Emekçiler rejimle hesaplaşmalı
Emekçi Köşesi

Emekçi Köşesi

Emekçiler rejimle hesaplaşmalı

09 Mayıs 2022 - 09:46

“Rejimin niteliğini de hedefe koyan sendikal bir perspektifle, emekçi sınıfların temel talep ve yaklaşımına uygun demokratik bir ülke mücadelesiyle önümüzdeki dönemin ihtiyacına yanıt üretilebilir”

Kamu emekçileri hareketi AKP’li yıllarda büyük yaralar aldı. Bu dönemde uygulanan politikalara karşı verilen mücadelelere rağmen kimi çevreler bir dönem AKP’ye ciddi destek verdi

Siyasi iktidarların özellikle 1980 sonrası neo-liberal politikaları ile kamusal hizmet veren kurumların tasfiyesi, bu alanların sermayeye açılması, beraberinde kamunun her geçen gün daraltıldığı, kamusal hizmetlerin kar mantığıyla piyasanın insafına terk edildiği bir dönüşüm sürecini yaşıyoruz.

AKP hükümetleri ile yaşadığımız 20 yıllık süreç ücretli çalışan olsun veya olmasın tüm kesimlerin ciddi kayıplar yaşadığı dönem olmuştur. Kamu emekçileri de bu dönemde hak kayıplarına uğramış; haklarını korudukları ve büyütebilecekleri mevzileri korumak ve büyütmek bir yana maalesef tam aksine mevzi kaybetmiştir.

Sermaye ve hükümetin emek düşmanı politikalarının hayata geçtiği 1980’lerle başlayan ve sürmekte olan bu sürecin planlı bir emek saldırısı olması hepimizce bilinmekle birlikte, emek cephesi bu saldırıları durduracak uzun soluklu bir mücadele programını yeterince hayata geçirememiştir.

Bu programın bir an evvel oluşturulması şart; kullanılan araçlar, mücadele şekli, dili, tarzı başta olmak üzere aklımıza gelecek pek çok alanda sermayenin ve hükümetin saldırılarını durduracak ve püskürtecek bir tarzda emek-sermaye çelişkisini esas alarak mücadele programının yenilenmesi ve güncellenmesi gerekiyor.

Geniş kitlesel kesimlerin maruz kaldığı mağduriyetler, tahribatlar ve özellikle son aylarda yaşanan sosyo-ekonomik krizin artık katlanılmaz olduğu bir süreçten geçerken böylesi bir programa olan ihtiyacın büyüklüğü ve aciliyeti ortadadır.

Kimi muhalif kesimler açısından AKP’nin ülkeyi demokratikleştireceği beklentisi geçmiş yıllarda en önemli açmazı oluşturdu. Aynı politik hatalara düşme ihtimaline karşı emekçiler ne yapmalı?

AKP, ülkemizde sistemin kendi açmazlarında yaşanan tıkanmanın bir sonucu olarak “demokratik söylemlerle” ve ulusal ve uluslararası sermaye güçlerinden destek alarak siyasette yerini aldı.

Özellikle 12 Eylül darbesiyle ve darbecilerle hesaplaşma, askeri vesayeti bitirme gibi vaatler üzerinden siyaset yaparak kimi kesimlerin desteğini de arkasına aldı.

Etnik kimlik, inanç ve benzeri nedenlerle ezilen kesimlerin desteğini de alacak söylem geliştirdi, mağduriyet söylemine sığındı, birbirinden farklı kesimlerin desteğini almayı başardı. Geniş kesimlerde yaratmış olduğu rızanın verdiği cesaretle de gündemini uygulamaya hız verdi.

Ülkemizde gerek geçmiş iktidarların uyguladığı ve gerekse AKP’nin iktidara geliş sürecinde benimsediği ekonomi politikasına, sadece bu politikalara karşı yıllardır mücadele veren sendikalar ve sosyalist, devrimci kesimler itiraz ederken, liberaller başta olmak üzere pek çok kesim destekledi.

 Oysa bugün yaşadığımız çok boyutlu krizin temelinde bu politikalar yer alıyor. AKP, iktidarını konsolide ettikçe planlı bir şekilde emek ve demokrasi cephesine karşı baskıcı otoriter bir yönetim biçimine dönüştü, hatta iktidarını sürdürmek için ülkeyi sermaye açısından ucuz iş gücü cennetine çevirdi. Bu da kuşkusuz demokrasinin rafa kaldırılmasını getirdi.

Bugün artık böyle gitmeyeceğini düşünenler, bu politikaların yıkım getirdiğini görenler oldukça arttı. Bununla birlikte artan öfke akacak bir mecra arıyor. Yeni bir arayış ile toplumsal ihtiyaçlara gerçekçi ve samimi çözümler üretecek bir siyasi oluşuma acil ihtiyaç olduğu çok açık.

Geçmişin hatalarına düşmeden, emekçilerin söz, yetki ve karar sahibi olacağı yapılar oluşturularak toplumsal ihtiyaçlara cevap veren bir program ve ekonomik politik anlayışın geliştirilmesi hiç olmadığı kadar zorunlu ve acildir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar