Pahalılığa yoksulluğa karşı işçiler birleşelim!
Emekçi Köşesi

Emekçi Köşesi

Pahalılığa yoksulluğa karşı işçiler birleşelim!

07 Ağustos 2020 - 07:59

Türkiye, asgari ücretlerin düzeyi bakımından Avrupa’da sondan dördüncü. Hal böyle olunca bunun yansıması Kıbrıs'ta çalışan emekçilere de katlanarak yansıyor. Yani söz konusu işçiler olduğunda kapitalizm ya öldürüyor ya da süründürüyor! Evet, kapitalizm, işçileri öldürmeyi başaramadığında mutlaka süründürüyor! Çünkü kapitalizm sömürüyor! 

Türkiye ve Kıbrıs'ta bu durum sıradan bir “kötülük” değil, öldürürken de süründürürken de kapitalizmin tek bir amacı var: İşçileri sömürmek! Sömürmek kapitalizmin “fıtratında” karakterinde ve yaşamında var; çünkü başka türlü var olamıyor!

Evet, kapitalizm işçinin alın terini, emeğini sömürerek var olan bir düzen. İşçinin ödenmeyen emeği patronların cebine kâr olarak giriyor. Yani işçinin kaybı patronunun kazancı oluyor! O nedenle öldürürken de süründürürken de patronların asıl derdi maliyetleri düşürmek: Ne kadar az maliyet, o kadar çok kâr. İşçiler patronların gözünde insan değil, birer maliyet unsuru!

Asgari Ücret= Açlık Ücreti!

O nedenle Türkiye ve Kıbrıs^ta emekçi kesimler asgari ücretin altında, asgari ücret düzeyinde bir ücretle “yaşam savaşı” veriyor. Evet, bu emekçiler “büyüyen ve yükselen” gerçek bir yaşam savaşı veriyorlar; çünkü asgari ücret, bırakın yoksulluk sınırını, açlık sınırı olarak ilan edilen rakamla aynı düzeydedir. Üstelik ortalama ücrete çok yakın; yani düzenin genel ücret politikasının bir yansıması.  Bu nedenle sadece bir “başlangıç ücreti” değil, neredeyse ömür boyu alınan bir ücret!

İşsizliğin bu derece yaygın olduğu, cumhuriyet tarihinin en yüksek düzeyine ulaştığı “Türkiye ve yavrusunda” her ne olursa olsun bir iş bulmanın, asgari ücretle çalışmanın bile bir “nimet” olduğu söylenebilir! Ancak bu asgari ücret, asgari yaşam şartlarına bile uygun değil.

Türkiye’de ve "KKTC"de asgari ücret son derece düşük oranlarda ve gerçek olmayan, geleceğe ait enflasyon oranlarına göre artırılmaktadır. Bu, emekçilerin gerçek enflasyon oranları ve ülkedeki hayat pahalılığı düşünüldüğünde yaşam koşullarının giderek daha da kötüleşmesi, açlık, yoksulluk ve sefaletin daha da artması anlamına gelmektedir.

Ekonomik Kriz: Kötüden Betere..!

Türkiye’de ve yavrusunda sadece işini kaybeden, iş bulamayan emekçiler değil, çalışanların önemli bir bölümü de yoksulluk kıskacında yaşatılıyor. Türkiye ve uzantısı olan bu adanı yarısında bir “çalışan yoksullar” cehennemi haline getirilmiştir. Etkilerini artıran ve sorumluluğu Türkiye'deki Saray rejimi tarafından “dış güçlere” yıkılmak istenen ekonomik kriz işçi ve emekçilerin hayatını daha da çekilmez bir hale getirmektedir.

Ekonomik kriz binlerce emekçinin işini kaybetmesine neden olurken, büyük sermayenin ve onun iktidardaki temsilcilerinin ve sermayeye hizmet eden bütün siyasetçilerin amacı,  krizin faturasının işçi sınıfına ve çalışan halka ödetilmesidir.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’ndan yeni asgari ücret beklentisi içinde olan özel sektör çalışanları komisyonun toplanıp yeni ve günün koşullarına uygun olarak bir adım atmaması sermaye sınıfına hizmet eden bir anlayışın ürünü olarak görülmesi gerekiyor.

Bunun anlamı daha fazla sömürü, daha da düşük ücret, yoksullaşma, ağır iş koşullarında çalışma, hak gaspı ve kazanılmış hakların kaybedilmesidir. Kısacası patronlar kendi krizlerinin bedelini emekçilerin sırtına yıkarak kendi rezil düzenlerinin devamı peşindedirler.

Oysa işçi ve emekçilerin bu döviz patlamasında, ekonomik krizde en ufak bir sorumluluğu yoktur.               Bu kriz hem Türkiye’de hem de ülkemizde kapitalizmin krizidir. O halde krizin bedelini kapitalistler; yani ülke servetinin en büyük bölümüne sahip olanlar, üç kuruşluk ücretlerimizi bile bize çok görenler, kişisel hayatlarında lüks ve şatafatlı yaşamdan en ufak bir fedakârlık yapmayanlar ve de  “İtibardan tasarruf yapılmaz” diyenler ödemelidir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar