Siz olsanız ne yapardınız?
Ertaç Hazer

Ertaç Hazer

.

Siz olsanız ne yapardınız?

26 Mart 2019 - 07:45

Bir gün sizler de yaşlanacaksınız, güçten, takattan düşecek sizi seven bir çocuğunuzun evinde yaşamaya başlayacaksınız.

Ya da tercihiniz yaşlı bakım evi olacaksa o sizin bileceğiniz bir şey.

Ama ya yatalaksanız ve çocuğunuzun evinde kalıyorsanız durum değişir işte.

Ve sizi sevmeyen bir de damet veya gelininiz varsa o zaman ne olacak.

İşte bu yazı bunu içeriyor.

Evliliğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu.

Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine böyle bir tartışma anında eşi bütün bağları kopardı ve “Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak diyerek rest çekti.

Eşini kaybetmeyi göze alamazdı. Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası sevdiği ve kendini seven bir eşi ve bir de çocukları vardı.

Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı.

Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu.

Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını. Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak, böylelikle eşiyle de bu tür sorunlar yaşamayacaktı.

Yatalak babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabaya attı. Oğlu “Baba ben de seninle gelmek istiyorum” diye ısrar edince onu da arabaya aldı ve birlikte yola koyuldular.

Korkunç bir soğuk vardı. Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardı. Nereye götürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyordu.

Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine ulaştılar. Epeydir buraya gelmemişti. Baraka tipindeki dağ evi artık çürümeye yüz tutmuştu.

Barakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve babasını sırtlayarak yatağa yerleştirdi.

Tipi adeta barakanın içinde hissediliyordu. Barakanın içinde fırtına vardı adeta. Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye başlamıştı. Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düşündü. Öyle üzgündü ki Dünya başına göçüyor gibiydi. O bu duygular içindeyken babası yüreğine bıçak saplanmış gibiydi. Yıllarca emek verdiği oğlu tarafından bir barakaya terk ediliyordu.

Gururu incinmişti içi yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu. Küçük çocuk olanlara hiçbir anlam veremiyor, dedesinden ayrılacak olmanın vermiş olduğu üzüntüyle olayları seyrediyordu.

Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi yanaklarını ve ellerini defalarca öptü. Beni affet der gibi sarıldı, kokladı. Artık ikisi de kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Buna mecburum der gibi baktı babasının yüzüne ve oğlunun elini tutup hızla barakayı terk etti.

Arabaya bindiler. Küçük çocuk yol çıktıklarında ağlamaya başladı neden dedemi o soğuk yerde bıraktın baba “Sen yaşlandığında bende seni buraya mı getireceğim” diye sorunca Dünyası başına yıkıldı.

O sorunun yöneltilmesiyle birlikte deliler gibi geri çevirdi arabayı. Barakaya ulaştığında 'Beni affet baba' diyerek babasının boynuna sarıldı.

Baba oğul sıkı sıkı sarılmış ve çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Oğlu “Baba, sana bu muameleyi yaptığım için beni affet' diye söylendi.

Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı cevabı veridi

“Geri geleceğini biliyordum. Ben babamı dağ başına atmadım ki, sen beni atasın. Beni bu dağda bırakamayacağını biliyordum.”

Siz böule bir durumda ne yaparsınız?

ANLAYANA !!!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar