İŞTE BU HİKAYE BİZİM HİKAYEMİZ:
Emekçi Köşesi

Emekçi Köşesi

İŞTE BU HİKAYE BİZİM HİKAYEMİZ:

20 Aralık 2021 - 10:39

1974 yılında, Rumların terkedip gitmek zorunda kalarak bıraktıkları fabrikalar, 1975 yılında Sanayi Holding adı ile faaliyete geçirildi. 38 fabrika, 7 satış ve teşhir merkezi ile Sanayi Holding, Devletten sonra en büyük işveren konumuna geldi. 1980 yılına kadar 1450 çalışan sayısına ulaştı, 3 vardiya ve hafta sonları da dahil üretim yaptı. Üretim kapasitesinin % 72.5’ini kullandığı 1981 yılında satışı üretiminden % 10 daha fazla oldu.

Çünkü Sanayi Holdingin kuruluşundaki şansı dünyada hiçbir şirket bulamazdı. Fabrikaları bırakıp gitmek zorunda kalan gerçek sahipleri, binalar ve kurulu makineler yanında, stok hammadde ve tavanlara kadar dolu, satışa hazır mamul ürünler de bırakmıştılar. 1450 çalışanın ürettiğinden fazla satış yapılmasının nedeni bu idi, zaten ayni olay şirketin kurulduğu günden, 85’li yıllara kadar defalarca gerçekleşti. Yani yıllarca Rum’dan kalanları da satabiliyorduk.

****

Sanayi Holding 1997 yılında kapatıldı. Peki ama ne olmuştu da plastikten kozmetiğe, metalden gıdaya yüzlerce çeşit ürün üreten ve hatta başka fabrika bile kurabilme yeteneğine sahip olan bu şirket kapatıldı? Çeşitli kesimler bu konuda farklı yorumlar yapabilirler, ama gerçek neden Kıbrıs Türküne dayatılan politika idi. Aslında Sanayi Holding, 1986 yılında Turgut Özal’ın bize biçtiği gömlekte, özelleştirme adı altında, Kıbrısta üretmeyen, yalnızca tüketen insanlar yaratma politikası sonucu fabrika sayısının 14’e, çalışan sayısının ise 300’e indirilmesi ile resmen değil, ama fiilen kapatılmıştı. Niye bize biçilen politikada üretmek yerine tüketmek reva görüldü?

Bunun cevabını o günlerde bu politikaya destek verenlerin bile çoğu, bugünü yaşayarak görüyorlar ve şimdi “üretelim” diyorlar. Evet niye bize tüketicilik dayatıldı? Çünkü üretenler örgütlenir, hak ister, kendisi yerine başkasının konuşmasını kabul etmez, talimatlarla yönetilmez. Çünkü kendi kendine yeter ve alacağı kararları bağımsız olarak kendisi alır.

1986 yılında, dayatılan politikalara karşı çıkıp fabrikaların kapanmaması, üretime devam etmesi için direnişe geçen, eylemler yapan DEV-İŞ ve üyelerinin üzerine basınçlı sular ve elektrikli coplar ile polis çıkarılması hiç de o kadar safça değildir.

****

Sanayi Holding, Cyprufex, Turizm İşletmeleri ve daha niceleri aslında özelleştirme adı ile kapatıldı. Zaman Özal’ın köşe dönmecilik zamanı idi ya! Kapatılan fabrikalar da Denktaş-UBP Hükümetleri tarafından eşe, dosta peşkeş çekildi, dağıtıldı. Kimi fabrika çorap üretirken kahvehane, kimisi soba üretirken saman ambarı oldu.

Kimisi bisküvi üretir iken kapatıldı ve siyasilerin de ortak olduğu bisküviler Türkiye’den Kıbrıs’a getirilip pazara hakim kılındı. Plastik çuval ve ip üretimi yapan Termal Plastik kapatıldıktan sonra yıllarca avlusunda 3-5 inek barındırdı.

Üretimden aldığı güçle kimseye eyvallah etmeyen binlerce insan işsiz kaldı. Çoğunluğu geleceği göç yollarında aradı, kalanlar ise çaresiz, iş için aş için tanıdık aradı. Ne fabrikaların kapatılması ne de insanımızın göç etmesi, yönetenleri rahatsız etmedi. Tam tersi egemenlere göre öyle olmalı idi. Ayni politikaya devam ettiler.

Onlar için insanlar değil, yönetilen insanlar ve toprak önemli idi. İnsanlar işsiz kalmalı ve kapılarına gidip, kendilerine veya çocuklarına iş istemeli idi ki yola gelsinler, şükran çeksinler. Onlara göre yola gelmeyene iş yok, çocuklarına aş yok.

Yola gelmeyenleri ezdiler, dışladılar, horladılar, için için göç etmelerini istediler ve hatta bazen kendilerine hakim olamayıp "Bunlar haindir, Rumcudur, güneye gitsinler, Moskova’ya gitsinler” ve bazen bu da yetmedi hızlarını alamadılar “Amerika’ya gitsinler yeter ki bu ülkeden kaçsınlar” dediler.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Rüştiye Gökpınar
    5 ay önce
    Yazıyı okurken o günlere geri döndüm içim acıdı kontrolsuz olarak gözümden yaşlar aktı aktıkça yüreğimin yandığını hissetti. ne o günün yöneticilerine ne Turgut Özala rahmet okumayıcam Kıbrıslı Türklerinin vebalini nesiller boyunca çeksinler

Son Yazılar