Akıl ve mantığın dışında hareket edenler
Emekçi Köşesi

Emekçi Köşesi

Akıl ve mantığın dışında hareket edenler

19 Haziran 2020 - 07:41

Halk, bir milleti oluşturan çeşitli toplumsal kesimlerden veya meslek gruplarından oluşan insan topluluğuna denir. Başımızdaki siyasetçileri de halk seçmektedir. Onların düzgün, adaletli ve güvenilir olmaları, halkını düşünmeleri ve vatan için gerekli iyi bir yönetimi de beraberinde, devam ettirmekte onlara düşmektedir.

Peki nelerdir bu faydalı çalışmalar? bir düşünelim. Yönetimden beklediğimiz nedir? Yönetim daima doğru, iyi ve yükselmek amaçlı düşüncelere ve çalışmalara hızla koşmalıdır. Başımızda olanlar, her zaman vicdanını, beynini ve insani kavramları da denge terazisinde tutmayı başarmak birinci vazifeleri olmalıdır.

Adalet çemberi içinde yürümeyi başaranlar, her zaman diğer devletler içinde yükselmeyi de başarırlar. Çünkü her zaman Adalete açık, beyni iyiliğe çalışan, ayrıştırıcı değil birleştirici olma yolunda ilerlemeleri, halkında beğenisini kazanır hale gelir. Kardeşçe yaşanan yerde güller açar. Herkesin karnı doyar. Mutlu bir beraberlikte huzurlu bir yaşam döngüsünde ilerlenir.

Halkın fikirlerini rahatça söyleyemediği, baskıcı, insanların birbirini darmadağın ettiği, hırsızlığın zinaların çoğaldığı, küçük yaştaki çocukların zorla koca koca adamlara, eş diretmesi yapıldığı bir ortamda ne kadar mutluluk olabilir hiç düşündünüz mü?

Gizli kapaklı yollar ile ceplerini tıka basa bir şekilde, hak yiyerek dolduranlar, zorda olanları ezenler, utanma ve sıkılmanın unutulduğu bir dünya da kim yaşamı güzelmiş gibi alkışlayabilir? Akıl ve mantığın dışında hareket edenler, birbirine saygısı kalmayan, küçüğün büyüğü saymadığı, büyüğün küçüğü sevmediği bir yaşam döngüsüne mi girdik?

***

Bombaların patladığı, patlayan bombaların normalleştiği, direnişçilerin bodrumlarda yakıldığı, cenazelerin buzdolaplarında, sokak ortasında günlerce bekletildiği, öldürülen insanlığın zırhlı araçların ardında sürüklendiği, kadın direnişçilerin öldürüldükten sonra bedenlerinin teşhir edildiği bir dönemde; yani sermayenin, yani devletin katliama soyunduğu bir dönemde geçiyoruz yine.

şiddetin devlet politikası haline geldiği bu zamanlarda emek sömürüsü her zamankinden daha fazla.Bizler de mühendisler, emekçiler ezilenler olarak dünyanın bir çok ülkesinde güvencesizliğe karşı, işsizliğe karşı sokaklarda mücadele verirken, İktidarların da saldırılarına, emeğin ve bilimin yanında olmaya devam ederek cevap veriyoruz.

Mühendisler, emekçilik ve diğer üreticiler olarak mesleğimizi, ranttan yana değil doğadan, emekten yana kullandığımızı ve kullanacağımızı söylemek için her zaman söz hakkımızı her alanda kullanacağız.

Erkek, Kadın fark gözetmeden her yerde emeğimiz, alınterimiz bedenimiz, kimliğimiz bizimdir diyeceğiz.  Fabrikalarda, sokakta, evlerde Kadına yönelik erkek şiddetinin tırmandığı günümüzde "yaşamlarına sahip çıkan" kadınların yanında olduğumuzu söylemek için, barış için, "eşit işe eşit ücret" için, görünmeyen emeğimizin görünür olması için, her türden dayatmalara sokaklarda olacağız.

Sınıf savaşımızın bir günle ve devletin/yetkililerin belirlediği alanlarla sınırlı olmadığını unutmayarak; örgütlülüğü güçlendirerek, örgütlendiğimiz her yerde, örgütlerimizde tabanın iradesi ile kararlar alıp, eleştiri-özeleştiri mekanizmalarını canlı tutarak ve zulüm, baskı, sömürü düzenini yok edeceğimiz günlere inanarak her zaman alanlarda olacağız.

İnşaatlardaki iş cinayetleri sadece iş güvenliği önlemleri alınarak değil, inşaatların teknik şartnamelere, standartlara ve en temel mühendislik ilkelerine uygun şekilde yapılması halinde önlenebilir.

Oysa sektörde en temel mühendislik ilkeleri hiçe sayılmakta, en temel iş güvenliği önlemleri maliyet unsuru olarak görülmektedir. Patronlar inşaat işçilerinin yaşamına değer vermemektedir…

Bizler farklı düşüncelerden olan ancak iş cinayetlerini önlememesi için işçi, mühendis, işçi aileleri olarak her zaman kazalar karşısında mağdur ediliyoruz, kimse bizim insan olduğumuzu düşünmek istemiyor.

Aklımızda bulunsun, kolektif bir gücün ancak ve ancak somut adımlar atabileceğinin bilincindeyiz. Çünkü “hiçbir neden iş cinayetlerine karşı mücadeleyi parçalama gerekçesi olamaz.” Tüm birikimimizi, gücümüzü sermaye ve iktidarına karşı yoğunlaştırmalıyız…

***

Musa Eroğlu

Emekçi Kardaş

Terini aş eden emekçi kardaş

Yenilmez gücünü bilemiyorsun

Sen yalnız değilsin ben sana yoldaş

Bir türlü yerini bulamıyorsun

 

Kışlada sen varsın koğuşlarda sen

Çilede sen varsın zor işlerde sen

Savaşta sen varsın barışta da sen

Yinede hakkını alamıyorsun

 

İnsan emeğidir öz hürriyeti

Bir insan içine gör o niyeti

Sen nasıl ozansın bre Mihneti

Özgürlük türküsü çalamıyorsun

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar