İşçi Ve Emekçi Kardeşler, Uyanma Zamanı Gelmedi Mi?
Emekçi Köşesi

Emekçi Köşesi

İşçi Ve Emekçi Kardeşler, Uyanma Zamanı Gelmedi Mi?

10 Ağustos 2020 - 11:43

Malum acımasız bir sömürü düzeni kapitalizm hep iliklerine kadar sömürmeyi emrediyor, işçilerin. İşte vicdanen benim isyanım da tam da buna… Hükümet yetkilileri  en azından bu işçilerin sömürülmesine izin vermemeli.  Zaten canlarına kıymet veren yok bari emekleri çalınmasın…

Sermaye destekli olarak yaratılan ve düzene ayak uyduran, sendikalar, sendika ağaları, böyle bir hükümetin eteğine yapışmış, böyle dansöz gibi kıvıran sendikacıları olan işçiye bu reva görülen asgari ücret çok bile...

Oysa işçiler bütün ülkelerde herkesten güçlüdür, gördüğünüz tüm bu dünya düzeninin yaratıcısı ve ayakta tutanıdır işçi, işçiyi içinden alıp çıkarttığınız zaman yaşam başımıza çöker . Ne var ki kapitalizm, işçiye hak ettiği onuru, saygınlığı, gücü, avantajı, etkinliği, söz hakkını vermez.

Böylece onları eze eze sömürme olanağına kavuşur. Sermaye ve hükümet, en kolayını biliyor ve  bunu sendikalar ve kimliksiz, satılmış, onursuz, paragöz sendikacılar aracılığı ile yaparlar. Bir bakarsınız ki işçinin emeğini satıvermişler...

Sararan kırmızı sendikalar ve sendikacıları girdikleri ilişkiler nedeniyle zenginleşirken işçiler bilinçli olarak fakirleştiriliyor. Peki ama işçilerin, emekçilerin başına her türlü çorap örülürken... Kendi hakkını bile almaktan  korkan işçinin ne yararı olabilir ülkesine? Sonuçta bu ülkede kıvıran sendikacılar önde giderken, İşçiler arkalarında gidiyor. O zan yapılanlar müstahaktır...

***

Kapitalistlerin saldırısına, krize, işsizliğe, açlığa ve yoksulluğa karşı mücadelenin birinci koşulu birleşmek, örgütlenmek ve birlikte mücadele vermektir. Bu, aynı zamanda işçi ve emekçilerin siyasi bir güç haline gelerek ülke siyasetinde gerçek bir ağırlık kazanmalarının, taleplerini gerçekleştirebilmesinin de ilk adımı olacaktır.

Krizin bedelini asıl sorumlularına, düzenin asıl sahiplerine ödetmenin, özgürleşmenin ve kurtuluşun başka bir yolu yoktur. Kapitalizm artık işçi ve emekçiler için onurlu, insanca bir yaşamın asgari koşullarını bile sağlayamamaktadır. Milyonlarca emekçi hak değil, bir nevi “sadaka” olarak verilen ve rejim tarafından siyasi karşılığı istenen “sosyal yardımlara” muhtaç hale getirilmiştir.

Bu ülkede tarihi boyunca çok büyük hak mücadeleleri vermiş olan işçi sınıfı, örgütsüzlüğü ve siyasi zayıflığı nedeniyle aşağılanarak “fakir fukara” konumuna düşürülmüştür. Oysa bizler “fakir fukara-garip gureba” değil emekçiyiz! Biz adıyla sanıyla işçi sınıfıyız!

Sermayenin ve onun temsilcilerinin dayattığı bu rezil durumdan kurtulmanın tek yolu, işçilerin birleşerek, örgütlenerek ve mücadele ederek kendi geleceklerini kurmaya başlamalarıdır. İşçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacak; gerçek özgürlük  işçilerle gelecektir..!

Asgari Ücret Komisyonunda bütün işçiler temsil edilmelidir; sadece bir başlangıç ücreti olarak, onurlu, insanca bir yaşam için yeterli bir asgari ücret!

Yoksulluğa karşı;  sendikalar ve işçi örgütlerince saptanacak gerçek yoksulluk sınırının üzerinde bir ücret, refahtan payını alan, insanca  yaşamaya uygun ücret artışı, enflasyona karşı, gerçek hesaplara dayalı bir eşel-mobil sistemi…

İşsizliğe karşı;  uzun çalışma sürelerine son verilsin, ücretlerde bir kısıntıya gidilmeden iş saatleri kısaltılsın!Bütün emekçilere çalışma hakkı!

Batan işyerlerinin ve iflas eden patronların işsizlik fonu ve diğer kamu fonlarıyla kurtarılmasına hayır; İflas eden işyerleri çalışanların denetiminde kamulaştırılsın! İşsizlik fonu sadece işsizler için kullanılsın!

Peki işçiler desteklenmiyorsa bu ülkede neoliberalizmden sonra hayat var mı ? Ne yazık ki güçlü olasılık bu; aptallığını uyduruk resmi tarihlerden alan, yeni faşizmin sağlı sollu minvalleri…

Fakat bir şey daha var; kurumsal örgütlenmelerin hantallığından bıkmış, karar verme hakkını başkasına hiç bir zaman, hiçbir yerde devretmek istemeyen bir insanlık hali. İsyan yani…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar