TALEP ET VE AL (1)
Ertaç Hazer

Ertaç Hazer

.

TALEP ET VE AL (1)

31 Ekim 2019 - 10:34

Yaşadığımız dünyada mutsuzluk diz boyu.

Kapitalist sizstem insanları bir cebndedenin içerisinde sıkıştırmış vaziyette ve hemen hemen herkes bu cenderenin içerisinde boğuluyor.

Çıkış yolları aramakla uğraşırken daha da batıyoruz.

Bunun temelinde de yanlış sorularımız, yanlış taleplerimiz, yanlış sorgulamalarımız yatmaktadır.

Doğru talep ve istem olumlu sonuçlar doğurur.

Kısacası her isteğiniz öyle ya da böyle gerçekleşir.

Siz olması için onay verdiğinizden, evren onu yerine getirmek için bütün olasılıkları önünüze serer

Evren vermek, sunmak, sağlamak, tedarik etmek üzerine kurulmuştur. Ama bizler önümüze çıkan her fırsata, “yok almıayayım, şimdilik bu kadarı yeterli, kalsın,  hayır bu bana uygun değil, şimdi dursun sonra bakarız” gibi tepkiler veririz.

Çünkü bize istemek, talep etmek, almak, kabul etmek öğretilmedi ya da küçültücü bir davranış olduğu aşılandı.

Nasıl talep edilir, evrenle nasıl iletişim kurulur, onun sunduklarına nasıl açık olunur bilmiyoruz, bunlar bizlere öğretilmedi.

Dolayısıyla bu alanda çok fazla alıştırma yapmamız ve inatla kedimizi yeniden yapılandırmamız gerekli.

Şimdi sizlere bir soru Enerji alanınızı, bilincinizi yeniden yaratmaya var mısınız?

Eğer cevabınız evet ise işte sizlere yöntemler

Talep etmek, “Ben şunu istiyorum”, “bu ne zaman gerçekleşecek”, “olmadı, acaba ben haketmiyor muyum” yaklaşımlarının tam tersine içinde ihtiyaç, sınırlama, zorluk enerjisi olmayan bir alandan işlev yapmakla olur.

Birincisi, İhtiyaç bilincinin içinden çıkmanız gerekir. “İstiyorum, ihtiyacım var, yoksunum” gibi sözler ve bu sözlerin çağırdıkları, isteklerinizin gerçekleşmesine yetmez, çünkü evreninizde yetersizlik diye bir kavram var ve siz bunun devamını koşullandırıyorsunuz

Her “ihtiyacım var” kelimesini, cümlesini söylediğinizde kendi evreninizdeki bu yoksunluğu pekiştiriyorsunuz.

Bunu asla söylemeyiniz, talep ediyorum deyiniz.

Kısacası ihtiyaç yerine talep ediniz

İkincisi: zihinden işlev yapmak olasılıkları sınırlar. “Bu isteğimin gerçekleşmesi için şunlar gerekli; bu yolu takip edersem ancak o zaman olur, tek çözüm bu ama benim de elimde araçlarım yok dolayısıyla olmaz; Bittim ben!”.  Gibi sözler ve düşünceler  yine olumsuzluklar içermektedir.

Bu olumsuz düşüncelerden uzaklaşınız.

Gerkekten öyle mi acaba?

Bir sonsuz varlık nasıl bitebilir?

Yaşamın sonsuz olasılıkları varken neden doğrular ya da yanlışlar ile uğraşıp sınırlamalar getirelim hayatımıza?

Üçüncüsü, zorluk, imkansızlık, üzüntü, yılgınlık içinde olmak. Birçok insanın belki de sizin bile bu düşünceleri taşıdığınız bir gerçek.

Şöyle düşünün; İstediğiniz şeyi elde ettiğinizde üzgün mü olacaksınız?

Hayır olmayacak

Bu yaşamınızı zorlaştıracak mı?

Bunun da cevap hayır ise, o zaman neden kalbinizi OLMAYA ve ALMAYA açmıyorsunuz?

İstekleriniz gerçekleştiğinde bu size  nasıl bir duygu hissettirir?

Eğer harika ve mutlu hissettiriyorsa, yaşamınızdaki her şey size daha mucizevi yollarla gelmez miydi?

Kesinlikle gelirdi.

Yarın kaldığımız yerden devam edeceğim.

Bir günlük sabır.

ANLAYANA!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar