Yaşadığımız zor günler ve böyle geldi böyle gitmemeli
Emekçi Köşesi

Emekçi Köşesi

Yaşadığımız zor günler ve böyle geldi böyle gitmemeli

15 Nisan 2020 - 16:45

Faik Bozkaya

Hepimizin bildiği gibi zor bir süreçten geçiyoruz. Dünya hem sağlık hem de ekonomik anlamda çıkmaza girmek özere, hatta girmiş durumda. Kuşkusuz dayanışma, karşılıklı saygı ve özveri ile bu zor zamanlar geride kalacaktır. Buna canı  gönülden inanıyorum. Elbette halk, devletten hükümet edenlerden gerekli adımların atılmasını, gerekli yardımların talep etmektedir.Halk hükümette güvenmek istemektedir. Emekçiler, işsizler, işsiz kalanlar,günlük yevmileri çalışanlar dayanışma içinde olmalı ve el uzatılmalıdır. Hayırsever iş insanları ihtiyacı olan ailelere paket yardımı yapmaktadır.Bu takdir edilmesi gereken ve müteşekkir olunan bir harekettir.     Ancak, unutulmamalıdır ki; nakit yardıma da ihtiyacı vardır.

Evlerine tüp gaz,süt,ekmek,içme suyu, her türlü gıda, kişisel ihtiyaç vs vs olmak durumundadır. Hükümet bunu karşılamalıdır. Ama iş insanları ve siyasi partilerde dayanışma, birlik ve beraberlik niyeti gösterip sürece dahil olmalıdır.

Özelikle birlik dayanışma mücadele ve ezilen emekçilerin yanında olduğunu söyleyen x siyasi parti ekstra hassasiyet gösterip muhtarlar aracılığıyla gerçekten ihtiyaçlı olan aileleri tespit  etmeli ve minimum 200-300 TL nakit yardımında bulun malıdır.                                                                                                    Naçizane fikrim bu yöndedir.

***

Günümüz koşulları içinde işçi sınıfı ve kazanımları ile ilgili sohbetlerde sık sık şu diyaloglara rastlamak mümkündür: “Eskiden insanlar bir ay tek, bir ay çift maaş alıyormuş, şimdi nerde?” ya da “Eskiden kırklı yaşlarda emekli oluyordu insanlar, şimdi emeklilik hayal oldu.” “Eskiden işçiler bilinçliydi, hakkını hukukunu bilirdi”.... “Eskiden” diye bahsedilen, yakın tarihimizdir. Ve bugüne baktığımızda gerçekler pratikle hayatımıza yön veriyor.

Patron ve sendikal bürokrasi

Ağır çalışma koşullarına karşın geçinmeye yetmeyecek kadar az ücret alan işçi elbette tepki duyar.             İlk tepkiler genelde bireyseldir; örneğin “iş değiştirmek” çözüm olarak görülür. Hatta sırf kendisini işten attırıp tazminatını alabilmek için sendikalı olan işçiler bile vardır.

Birlik olmak, yan yana mücadele ederek kazanmak… İş bunları tartışmaya geldiğinde yanıtlar hep aynıdır: “İyi güzel ama bizim işyerinde olmaz!”, “Bizim buranın işçileri kaypak, adamı hemen satarlar”, “Patron çok güçlü eli kolu uzun, izin vermez”, “Bu işler zor, olsaydı filanca fabrikadaki arkadaşlar başarırlardı”...

Son yirmi yıldır sendikal mücadelenin lokal kalmış olması ya da az sayıda başarı elde edilmiş olması bu algının oluşmasında önemli bir etken kuşkusuz. Ama asıl sendikal bürokrasinin yarattığı tahribatın sonucudur bu.

Emekçilerin, işçilerin tedirginliklerini, korkularını, ezilmişliklerini üzerlerinden atmalarına, yeni bir örgütlenme yöntemleri önermelerine, kendi hak ve özgürlüklerini en doğru biçimde savunan öncü işçi olma yolunda mesafe kat etmelerini sağlar. Bu nedenle işçilerin inisiyatif alması belirleyicidir.                          Böyle gelmedi böyle gitmemeli.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar