Emeğin gücü... Emeğin sömürüsü...
Emekçi Köşesi

Emekçi Köşesi

Emeğin gücü... Emeğin sömürüsü...

25 Ekim 2021 - 09:45

Emek gücü diğer metalar gibi değildir. Özel bir metadır. Değer yaratan bir güçtür. Kendisinde olandan daha fazlasını yaratan bir “değer kaynağı”dır. Aslına bakılırsa değer kaynağı falan değildir! Çünkü “değer” derken bütünüyle kapitalist bir “mantık” içinde konuşmuş oluyoruz.

Peki, n e yapıyoruz yahu? “İnsan olmanın” hangi vasıflarını, hangi değerlerini eleyerek bugünlere kadar geldik? Ne uğruna? Ve bugün karşımızdaki tablo ne? Memnun muyuz?

Birilerinin üzerlerine basarak, onları ezerek yükselmenin; emeğin hakkını sömürerek elde edilen zenginliğin; eşitsizliği besleyen politikaların bedelinin çok yüksek olduğunu hâlâ anlamıyor muyuz? Neden öyleyse karşı çıkmıyoruz? Direnmiyoruz?

Göçmen sorununa “ucuz işgücü” olarak bakmaya kadar indirgendi olay. Hatta “yabancı işçiler olmazsa ekonomi çöker” lafları bile ortada dolaşıyor. Daha da vahimi, göçmenler üzerinden emekçiler birbirine düşürülüyor. İnsanlar “kölelik düzeyinde emek sömürüsü” ile “işsizlik” arasında seçim yapmaya zorlanıyor.

Bir oto yıkama galerisindeki işletmeci ile sohbet ediyorum. Yanında dört işçi çalışıyor. İki Türkmen, bir Özbek, biri de Vanlı. İşleri başından aşkın. Durmaksızın çalışıyorlar. İşletmeci “Çalıştıracak adam bulamıyorum, yabancılar çok iyi iş çıkarıyorlar” diye anlatıyor.

Bunun meali “Benim verdiğim parayı ve çalışma koşullarını beğenmiyorlar” demek. Asgari ücretin bile altında çalışacak olan adam sırada iken neden daha fazla versin ki...

İşte sorun tam da bu bakış açısında. Ve bu hemen hemen her sektörde, her alanda.. Sapır sapır doktorlar, aile hekimleri istifa ediyorlar... Neden?

Görmüyor muyuz? Anlamıyor muyuz? Bu düzen yürümüyor? Yürümez.

Ne yapacaksın?

Emeğin karşılığını vereceksin. Maliyet azaltıcı kalemlerin ilk sırasına kendi çalışanının ücretini kısmayı koymayacaksın. Ya da aynı maaşı vererek çok daha fazla çalıştırmaktan vazgeçeceksin. İnsanca yaşayacağı ücreti vereceksin ki insanca değerleri o da benimsesin.

Çocuğunun eğitimine, kendi becerilerini geliştirmeye, tatil yapmaya, kültürel, sosyal faaliyetlerde bulunmaya bütçesinden pay ayırabilsin. Bu işveren olarak senin de görevin.

***

SÖMÜRÜNÜN ‘YOK YERİ’

Emekçinin üretim sürecinin hangi aşamasında sömürüldüğü meselesi ampirik değil teorik bir meseledir. Ne demek istiyoruz, biraz açalım:

Kapitalist üretim süreci eş zamanlı işleyen iki sürece bölünmüştür; bir yanda emek süreci diğer yanda da değerlenme süreci. Emek süreci, insan-doğa arasındaki metabolik ilişkidir; değerlenme süreci ise insan-insan arasındaki sosyal ilişkidir. Ama her iki süreç de zaman ve mekân olarak birbirinden ayrı değil, bir arada hatta iç içe gömülüdür!

Kapitalist üretim süreci emek ürünlerinin meta olarak üretildiği “gizemli” bir süreçtir. Şöyle ki, üretim sürecinin çift katmanlı doğasından ötürü emekçinin ürettiği kullanım değerleri Midas dokunuşu misali “altına” yani “metaya” dönüşüverir!

Bu dönüşüm meselesi ampirik olarak kanıtlanamaz; bu teorik bir meseledir. Bu şey beyin ve bilinç arasındaki meseleye benzer; nöral aktiviteler ile bilinç arasındaki ilişki gibidir. Nöronları inceleyerek bilinci bulamayız.

Benzer şekilde kullanım değerlerini elimize alıp inceleyerek de “değeri” bulamayız! Çünkü değer tekil kullanım değeri içinde olan bir gerçeklik değildir; değer ancak kullanım değerleri arasındaki sosyal ilişkide açığa çıkar. Çünkü sömürü, belirli zaman kesitine sıkışmış değildir; sömürü bir süreç olarak üretim sürecinin her yerine yayılmış haldedir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar