Asgari ücret en düşük kamu maaşına endekslenmelidir
Emekçi Köşesi

Emekçi Köşesi

Asgari ücret en düşük kamu maaşına endekslenmelidir

24 Şubat 2021 - 11:08

Asgari ücret saptama komisyonunun hükmü kalmamıştır.

“Asgari Ücret En Düşük Kamu Maaşına Endekslenmelidir”

Emek Platformu, emekçilerin hayatlarını idame ettirecekleri artıştan mahrum bırakıldığını açıkladı.

Açıklama şöyle:

Bir yıldan fazla belirlenemeyen asgari ücrete trajikomik  bir artış yapılmıştır. Başta özel sektör emekçileri olmak üzere belirlenen maaşla yaşayan tüm insanlarımız bu durumdan mağdurdurlar. Yaşadığımız pandemi süresince bütün riskleri göze alarak çalışmak zorunda kalan emekçilerdir.

 Hali günden güne kötüye giderken, Asgari Ücret Saptama Komisyonundaki tarafların tutumları, emekçileri  hayatlarını insanca idame ettirecekleri artıştan mahrum bırakmıştır.

Hükümetin gönülsüzlüğü, işveren sendikalarının kibirli şımarıklığı ve yasa tanımazlığı, işçi temsilcilerinin ise rahatlığı kabul edilemez. Yaşananlar Asgari Ücret Saptama Komisyonu denen yapının, işçiler ve emekçiler için ne kadar işlevsiz olduğunu bir kere daha gözler önüne sermektedir.

Gelinen noktada bu komisyondan emekçilere insanca yaşayacakları bir artış yapmasını beklemek, ölüden gözyaşı beklemektir. Emekçiler için hiçbir anlam ifade etmeyen bu komisyonun  toplanması artık anlamsızdır.

Yasal düzenlemelerle asgari ücret en düşük kamu maaşına endekslenmelidir. Özel sektör emekçilerinin eşel mobil uygulamasından yararlanması sağlanarak, bu danışıklı dövüşe bir son verilmelidir.

***

Sınıf kimliği krizi

Vasfın değersizleştiği, işin biçiminin değiştiği; çok vasıflılığın, güvencesiz çoklu işlerin yaygınlaştığı, işin evden yapılmasının kolaylaştığı bir süreçte, evden çalışmanın artık çalışma hayatının ayrılmaz bir parçası olacağı muhakkak.

Bu anlamda mesele artık uzaktan çalışmanın kalıcı olup olmayacağı değil, bunun küresel ölçekte nasıl örgütleneceğidir. Sermaye teknolojik araçlarla egemenliğini, istihdam piyasasını yeniden yapılandıracak araçlarla güçlendiriyor.

Ev parçalanan çoklu işyerinin bir parçası. İşveren, teknoloji üzerinden denetim işlevini evde de kullanabiliyor. İşçi ile işveren, hiç olmadığı kadar bire bir kalmış durumda. İşçinin bilgisayarı aynı zamanda işvereninin vekili konumunda. Sürekli bir denetim ve çalışma söz konusu.

Ofis çalışanlarının birbirinden güç alabileceği bir işyeri ortamı kayboluyor. Ayrıca işçi sınıfı açısından yakın dönemdeki en büyük tehdidin, bir işverene bağlı olarak çalışan, ancak kendi hesabına çalışan kategorisine mahkûm edilen bir topluluğun açığa çıkması olduğunu düşünüyorum.

Bütün bu süreçte ofis çalışanının sınıfsal kimliği açısından (daha önce de var olan ama bu dönemde derinleşen) ciddi bir krizin olduğunu söylemek mümkün. Bu nedenle çıkarını ortaklaştıran, dayanışma temelinde sorunlarını aşmaya çalışan pratikleri örgütlemek gerekiyor.

Çare dayanışma

Sınıf bir tahayyüldür. Büyük bir ‘biz’in inşasıdır. Bu inşayı gerçekleştirmek ise her şeyden önce öncelikli sorunların tespitiyle ve bu sorunlar üzerinden ortak bir eylemlilikle mümkün. Bu anlamda ofis çalışanlarının dayanışma ağları, kooperatifler, sendikalar üzerinden siyasallaşan, uluslararası dayanışmayı esas alan bir süreci örmesi gerekiyor

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar