KENDİ YOLUNU SEÇ 3
Ertaç Hazer

Ertaç Hazer

.

KENDİ YOLUNU SEÇ 3

06 Aralık 2019 - 08:10

Dışarıda Himalayaların güzelliği var ve Buda mutlak reddedişin içsel çölünü arıyor demiş ve noktayı koymuştuk.
Devam ediyorum.
Rumi bir çölde yaşadı; dışarıda sonsuz bir çöl varken o içeride küçük bir bahçe, bir cennet bahçesi, duvarlarla çevrili bir bahçe yarattı.
“Cennet” sözcüğünün anlamı bu, firdevs, duvarlarla çevrili bahçe, bir vaha demek.
Sufizm’in vurgusu pozitif üzerinedir.
Ve ben hem Zen hem Sufi’den bahsediyorum.
Sen seçmek zorundasın Ve bu seçim kafandan değil senin bütünselliğinden gelmeli.
İkisini de hisset.
Sufi’nin dans ettiğini hisset, bir de Vipassana’yı hisset. Ve sana hangisi uygunsa... ve bir şey uyduğunda sen bunu bilirsin.
Kimseye sormana gerek olmaz, çünkü o kadar mutlak bir şekilde uyar ki sen onun için, o senin için yaratılmış gibidir.
Aniden her şey uyumlu hale gelir, büyük bir ahenk ortaya çıkar.
 Kafanla karar verme çünkü yanlış bir yöne gidebilirsin.
Buna tüm varlığının karar vermesine izin ver.
Tüm olasılıkları hisset; işte bu yüzden mümkün olan her şeyi görmeni sağlamaya çalışıyorum, böylece herkes kendisine uyan şeyi bulabilir.
O zaman o senin yolun olur.
Ve asla başkalarını senin yolunu seçmeye zorlama, bunu hiçbir zaman yapma, çünkü bu onların yolu olmayabilir.
Neşeni paylaş ama kimseyi kendi prensiplerine ikna etmeye çalışma.
Deneyimini paylaş ama asla bir misyoner olma “Misyoner” kelimesi kirli bir kelime.
Kalbini kullanıma hazır bir hale getir; eğer biri seçmek isterse seçmesine izin ver ama herhangi bir şekilde, dolaylı olarak bile onu kendi doktrinine çekmeye çalışma.
 Senin deneyimin, senin deneyimini paylaşman çok güzel; o senin sevgin, senin şefkatin.
Ama senin prensibin, senin doktrinin, senin yolun tehlikeli.
O diğerinin yolu olmayabilir.
Ve ben burada ‘diğeri’ derken bir yabancıdan bahsetmiyorum; o kişi senin çocuğun olabilir, karın olabilir, kocan olabilir, kardeşin olabilir.
Diğeri kelimesi herkesi kapsıyor; dokuz ay boyunca karnında taşıdığın, senin kemiğin, senin kanın, senin iliğin olan, dokuz ay boyunca nabzı seninle atan çocuğun olabilir ama o yine de kendi hayatını yaşamak zorunda.
O senin aracılığınla dünyaya geldi ama o senin değil.
Onun kendi bireyselliği var.
Kendi yoluyla çiçek açmak zorunda.
Tecrübe ettiğin her şeyi, iyi ve kötü olan her şeyi onun önüne ser, tüm hayatını çocuk için açık bir hale getir ama asla ona bir şey telkin etme.
Asla onu bir Hıristiyan, bir Hindu ya da bir Müslüman yapmaya çalışma.
Ona kendi doğasına uygun şekilde hareket etmesi konusunda yardım et.
Ve kimse onun içinde neyin çiçek açacağını bilemez.
Sadece ona yardım et ki büyüsün, daha güçlü biri olsun. İşte sevgi bu.
Sen telkin yapmaya başladığında bu sevgi değil, nefretdir.
Sen korkuyorsun, sahiplenicisin, hırslısın, bencilsin.
Diğerini kendi doktrininle hakimiyetin altına almak istiyorsun.
Diğerinin ruhunu öldürmek istiyorsun.
Yardım ettiğini düşünüyor olabilirsin ama yardım etmiyorsun; büyümeyi engelliyorsun Sen sadece diğerini sakatlıyorsun.
O seni asla bağışlamayabilir.
Yarın son kısım.
ANLAYANA !

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar