İndirimli Çul Çaput'a Hücum!!!
Gülsade Bayboğa Soykök

Gülsade Bayboğa Soykök

İndirimli Çul Çaput'a Hücum!!!

01 Aralık 2018 - 08:45

Kızının sevinç çığlığıyla, elindeki bakır cezveyi doğal İtalyan mermerinden imal yeni silinmiş zemin üzerine düşürdü!

‘’Anne!!! Terranova’da %70 indirim var. Mallar tükenmeden yetişebileceyik?!!’’

Sanki, kıyamet kopmak üzereydi ve bizler ‘’Nuh’un Gemisi’ne’’ yetişme telaşındaki, değerli dört ayaklılar sınıfındandık. 

‘’Ay ortası ne indirimi kızım ya!?’’

‘’Sen ne anlan, gençlerin hal

Neden be anne? Hiç genç oldun?!’’ 

Kadının bu doğru tespit üzerine, trigliseridli yoğun kanının beynine sıçraması, an meselesiydi. Gönülsüzce hazırlanıp, kızın arabasına atladıkları gibi köşküçüftlikte aldılar soluğu..


İndirim olan dükkanın kapıları, ‘’tüketime aç ve de yolunmaya gönüllü’’ müşterileri kucaklamak istercesine yanlara doğru açılmışdı..

Klimanın keskin serinliği bile Aziz Nesin’in yüce Türk toplumunun ilk önce %60’ını aptal olarak tespit ettiği, sonradan gelen tepkiler üzerine de aptallıklarını ayıltacak gibi değildi!!!

İki kattan oluşan mağazada, özellikle gençlerin kanını fıkır-fıkır kaynatan, cıstak-cıstak’lı müzikler çalmaktaydı. O müziğin etkisiyle adeta avsunlanmışcasına, zamana ve fiyatların absurdluğuna aldırmadan; ‘’çul çaput’tan’’ hallice ürünlerin, sahte albenisine kapılmamak olanaksızdı.!

Demek ki millet, böylesi bir ruh haliyle, ‘’hipnoz edilmişcesine’’ alış-veriş çılgınlığına kapılıp gidiyordu. Ayılınca, iş işten geçse de olanlar oluyordu…

Kızı, heyecanla renkli renkli şortlara, T-shirtlere, elbise ve eteklere çekirgelerden daha seri bir biçimde saldırıyordu. Alış-veriş çılgınlığının narkotik etkisiyle, etiketlerdeki yazılanları umursamayan gözü dönmüş müşteriler; o frenlemez coşkuyla, birbirilerinin ellerindeki malları, saniye farkıyla kapıştıkları oluyordu!!!

Onlardan önce, analı-kızlı ve arkadaşlı gelen birçok müşteri, dükkandaki hareket alanlarını kısıtlayacak konuma ulaşmışlardı. Kısıtlı sayıdaki kabinler, hınca-hınç doluydu. Etraf, adeta taze tezeğe konan sivri ve hara sineklerin, vızıltılı kirliliğinden geçilmiyordu!!

Kızının seçebildiği, üç-beş çaputtan oluşan kıyafetleri denemek için, ilk rastaştıkları kabine doğru yöneldiler.

Orta yaşı çoktan geçmiş, göbeği (yer çekimine yenik olduğundan dolayı) yere doğru sarkık, seksiliğinin en bariz belirtisi tepesindeki saçları adam-akıllı açık kısa boylu adam, olanca kibarlığını takınarak, 

‘’Sağ taraftaki kabincik boşdur. İstersanız, gireblirsiniz..’’ dedi.

Genç kız; teşekkür ederek, çocuksu bir sevinçle kabine daldı. Bayramlıklarını deneyenlerin coşkusuyla, 15 dakikada giyinip soyunma ritüelini, ancak tamamladı..!

Sol taraftaki kabinden uzun boylu, oldukça zayıf, kiremit rengi saçları ‘’punkçılar’’ gibi kesimli, T-shirtünün altına sütyenini giyme gereği duymayan-yüzündeki meymeneti yitik-ölü köpwk bakışlı, genç bir kadın çıktı.

Keltoş ve göbekli adamın kucağına, denediği en azından 10 kıyafeti, balerinlerin o yumuşacık referanslı hareketiyle bırakıverdi!!

Adamcağızın kucağı zaten lebe lep doluyken, ikinci belki de üçüncü aktarmayla yükletildiğinde, neredeyse düşmesine ramak kalmıştı!. 

Keltoş ve göbekli adam, ister-istemez kucağına istiflenmiş kıyafet (?) deryasını, kasadaki görevlinin masasına boca etti!! O haliyle adamın; Karadeniz’deki takanın birinden, hamsi boşaltan reisten hiçbir farkı yoktu…

Alış-veriş işleri bitince, tam tamına 25 dakika o keltoş adamla yanındaki sevgilisi olduğu büyük olasılık olan o sırık boylu kadının, hesabı ödemesini af-puf çekerek beklediler..

Kadın; adamın bol hayat çizgili etli elini; bir ahtapotun avını sekiz koldan sarmaladığı vantuzlu ustalıkla kavramışdı. Yüzünde 20-30 parça çul-çaputu bedavaya (!?) almanın ‘’gurup vakti güneşinin’’ sevinci vurmuş kadın, kimin yüreğini granitten de olsa, burkardı?!

Pırlanta kopartamadığı adamı, trilyonda bir ihtimalle yüz üstü bırakacak olsa, ne yapardı acaba garipcik? O granto adam, karısı bir bardak su istese, hayrına dahi olsa söylenerek vermeyen cinslerin sınıfındandı büyük olasılıkla. Böylelerini en zor, en dibe vurmuş zamanlarında sırtlayıp kamburlaşan kadınlar, elden ayaktan düştüklerinde, ya da ölüp hiç var olmamışçasına yitiklerinde işin kaymağını, yarıları bile etmeyen ‘’cikla’’ kılıklara helal tarafından yedirirdi kocaları!!!

Arabalarına doğru ilerlerken, kadının ellerinde sadece birer poşet olduğunu gördüler. Her iki eli-kolu, alış-veriş çantalarıyla dolu keltoş adamın yüzü, şeker pancarının rengine çoktan dönmüşdü. Ve boncuk-boncuk terlemekteydi. O yük taşıyan telaşıyla, 2010 yılında yakından gördükleri ‘’Meksika eşşeklerine’’, ne kadar da benziyordu?!!!


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar