SONSUZ ENERJİ VEYA ÇEKİM YASASI 2
Ertaç Hazer

Ertaç Hazer

.

SONSUZ ENERJİ VEYA ÇEKİM YASASI 2

16 Kasım 2019 - 08:00

Kendimi çok kötü hissediyorum a karşılık yaşamamanız gerektiğini yazdım ve günün köşe yazısını tamamlamıştım dün.
Kaldığımız yerden…
Çekim yasasının felsefesi Neyi düşünür ya da odaklanırsan, onu alırsın üzerine kurgulanmıştır.
Eğer bir şeyden hoşlanmıyorsan ve sürekli şikayet ediyorsan şikayet ettiğin şeyi sana daha çok yaklaştırır çekim yasası.
Veya olaylara karşı pozitif bir bakış açınız varsa onu kendinize çekersiniz.
Etrafınıza iyi bakınız en çok hasta olanlar, hastalıktan en çok bahsedendir. Bolluktan, bereketten bahsedenler ise bolluk ve bereket içinde yaşayanlardır.
Eskilerin bir sözü vardı ne ekersen, onu biçersin. Düşüncelerini değiştirsen, hayatını da değiştirirsin.
Düşüncelerini değiştirirsen, bakış açını değiştirirsin. Sahip olduğun bakış açısı, yaşam kaliteni belirler.
Dünkü düşüncelerimiz ile bugünü inşa ettik, bugünkü düşüncelerimiz ile yarını inşa ediyoruz. İstediğinizin peşinden koşmaya değil, onu hayatınıza çekmeye odaklanın.
Gelecekte araba sahibi olmak istiyorum dersen, o araba hep gelecekte kalır.
Yürekten gerçekten yürekten istediğiniz her şey gerçekleşir.
Ve unutmayın gelecek denen bir şey yoktur,  şu an vardır.
Emekli olduğumda şunu, şunu yapacağım dersen  zaman geçer ve o isteklerin asla olmaz.
Siz şu ana bakınız.
Siz şu an neyi kendinize doğru çekiyorsunuz?
Çekim yasası mesleğinize, dininize, renginize bakmaz, düşüncelerinizle yaydığınız frekansa bakar
Yaydığınız frekans, düşüncelerinizle oluşur. Olumlu düşünen insanların frekansı daha yüksek, olumsuz düşünenlerin daha düşüktür.
Frekansımız, duygularımızla da oluşur. Etrafınız bir bakınız mutlu, hayata olumlu bakan insanların enerjileri yüksekken, mutsuz, depresif, içine kapanık, kıskanç, kindar bir insanın enerjisi daha düşük olur.
Şimdi gelelim Yaşam Enerjinizi Artırmanın Yollarına
Huzurlu, keyifli, mutlu, coşkulu bir hayat yaşamak için; yaşam enerjinize sahip çıkmayı ve onu mükemmel kullanmayı öğrenmeliyiz.
Bazı günler sabah uyandığımızda içimiz kıpır kıpırdır , coşku doludur. Aslında bunun olmasını sağlayacak herhangi bir sebepte yoktur. Ama biz çok mutluyuzdur. Böyle günlerde işyerindeki sıkıntı, trafik, yada herhangi bir tartışma bizi yıldıramaz, sinirlendiremez, üzemez, dertlendiremez.
Böyle başladığımız günlerde kendimizi adeta Süpermen gibi hissederiz. Güzel olaylar neşemize neşe katarken, sıkıntılı olayları ise kafamızdan atarız.
İçimizdeki bu güç, hissettiğimiz sevinç ve duygu yoğunluğu aslında yaşam enerjisinin ta kendisidir.
Düşünün bir kere; Bugün çok enerji doluyum, Kendimi çok enerjik hissediyorum, Bugün bomba gibiyim. Mutluluktan, neşeden havalara sekerim gibi kelimeleri söylediğiniz zaman kendinizi nasıl hissettiğinizi bir hatırlayın.
Ben böyle kelimler kullanmam demeyin, demişsinizdir, kullanmışsınızdır.
Hepimiz yukarıdaki kelimeleri kullanmışsınızdır. Peki nedir bu hissettiğimiz enerji? Nereden geldi? İçimize nasıl girdi? Neden kendimizi hep böyle hissetmiyoruz?
Fizik kanunlarıyla açıklanamayan, tanımlanamayan bu enerjinin beyne bağlı bir enerji değil, bütünsel varlığımıza ait bir enerji olduğu ve yayıldığı iddia edilmektedir.
Bu enerjinin fiziksel duyularımızla algılanmamasına rağmen bir duyuüstü yeteneğimizle varlığının hissedildiği söylenir.
Bu fiziksel olmayan enerji zihin tarafından yoğunlaştırılıp yönlendirilebilir.
Her gün etrafımızdaki insanlardan o günkü duruşlarından bu enerjiye ne kadar sahip olduklarını anlayabiliriz.
Bir bakınız arkadaşlarınıza veya çevrenizdeki insanlara.
Kişiler vardır bazı günler ışık saçar, o zaman bu insanlar yaşam sevinci ile doludurlar. Böyle insanların yanında bulunmak, onlara yakın olmak isteyişimizin temeli budur.
Bunun temeli hayat enerjisinde yatmaktadır
Yarın konumuza hayat enerjimizi açıklamakta devam edeceğim.
ANLAYANA !!!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar