya bu sene yumurta vermiyorlar

Artan enflasyon, ekonomik kriz işçilerin belini büküyor, emekçiler bugün meyve sebzeyi bile taneyle alıyor. Deriden emekli olduktan sonra çalışmaya devam eden Fahri, “O zamanlar yaşam şartları daha iyiydi bugüne göre. Şimdi bir ayakkabı alabilmek için 6 gün çalışmam lazım. O zaman bir gün çalışıp ayakkabı alabiliyordum. Ben böyle bakarım ekonomiye. Geçen sene 45 lira verip iki kilo tavuk alıyordum karnımız da doyuyordu. Bu sene 45 liraya tavuğun yumurtasını vermiyorlar. 30 senedir deri işinde çalışıyorum, üç tane direniş yaşadım, gözaltına alındık, jandarmadan dayak yedik. Biz ’98’de sözleşme yaptığımızda hiç unutmuyorum asgari ücret 47 liraydı, benim ücretim 105 liraydı. Her hafta da mesaiden 100 mark alıyordum. O sözleşmede yüzde 135 zam aldık biz. O zaman yaşam koşulları daha iyiydi. Ben şu an kirada değilim ama geçinemiyorum. Emekli olmama rağmen çalışmak zorundayım” diyor.

Fahri 500 lirayla ne yapsın?

’98’de aldığı parayla malzeme alarak ev yaptığını dile getiren Fahri şunları söylüyor: “2008’de 250 lira asgari ücret alan işçi 830 lirayla emekli oldu. Şimdi 25-30 sene çalışıyorsun sana 2 bin 500 lira para veriyorlar. Asgari ücret dahi vermiyorlar. Asgari demek en düşük demek. 25-30 sene çalışmış adama asgari bile vermiyorlar. Kızım üniversiteye gidiyor, aylık 2 bin lira ona gidiyor. İki kişiyiz evde. bizim de harcamamız var. Doğal gaz geldi 850 lira, elektrik 320 lira, çalışmazsam nasıl geçineceğim? Faturaları çıkınca elimde kalıyor 500 lira. Fahri 500 lirayla ne yapsın? Çay simit muhabbeti vardı onu da yapamıyorum. Simit alamıyorum ya.”

"İşçi kanser oluyor emekliliği göremiyor"

Alım gücünün düşük olmasını işçi mücadelesinin zayıflığına bağlayan Fahri, “Bana ’90’ların işçi mücadelesini, alım gücünü geri versinler, telefonu bilgisayarı alsınlar elimden. Asgari ücrete zam yaptık diye övünüyorlar. Zam yaptın da 5 kiloluk patates çuvalı bile olmuş 70-80 lira, et olmuş 150 lira. Bitmiş ülke bitmiş. Ülkenin yüzde 70’i açlıktan kırılıyor, yüzde 30’u çok lüks şartlarda yaşıyorlar” diyor.

Deri işçilerinin birçoğunun emekliliği göremediğinden bahseden Fahri şöyle devam ediyor: “Deri sanayide çalışma koşulları ağır, çoğu arkadaşımız kanser hastası oluyor. Kanserojen maddeler, siyanür, krom, asit var. Biz bu zararlı maddelerin içinde çalışıyoruz. Krom cilt hastalığı yapıyor, yakıyor, siyanür direkt öldürüyor. Üreten işçi kanser oluyor, emekliliği göremiyor. Çalışma koşullarımız ağır, mobbing var, tepemizde kamera var, az kişiyle çok iş yapıyoruz, eleman almıyorlar.”

1 Mayıs’a dair de şunları söyledi: “İşçilerin örgütlülüğün onurlu bir günüdür, işçiyi birleştirmek için konfederasyonların kendine çeki düzen vermesi gerekir. Her konfederasyon ayrı bir şehirde, meydanda program yapmaktansa 1 Mayıs’ı ortak kutlamalı.”

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar