Paranız yoksa ölün
Emekçi Köşesi

Emekçi Köşesi

Paranız yoksa ölün

24 Temmuz 2020 - 07:52

Celal Özkızan

Çok kısa bir süre önce, Near East Holding’e bağlı Near East Hayat isimli sağlık ve yaşam sigortası şirketinin bir reklam filmi yayınlandı. Reklam filmi, reklamdaki ana karakter olan Cahit’in kalp krizi geçirip yaşam ile ölüm arasındaki “ara bölgeye” gitmesi ile başlıyor.

Cahit, ara bölgede “şeytan” ile karşılaşıyor. Şeytan, Cahit’e şöyle diyor: “Şimdi geri dünyaya gidersen; ambulans, ameliyat, yoğun bakım masrafları, en az on gün müşahade altında kalman lazım. Yüzlerce ilaç falan filan. Çok para bunlar çok.”

Şeytan, bu iç karartıcı tiradın hemen ardından, Cahit’e, daha az masraflı bir alternatif seçenek de sunuyor: “Ya da benimle geleceksin. Eee, siz öleceksiniz ki, biz de işimizi yapalım.”

Cahit, bir ucu ölmek, diğer ucu ise hayatta kalmak için büyük bir ekonomik yükün altına girip borç batağına saplanmak olan bu iki ucu nahoş değnek ile ne yapacağını kara kara düşünüp dururken, bu sefer melek sahneye giriyor: Near East’in sağlık ve hayat sigortası meleği. Ne de olsa, dünyayı olduğu kadar ahireti de ele geçiren kapitalistler, ilk iş olarak melekleri de özelleştirdiler.

Near East’in sağlık ve hayat sigortası meleği, sermayeden aldığı yetkiye dayanarak, Cahit’e “iç ferahlatıcı” bir haber getiriyor: “Biz her şeyi hallediyoruz, haber vermek istedim, hastanede görüşürüz.”

Özel sağlık sigortasına sahip olduğunu hatırlamanın getirdiği rahatlama ve gevşemeyle Cahit, keyifli bir kahkaha koyverip, şeytana cevabı yapıştırıyor: “Near East hayat sağlık sigortam var benim. Senin neyin var? Hiiiç.”

Cahit, bu cevabı şeytana yapıştırıyor, ama ben de üzerime alınıyorum. Şeytan dürttüğünden ya da şeytana sempati beslediğimden değil, benim de sağlık sigortam olmadığından bu cevabı üzerime alınıyorum; yani “senin neyin var” sorusuna, benim de “hiiiç” diye cevap vermiş olmamdan…

Kısa bir süre öncesine kadar Cahit’in etrafında dolanan iki ucu özelleştirilmiş değnek, bu sefer benim kafama sert bir darbe indiriyor. “Nasıl yani”, diye düşünüyorum kendi kendime, “Near East’in sağlık ve yaşam sigortasını satın alacak param yoksa, ölmek ile borç batağına saplanmak arasında bir seçim mi yapmam gerekecek?”

 Gerçi, düşünüyorum da, dar veya orta gelirli bir kişi için, Near East’in sağlık ve yaşam sigortasını satın almak da borç batağına öyle veya böyle saplanmayı gerektiriyor: her halükârda seçim, “ölüm” ve “borç” arasında yapılıyor.

Ben bunları düşünürken, şeytan yanımda belirmiyor ama, ben kendim, şeytanın avukatlığına soyunuyorum. Diyorum ki kendi kendime, sağlık gibi en ama en temel bir ihtiyaca, yaşam gibi en ama en kıymetli bir şeye, hayat gibi bir kez kaybedilse bir daha geri dönüşü olmayan bu denli nadir bir değere erişmek için, yüklü bir miktar para ödemek durumunda olmam, dahası, bu parayı ödeyemezsem, ölecek olmam, birazcık can sıkıcı değil mi? İki ucu sıkıntılı değnek, bu sorular karşısında büyüyen kendi iç sıkıntım ile güçlerini birleştirip, kafama sert bir darbe daha indiriyor.

Param yoksa öleyim mi yani? Ölmemenin, düzgün bir sağlık hizmeti almanın tek yolu, paralı olmaktan, paran yoksa da borç batağına girmekten ve ömür boyunca bu borcu ödemek için canını dişine takmaktan mı geçiyor sadece? Nasıl bir yolculuktur ki bu, hep en kötü duraklardan ve istasyonlardan geçiyor? Nasıl bir değnektir ki bu, iki ucundan da bok kokusu geliyor? Bu değneği nerelerde gezdirdiniz? Bu değneği nerelere batırıp çıkardınız.

Devamı yarın

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar