FARKINDALIK 2
Ertaç Hazer

Ertaç Hazer

.

FARKINDALIK 2

21 Kasım 2019 - 08:00

Dün farkındalığınızı bulmaya ve görmeye çalışın demiş ve farkında olunuz diye bitirmiştim yazımı.
Bulup bulmadığınızı bilmem ama bunun için çok uğraşmaya ihtiyacımız olduğu bir gerçek.
Osho üstadın sözleri ile devam edelim.
İngilizcesi “SİN ” olan günah sözcüğünün orijinali kaçırmak anlamına gelir.
Yanlış bir şey yapmak anlamına gelmez; kaçırmak, orda olmamak anlamına gelir.
“Sin” sözcüğünün İbranca’daki kökü “miss” (kaçırmak) anlamına gelir.
Bu bazı İngilizce sözcüklerde geçer: “misconduct” (zina, ahlaksızlık, görevi kötüye kullanmak), “misbehavior” (terbiyesizlik, kötü davranış).
Kaçırmak orada olmamak demektir, bir şeyi kendini tam vermeden yapmaktır; tek günah budur.
Ya tek erdem?
Bir şey yaparken tamamıyla dikkatlisin; Gurdjieff’in kendini-anımsamak dediği şey, Buda’nın doğru şekilde dikkatli dediği şey, Krishnamurti’nin farkındalık dediği şey, Kabir’in surati dediği şey budur.
Hiçbir şeyi değiştirmeye ihtiyacın yok ve değiştirmeye çalışsan da zaten yapamazsın.
Kendinde pek çok şeyi değiştirmeye çalışıp duruyorsun.
Başarılı oldun mu? Kaç sefer tekrar kızgın olmamaya karar verdin? Kararına ne oldu?
Zamanı geldiğinde tekrar aynı tuzaktasın: Kızarsın ve kızgınlık gittiğinde tekrar pişmanlık duyarsın.
Bu bir kısırdöngüye dönüşür: Kızıyorsun ve sonra pişman oluyorsun ve sonra da tekrar aynı şeyi yapmaya hazırsın.
Unutma, pişmanlık duyarken dahi orada değilsin, pişmanlık da günahın parçasıdır.
Bu nedenle hiçbir şey olmaz.
Denemeye ve denemeye devam eder durursun, pek çok kararlar alırsın ve yeminler edersin ama hiçbir şey olmaz; sen aynı kalırsın.
Doğduğun zamankiyle tamamen aynısın, küçücük bir değişiklik dahi gerçekleşmedi sende.
Denemedin değil, yeterince denemedin değil; denedin ve denedin ve yine  denedin.
Başaramazsın çünkü bunun gayret etmekle bir alakası yok. Daha çok çaba yardımcı olmaz.
Çabayla değil, dikkatli olmakla ilgisi var.
Dikkatli olursan pek çok şey senin onları bırakmana gerek kalmadan gider.
Farkındalıkta belli şeyler mümkün olmaz.
Ve bu benim tanımlamamdır, başka bir kriter de yoktur.
Eğer farkındaysan aşka düşemezsin; bu durumda aşka düşmek bir günahtır.
Aşık olursun ama bu düşüş gibi olmaz, yükseliş gibi olur.
Neden aşka düşmek terimini kullanırız?
O düşmektir; yükselmezsin, düşersin.
Farkında olursan düşmek mümkün olmaz, âşıkken bile. İmkânsızdır; yalnızca imkânsız.
Ve aşkta yükselmek aşka düşmekten tamamıyla farklı bir olgudur.
Aşka düşmek bir rüya halidir.
Bu nedenle âşık insanlar diğerlerine nazaran daha fazla uykudadır, sarhoştur, rüya âlemindedir; bunu gözlerinden anlayabilirsin. Bunu gözlerinden anlayabilirsin çünkü gözleri uykuludur.
Aşkta yükselen insanlar tamamen farklıdır.
Onların artık rüyada olmadıklarını görebilirsin, onlar hakikatle yüzleşirler ve onun aracılığıyla gelişirler.
Aşka düşerek bir çocuk olarak kalırsın.
Ama aşkta yükselerek olgunlaşırsın.
Ve yavaş yavaş aşk bir ilişki olmaktansa varlığının bir parçası haline gelir.
O zaman onu sevmek ve bunu sevmemek yoktur, hayır, sen  sevgisin sadece.
Yakınına gelenler kim olursa olsun onlarla paylaşırsın.
Ne olursa olsun sevgini veririsin ona.
Bir taşa dokunursun ve ona sanki sevdiğinin bedenini okşar gibi dokunursun.
Ağaca bakarsın ve sanki sevgilinin yüzüne bakıyormuşsun gibi bakarsın.
Bu bir var oluş şekli haline gelir.
Sevmiyorsun artık sen sevgisin. Bu yükselmektir, düşmek değil.
Kısacası aşkta yükselmek ve düşmek farklı şeylerdir.
Bunu yaşayan anlar sadece o da belki sizsiniz.

ANLAYANA !!!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar