Aşırı Sağın Yükselişi Küresel Güvenliği tehdit ettiği...
Hassan Vahib

Hassan Vahib

Aşırı Sağın Yükselişi Küresel Güvenliği tehdit ettiği kadar yerel gerginliği ve ırkçılığı da körüklemektedir

18 Ekim 2019 - 05:47 - Güncelleme: 21 Ekim 2019 - 14:01

Küresel olarak okul müfredatlarında okutulan insan hakları eğitimini kendi okullarımızda ve erken yaşlarda uygulamaya geçelim, çocuklarımızın ve gelecek nesillerin nefret söylemlerinden uzak, eşitlik ve ayrımcılık yapmama ilkelerinin, hukukun üstünlüğünün temellerinin bir parçası olduğu anlayışıyle büyümelerini sağlayalım.

Son yıllarda küreselleşme süreci ile giderek hız kazanan ve günümüzde pek çok ülke için ciddi tehdit durumuna gelmiş olan aşırı sağın yükselişi, hepimizi (en azından dünyada barışı, kardeşliği ve dayanışmayı benimsemiş bizler için) bir yandan üzerken, sözde demokrasinin yaygın olduğu düşünülen toplumlarda bile böylesi gelişmeleri görmek ve anlamak ne kadar da zor olduğu konusunda düşündürürken, sanırım bu gelişmeler şaşırtıcı olmaktan artık çok uzak kalmıştır.

Beni esas üzen ve yıllarca her türlü ırkçılığa karşı, faşizme karşı mücadale veren biri olarak hazmedemediğim ve kabul edemediğim, Kıbrısa geldiğim günden itibaren şahit olduğum yurdumuzdaki ırkçılık seviyesidir. Özelliklede üzüldüğüm ve hiç mi hiç kabul edemediğim, demokrat olduğunu, sol görüşlü ‘dünya vatandaşı’ olduğunu iddia eden, insan haklarını beyaz atın üstündeki ‘kahraman’ gibi savunduğunu iddia eden, barış ve insan yanlısı ‘arkadaşlar’ ve bu arkadaşların ırkçılıklarına uydurdukları akılsız bahaneleridir. Ne yazmak istediğimi anladınızdır sanırım. “ama biz adayız, bir adaya bu kadar yabancı gelemez” “hele hele Türkiye’den hiç gelemez gelmemeli” “burası küçük bir ada İngiltere değil, bizi boğdular, bizi yok ettiler, bizi göçe zorladılar”, “hepsini yükleyip geri göndermeliyiz” vs vs. daha birçok “nefret söylemler” “hedef göstermeler” “ötekileştirmeler”, “gerçek Kıbrıslı olan ve gerçek olmayanlar” diye diye insanları birbirleriyle karşı karşıya getirdik “bizler ve onlar” diyerek, toplumları sınıfsal olarak değil, her başka anlamda bölmeye ve yönetmeye çalışanların ekmeklerine bal sürdük (sürdünüz) be arkadaşlar, farkında değilmisiniz?  

Aşırı sağın yükselişi’nin görüldüğü her yerde, her ülkede, mutlaka yabancıları, göç etmek zorunda kalmış binlerce yaşlı, kadın erkek, çoluk çocuk demeden onları hedef gösteren, onlara karşı her türlü “nefret söylemlerini” “şiddeti” (psikolojik, fiziksel) savunanlara göreve  kendileri açısından ‘geçerli’ (bizler için kesinklikle geçerli ve kabul edilir olmayan) bahaneler vardır. 

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, “tüm insanlar özgür ve onur ve haklar bakımından eşit doğar” demiştir. Bunu derken herhangi bir toplum için, ülke için, bir ada ülkesi için istisna veya muafiyet sunmadı. Onur, tüm insan haklarının temelidir.

Çağdaş toplumlarda “ırkçılığa karşı” “nefret söylemlerine” karşı verilen mücadelede tolerans olamaz, olmamalıdır. Hedef her zaman bu konularda ‘SIFIR TOLERANS TOPLULUKLAR’ yaratmaktır. Biz ırkçılığa karşı mücadeleyi yıllarca İngiltere’de (‘Köpekler giremez’, ‘Çingeneler giremez’ ve ‘Zenciler giremez’ diye yazıların ‘PUB/BAR’ kapılarında çok rahat asıldığı dönemlerde) verdik, ırkçılığın en bariz yaşandığı ülkelerden biri olan Güney Afrikadaki ırkçılığa karşı verilen mücadele’de, bu yolda verdiği mücadeleden dolayı 27 yıl hapsedilen Nelson Mandela’nın yanında bulunduk ve daha birçok ırkçılık, ayırımcılık, nefret söylemlerinin karşıtı olduk. Her gün ve her fırsatta benzer ırkçılığı, insan hakları karşıtı nefret söylemlerini kendi ülkemizde görüp sessiz kalmak mümkün değil, inandığımız ve uğruna mücadele verdiğimiz insan hakları değer ve prensiplerine ters düşmektedir.

Birilerinin siyasi emellerine alet adilmiş ve edilmeye devam eden, yıllarını buralarda ülkemizde geçiren, çoluk çocuk sahibi olan, bu topraklarda alın terini döküp hayat mücadelesi veren insanları, surlar içinde, karpazda, ülkenin dört bir yanında yaşam mücadelesi veren insanları, Türkiye kökenlidirler diye karşımıza aldığımız insanları, art niyetli, küçük kişisel hesapların peşinde olup yalakalık yapan, ‘vatan millet sakarya’ nutukları çekip taş ve sopalarla, spor programlarında haddini bilmez, adi ve saygısızca bu toplumun liderine saldıran, bu topluma besleme deyebilme cüretkarlığını gösterenlerle ve  demokrasimize saldıranlarla ayni kefene koymamak gerekir diye düşünmekteyim. Hele hele emek yanlısı, hak ve adalet yanlısı, insan hakları yanlısı olduğunu iddia edenler olaylara her zaman sınıfsal bakmalılardır diye düşünmekteyim.

“Nefret söylemi” kavramından bahsederken ırkçı nefreti, yabancı düşmanlığı, azınlıklara karşı nefreti, göçmenlere ve göçmen kökenli insanlara yönelik saldırgan ulusalcılık ve etnik merkezcilik, ayrımcılık ve düşmanlık şeklinde ifadesini bulan, dinsel hoşgörüsüzlük de dâhil olmak üzere hoşgörüsüzlüğe dayalı başka nefret biçimlerini yayan, kışkırtan, teşvik eden veya meşrulaştıran her türlü ifade biçimini kapsayacak şekilde anlaşılmalıdır” Kaynak: Kuzey Kıbrıs’ta Nefret Söylemi ve Hukuk Av. Ö. Polili.

Bu kısa köşe yazısında bu kadar önemli bir konuya sadece değindiğim için aslında konunun hakkını vermediğimi düşünüyordum ama hedefim zaten burada her açıdan konuyu analiz etmek yerine

“BE ARKADAŞLAR, HEPİMİZ UZUN UZUN BİR AYNAYA BAKALIM VE KENDİ KENDİMİZİ SORGULAYALIM İSTEDİM. SÖYLEMLERİMİZE, YAZDIĞIMIZ MAKALELERMİZE, KONUŞURKEN KULLANDIĞIMIZ İFADELERE BİR ÇEKİ DÜZEN VERELİM İSTEDİM. BİZ BÖYLESİ TUTUM İÇERİSİNDE OLDUĞUMUZ SÜRECE, “NEFRET SÖYLEMLERİNİ” RAHATLIKLA KUSTUĞUMUZ SÜRECE, NEYE HIZMET VERİYORUZ? NEYE KARŞIYIZ? NEYE GERÇEKTEN KARŞI DEĞİLİZ? HANGİ DEĞERLERİ TAŞIYORUZ VS VS VS DİYE UZUN UZUN KENDİMİZİ SORGULAYALIM İSTEDİM……… İŞTE O KADAR

Gerçekten bu konuların üstesinden gelmek istiyorsak küresel olarak okul müfredatlarında okutulan insan hakları eğitimini kendi okullarımızda’da ve erken yaşlarda uygulamaya geçelim, çocuklarımızın ve gelecek nesillerin nefret söylemlerinden uzak, eşitlik ve ayrımcılık yapmama ilkelerinin hukukun üstünlüğünün temellerinin bir parçası olduğu anlayışıyle büyümelerini sağlayalım.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar