Modern insanın ilahı: Sermaye
Emekçi Köşesi

Emekçi Köşesi

Modern insanın ilahı: Sermaye

24 Ağustos 2020 - 07:34

NE SAÇMA VE ÖLDÜRÜCÜ BİR REKABET DEĞİL Mİ?.

Betonlaşma, her yerin plazalarla dolması, önce doğayı katledip sonra gökdelenin 25. katında bahçe vadederek satışa sunulan evler. Basit bir köy hayatında uçsuz bucaksız yeşillikler içinde komünal bir yaşam sürdürebilme seçeneğimiz varken neden sabah sekiz- akşam beş arasında kölelik yapıp sonrada kendimizi yorgun argın bloklar şeklinde inşa edilmiş beton yığınlarının içine atıp TV karşısında uyuyakalıyoruz?

Hepimizin çocukluğunda akşama kadar sokakta oynama isteği, ağaca tırmanma hevesi, küçük kayalıkların üstüne çıkma, korulardaki küçük mağara gibi olan yerlere girme merakı vardır. Bırakın çocukluğu, şu anda da neden uçsuz bucaksız bir vadi ya da deniz gördüğümüzde hayran kalıp saatlerce o manzaraya bakmak istiyoruz?

Çünkü biz doğanın bir parçasıyız ama sanki doğa bizim oyuncağımızmış gibi onunla oynuyoruz, kendi ellerimizle diktiğimiz binalara boğaz manzarası olduğu için ekstra para ödüyoruz. Önce o manzarayı yok ediyoruz sonra ona ulaşmaya çalışıyoruz. Paramızla. Modern insanın ilahı sermaye. Hepimizin yaşam amacı, bunun farkında olalım ya da olmayalım.

***

Kişisel gelişim kitaplarında bize empoze edilen iş hayatında başarılı olmanın sırrı gibi safsataları kendimize hayat felsefesi kabul edip kısacık ömrümüzü para kazanma, daha çok kazanma, hiçbir zaman tamamlanmış olmama, lüks eşyalara sahip olma, modaya ayak uydurma, popüler kültürün bize dayattığı yerlere gidip, onun istediği şeyleri yeme içme, giyme saçmalığı ve bunun gibi birçok gereksiz şeylerle bitiriyoruz.

Tüketim kültürünü yok etmedikçe köle gibi saatlerce düşük maaşlara çalışmaya devam edeceğiz. Kendinize ve etrafınıza bir bakın. Ne kadar gereksiz eşyanız var? Aşırı üretim yoksulluğun nedenidir. Üretmek ve tüketmek. Birbirini besleyen iki eylem. Ne kadar çok üretirsek (çalışırsak) o kadar çok tüketmek zorunda bırakılıyoruz, ne kadar çok tüketmek istersek de o kadar çok çalışmak (üretmek) zorunda kalıyoruz.

Bizim bu çalışmaya karşı olan tavrımızı sorgulamamız gerek. İş hayatı ölsün, herkes evine, fabrikalar yıkılsın demiyorum fakat çalışma şartları değişebilir. Olması gereken şartlarda çalışabiliriz. İşyerine, ofisine, dükkanına körü körüne vakit harcayarak saatlerini, bütün gücünü işe ayırarak kendisine yabancılaşan, doğayı doğal hayatı unutan insan her şeyin sorumlusudur.

***

 Üç kuruş para karşılığında emeğimizi satarak kendimizi satıyoruz, köleleşiyoruz. Günün belirli saatlerinde sabah uyanamamış olduğumuz için esneye esneye, akşam da yorgunluktan gözlerimizi açamadığımız için yarı baygın bir şekilde topluca otobüslere doluşuyoruz. Çok komik bir görüntü, keşke farkına varabilsek

Telaş içindeki herkes geçim derdi için işe gidiyor fakat onun gibi binlercesi aynı kişiye/kuruma emeğini satmaya gittiği için burada kâr elde eden patron oluyor. Çoğunluğun saatlerce çalışıp sadece geçimini zar zor sağlamaya yetecek kadar para kazanmasına ve sürekli çalıştığı için doğru düzgün bir sosyal hayatının olmamasına karşın azınlığın hiçbir çaba sarf etmeden sadece o koltukta oturuyor olmanın verdiği avantajla işçinin alın terinden biriken sermayeyi yemesi…

İşte pırıl pırıl bir kurulu düzen. Burjuvaya nasıl hizmet ediyoruz, nasıl kendi kafamıza sıkıyoruz, işte aynen böyle. Çalışma saatlerinin bu kadar uzun olması ve bu kadar işsiz insanın olması büyük bir çelişki değil midir? İş gücünü bölüşürsek hem işsizlik biter hem de daha az mesai yaparız. Ama yapamayız. Neden mi? Çünkü patronlarımız buna asla izin vermez. İşte bu noktada da kendi kafamıza sıkıyoruz.

İyi bir kadın işçi iğle dakikada ancak beş ilmek atabilir. Ancak bazı dönüşümlü dokuma tezgahları aynı süre içinde 30 bin ilmek atabilir. Yani makinenin her dakikası kadın işçinin 100 saat çalışmasına eşittir veya makine her bir dakikada işçiye on günlük bir dinlenme süresi sağlar. Makine gelişerek insan çalışmasını durmadan hızlanan bir kesinlikle yendikçe, işçi dinlenme süresini aynı oranda uzatacağına makineyle adeta yarışır gibi çabasını ikiye katlıyor. Ne saçma ve öldürücü bir rekabet değil mi?.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar