Eğitim kimin için? (1)
Hakan  Yurdanur

Hakan Yurdanur

Eğitim kimin için? (1)

17 Mayıs 2022 - 09:26

Eğitim sistemi ihtiyaca cevap vermek üzere hayata geçirilir dendiğinde ikili bir yapı ortaya çıkıyor: İhtiyacı yaratanlar ve buna ihtiyaç duyanlar… İhtiyacı yaratanlar kendi sınıflarının (bunu ikili okuyun lütfen; hem ekonomi-politik olarak sınıf, hem de özel okulun özel sınıfı) kendilerine özel müfredatı ile eğitim görürken ihtiyaç duyanlar ise itaat, unutkanlık, biat gibi zorunlu dersleri almaktalar…

Eğitimin, egemen rejimin ideolojisini yeniden üreten çabası hem zihinsel hem de bedensel aktörleri yetiştiriyor. Eğitim kurumu olarak okul önemli bir imalathanedir. Okulu sadece öğretmen ve öğrencilerin bir araya geldikleri fiziksel mekanlar olarak düşünmemek gerekir.

Aile, medya, pazar hepsi birer okuldur. Okulda dinleyen ile televizyonda izleyen arasındaki farklar kalkar. Sınavları yazılı veya sözlü değildir. Yaşamsal pratikler üzerinden test edilir.

Eğer bir kurum paralı hale getiriliyor, alınıp satılır metaya dönüştürülüyor ise o kamusal alandan çıkmış, finans alanına dahil olmuştur. Finansallaşma ile hem şimdi hem de gelecekte daha çok kazanma stratejileri işleme konur.

Öğrenci gelecekte kazandıracak, kurum kazanacak ama bunun adı eğitim olacak! Eğitim sorununu başka bir perspektiften tartışmaya açan büyük bir kitle var. Bunca haksızlığı, adaletsizliği, yağmayı, talanı, açlık ve sefaleti iyi eğitim almamaya hatta cahil olmaya bağlıyorlar.

Sanki iyi eğitim alınırsa tüm kötülükler sona erecekmiş gibi yaklaşan, beyaz atlısını bekleyenler var. Tamam eğitim alınmalı ama almadan önce onu satıp pazarlayanlara bir bakmalı.

Eğitim kimin için, kimden yana diye sormalı. “Lütfen çimlere basmayın“ yazısına rağmen üzerine basanlar eğitimsiz cahil oluyor da; ormanı rant uğruna yakıp bolca kâr elde eden zevat eğitimli oluyor da ne oluyor? Acaba sorun itaatsizlikte mi? Yoksa itaat etmekte mi?

Eğitim süresinin sonunu (okul bitirmeyi) iş bulabilmenin anahtarı olarak görmek çok normal. Çünkü yıllar içinde bu ilişki (eğitim-iş ilişkisi) kafalara kazınıyor. İki açıdan önemli bir durum söz konusu.

Birincisi, okumak, üniversite bitirmek statü kazanmanın kestirme yolu. Böylece iş bulmak (tabi bulabilirse) kademe atlamak mümkün.

Nereye doğru yükseliyorsunuz peki? Egemenlerin izin verdiği kadarıyla yanlarına. Sınıf atlamak, geldiği sınıfa yabancılaşmak da söz konusu. İkincisi, iş bulabilmek. Mümkünse demiştim az önce çünkü veriler ortada. İşsizlik her geçen gün artmakta.

Böyle bir ortamda iş bulabilmek yani iş gücünü satar hale gelmek, bunu pazarlamak hayranlıkla karşılanır oldu. İş bulan insana ayrı gözle bakılıyor. İmkansızı başardığı için tebrik ediliyor. Alacağı ücret, sigorta, sosyal haklar, iş güvencesi vd. sorulmuyor bile. İş buldu ya, yeter de artar bile.

Devamı yarın

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar