Emekçiler sınıf bilinci içinde bir araya gelerek sendikaları...
Emekçi Köşesi

Emekçi Köşesi

Emekçiler sınıf bilinci içinde bir araya gelerek sendikaları oluşturmuşlardır!

21 Ağustos 2020 - 07:58

Patronların kâr hırsı, siyasi iktidarın şovları işçileri öldürüyor, dahası İşçi sınıfı ne zaman ki 1 olur o zaman haklarına sahip çıkacağını göreceği.  Ama bu şekilde yani bizde olduğu gibi sendikalar işçilerin çıkarlarını değil de siyasi partileri savunursa, arka bahçeleri olursa sömürmeye karşı gerekli mücadeleyi ortaya koyamaz.

Çözüm, emekçinin bilinçli, bilgili, eğitimli olmasından geçmektedir.

Kapitalizmin egemen gücü emekçiyi sömürebilmek için, onun eğitimli, bilgili olmasını istemez. Cahil, bilinçsiz ve suskun emekçi onun için en makbul olanıdır. Hitler’in propaganda bakanı Goobles’in sözlerini hatırlamakta yarar var: “Önemli olan halkın aydın kesimini kandırmak değildir. Onları fazla önemsemeyin. Onları kandırmak zordur ve zamanı boşa harcamış olursunuz. Sizin asıl hedefiniz cahil ve okumamış kitlelerdir. Onları kandırmak çok daha kolaydır.”

Haklarını bildiği halde bilinçli emekçi, işsiz kalacağından korktuğu için egemen gücün sömürüsüne katlanmak zorunda kalır. Emekçinin bireysel ve toplumsal haklarını koruyabilmesi için bilgili ve bilinçli olması, siyasal ve sosyal alandaki haklarını bilmesi gerekir. Ancak o zaman siyasal sosyal ve ekonomik alanlardaki haklarını gerçekleştirecek ve koruyacak kendisi için en yararlı olan siyasal ve sosyal yapıları tercih edebilecektir.

Emek dünyanın en kutsal değerlerden biridir, sermayeden üstündür ve önemlidir. Çalışanlar olarak biz hepimiz emekçiyiz, emeğimiz kolumuzdaki altın bileziktir. Emekçiler bu altın bileziğin değerini bilmeli, karşılığını istemelidirler. İşlerini severek ve en iyi şekilde yapabilmelidirler.

Bu konuda, İnsan hakları savunucusu, Martin Luther King şöyle demiştir: “Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse, Michelangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’in beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün, o kadar güzel süpürün ki, gökteki ve yerdeki herkes durup, burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş desin .“

Kapitalist sistemde sermaye ve siyasi iktidar karşısında emekçilerin haklarını savunacak bir kuruma ihtiyaç vardır. Emekçiler sınıf bilinci içinde bir araya gelerek sendikaları oluşturmuşlardır. Sendikalar çalışma yaşamı içinde sorunları çözmede, ortak çıkarları ve hakları korumada, geliştirmede belirleyici rol oynamaktadır.

Emekçi haklarının korunmasında sendikalar kadar devlete ve işverene de büyük roller düşmektedir. Devlet, ülke ve insanlarına adil ve dengeli sosyal refah içeren düzen sağlamalı, işveren ise ırk, dil, din ve cinsiyet gözetmeksizin çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirme çabası içinde olmalıdır.

Emek dünyanın en önemli değerlerinden biridir. Emeğin, emekçinin, alın terinin, dayanışma ve yardımlaşmanın artık çok az görülen ülkemizde ve diğer ülkelerde işçilerin bölünmüş parçalanmış oluşları ve özel sektörde sendikasızlığa mahkum edilişlerindendir.Ama bu böyle sürmez, mücadele ağır dahi olsa ilerleyip amacına ulaşacak ve bütün işçiler örgütlenecek, bu böyle biline...

***

15-16 Haziran'da başlayan yürüyüşü biz tamamlayacağız!

Büyük işçi direnişi 15-16 Haziran direnişinin 50.yılındayız. 50 yıl önce ayağa kalkan Türkiye işçi sınıfı, sadece kendi varlığını ispat etmekle kalmadı, aynı zamanda insanca bir yaşamı sağlayacak tek gerçek güç olduğunu da gösterdi.

Bundan yarım asır önce işçi sınıfının sesini kesmek üzere harekete geçenlere karşı "tek yumruk" olanların yürüyüşü yarım kalmıştı. Sendikal hakları için mücadele eden yüz bin emekçi, insanca bir yaşam için eşitlikçi bir düzen mücadelesine katılmak zorunda olduğunu görmüştü.

Siyasi iktidarın ve sermaye düzeninin bu cehenneme karşı işçi sınıfı dün olduğu gibi "tek yumruk" olarak cevap vermek zorundadır.

50 yıl önce sendikal haklarını korumak için ayağa kalkan, yüzbinler olup sahne alan işçi sınıfı, bugün de benzer saldırılar altında. Dün işçi sınıfının örgütlülüğünü hedef alan sermaye düzeni, bugün işçi sınıfının en temel haklarına göz dikmiş durumda.

Salgın ve krizi bahane eden siyasi iktidar, bir oldu bitti ile işçi sınıfının yüz yıllık kazanımı olan kıdem, iş güvencesi ve emeklilik haklarına saldırıyor. AKP iktidarı, krizin ve salgının yarattığı bedeli emekçilerin üstüne yıkarak, sermaye düzenine yeni kan arayışı içindedir. Bu kan arayışına karşı emekçiler tüm gücüyle dur diyecek!

insana "düştüysen hep böyle gidecek değil ya! yine kalkar, yoluna devam edersin." diyerek güç verirken "ama hayat bu ya, belli olmaz, yine düşüverirsin, canın yanar." diye uyarı veren, bu sırada da can yakan Selda Bağcan eseri. dost acı söylermiş, belki de o yüzden ağır geliyor dinlemek.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar