Emekçilerin direnişi rejimi aşındırıyor
Emekçi Köşesi

Emekçi Köşesi

Emekçilerin direnişi rejimi aşındırıyor

04 Şubat 2022 - 12:11

Geçtiğimiz son bir haftada, Trendyol işçileri ile başlayan dalga, sektördeki neredeyse tüm şirketlere yayılırken, hem iktidar hem ana muhalefet ise sessizlikle emekçilerin yürüyüşünü izliyor.

Esnaf-kurye modelinde çalışan emekçilerin, iş yaşamlarındaki yoğun güvencesizliğe bir de ücretlerini enflasyon altında ezecek miktarda zamlar eklenince, 2022 yılı hizmet sektöründe grev ve direnişlerle başladı.

İlk olarak Trendyol emekçilerinin kazanımla sonuçlanan direnişleri, aynı iş kolundaki diğer emekçiler için de ilham oldu, Scotty, Yemeksepeti, Aras, Hepsijet, Yurtiçi Kargo ve daha birçok şirkette emekçiler hakları için sokağa çıktı.

Sayıları gittikçe artan emekçi direnişlerinin ortak noktalarından biri, çoğunun esnaf-kurye sisteminde çalışıyor olması. Bu sistemde emekçiler, şirketin ortağı gibi gösterilerek işçileri koruyan herhangi bir ayrıcalıktan faydalanamıyor, üstüne üstlük iş kıyafetinden korumasına, sigortasına kimi yerlerde aracına kadar birçok gider kalemi de yine emekçilerin üzerine kalıyor.

Sektörde çalışan emekçilerin ciddi kısmı gelir gider dengesini sağlamakta zorlanırken, riskli bir sektörde, performans ve hız baskısı altında çalışmak zorunda kalıyorlar. Sektör içerisinde daha önce Yemeksepeti çalışanlarının sendikalaşma deneyimi hükümet ve patronlar eliyle engellenmeye çalışılmıştı.

Ancak bugün gelinen noktada direnişler engellenemiyor, sektördeki tüm emekçiler insanca ücret, çalışma koşulları ve örgütlenme hakları için mücadele ediyor, kazanım sağlanıyor.

Her ne kadar bugün gündemde olan, daha çok esnaf kurye sektöründe çalışan emekçilerin mücadelesi olsa da aslında geçtiğimiz yılın sonundan beri neredeyse her sektörde emekçiler mücadele imkanı olduğu anda hakları ve emeklerinin karşılığı için direnişe geçiyor.

Ağırlığı hizmet sektöründe, benzer şartlarda çalışan emekçilerin birbirinden destek alarak büyüyen mücadelesinde değinilmesi gereken daha genel bir nokta ise içerisinde bulunduğumuz süreçte bu hareketliliğin siyasal konjonktürde nereye oturduğu.

AKP’nin dolarizasyon ve finans sektörünün kırılganlığına sürüklediği ekonomi, geçtiğimiz yılın son aylarından itibaren yaşanan döviz hareketleri sonucu yeni bir kriz sürecine girdi. Pahalılık rekor seviyede artarken, ücretler bu yükselişe yetişemedi.

Bugün gitgide artan direnişlerin en güvencesiz sektörlerden birinde yaşanmasının gerekçesini de burada aramak gerek. Güvencesizliği, emekçilerin sırtına yüklenmiş daha fazla gider kalemini ve insan yaşamını tehlikeye atacak çalışma koşullarını düşünürsek, bu süreçte en çok kırılganlaşan sektörde emekçiler insanca yaşam mücadelesi veriyor.

Tüm bu direnişlerin karşısında, iktidar ve muhalefetin pozisyonu ise alışılmışın dışında. Önce 2016’da başlayan kriz, ardından pandemi sonrası kırılganlaşan ekonomide tüm inisiyatifini sermayedardan, patrondan yana kullanan iktidar, bugün her iki sınıfı da memnun edemeyecek bir pozisyona geldi.

Geçmişten beri en büyük alameti farikası kültürel, ideolojik aygıtlarıyla, polis-yargı baskısıyla işçi sınıfının sesini kısmak, örgütlülüğünü sekteye uğratmak ve bu sayede sermayeye ucuz iş gücü sağlamak olan siyasi iktidar, gelinen noktada sürece herhangi bir şekilde müdahale edemiyor, kendisi müdahil olamıyor. Saray, emek temelli herhangi bir direnişe veya hareketlenmeye karşı felç kalmış durumda. Bu da bize saray rejiminin yıkılmak üzere olduğunu gösteriyor

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar