Bağımsız Olimpiyatçılar, Bağımsız Sporcular, niye olmasın?
Hassan Vahib

Hassan Vahib

Bağımsız Olimpiyatçılar, Bağımsız Sporcular, niye olmasın?

02 Ağustos 2021 - 23:35

Spor faaliyetlerine katılmak bir insan hakkıdır.

 

“Bağımsız Olimpiyatçılar” veya “Bağımsız Sporcular” sıfatıyla sporcularımızın uluslararası spor müsabakalarına katılma hakları varken, tek seçeneğin   Türkiye milli takımlarında yer alma ve Türkiye bayrağı altında yarışmaları katılmaları doğru mu?

1 Yıl geç de olsa Olimpiyat oyunları yine milyonları televizyon ekranlarına kilitlemeyi başardı. Tabii ki Olimpiyat Oyunlarına katılmak her sporcunun hayalidir ve büyük miktarda kararlılık ve uzun yıllar eğitim gerektirir.

Oyunlara katılmak için sporcular öncelikle Olimpik Antlaşmaya uymalı ve Uluslararası Federasyonun (UF) sporlarını yöneten kurallarına uymalıdır. UF'lar kuralları belirler ve eleme etkinlikleri düzenlerken, sporcunun ülkesinin Ulusal Olimpiyat Komitesi (NOC) sporcuyu destekler ve Oyunlara katılmalarını sağlar.

Uluslararası spor camiası, sporla ilgili siyasiler ve kurumlar, spor’un, insan haklarını ve herkesin spora dahil edilmesini teşvik eden en iyi elçilerden biri olduğunu kabul ettikleri söylenir. Ayrıca sporu bir İnsan Hakkı olarak savunmak ve onu teşvik etmek için daha güçlü köprüler kurmanın, spor yoluyla insanların cinsiyet, milliyet, yaş ve hatta fiziksel durumu aşan değerleri öğrenmelerinin çok önemli olduğu kabul edilir.

Olimpizmin Temel İlkeleri’nin 4. Maddesi, “Spor faaliyetlerine katılmak bir insan hakkıdır. Her birey herhangi bir ayrımcılığa maruz kalmaksızın, Olimpiyat ruhu içerisinde spor yapma olasılığına sahip olmalıdır. Bunu yapmak için dostluk, dayanışma ve fair-play anlayışının hâkim olması gerekmektedir”.

Bu anlayış çerçevesinde sporcular, ülkelerindeki siyasi geçiş süreçlerinde, Ulusal Olimpiyat Komitelerinin uluslararası yaptırımları karşısında askıya alındığı durumlarda ve hatta ‘iyi niyet’ ve ‘şefkat’ yaklaşımı dahilinde bile çeşitli nedenlerle Olimpiyat Oyunlarında veya birçok uluslararası müsabakalarda “Bağımsız Olimpiyatçılar” veya “Bağımsız Sporcular” adı altında yarışma hakkına sahiptirler.

Bu anlayış ve yaklaşım (‘Bağımsız sporcu’ sıfatıyle uluslararası spor oyunlarına katılma hakkı) Olimpiyatlardan önceki yıllarda bile uygulanmaktaydı. Mesela, meydana gelen jeopolitik değişimlerin ardından Makedonya, Kamboçya, Doğu Timor, Güney Sudan ve Curaçao'dan sporcular, uluslararası baskılar sonucunda Ulusal Olimpiyat Komitelerinin askıya alınması nedeniyle Yugoslavya Federal Cumhuriyeti'nden (bugünkü Karadağ ve Sırbistan), Kuveyt ve Hindistan'dan bağımsız sporcular ve dopingle mücadele kurallarının toplu ihlali nedeniyle uluslararası spor oyunlarından men edilen Rusya’nın sporcuları ‘Bağimsız sportcular’ sıfatıyle spor yeteneklerini uluslararası düzeye taşıma fırsatı  bulmuşlardır.

Hal böyle iken nasıl olur da bizim kendi sporcularımız, futbolcularımız hiçbir uluslararası oyunlara, turnuvalara katılamıyor?

Uluslararası spor kurumlarının, spor  camiası’nın ‘şefkatı’, insan haklarına duyarlılığı,  spor “insanlığı, kardeşliği, dayanışmayı teşvik edenm bir köprüdür” anlayışı nerede?

Bir taraftan ‘ambargolar’ sebep olarak gösterilerek, sporcularımız ya hayallerinden vazgeçirilirler, yada, tek seçenek olarak, Türk milli takımlarında yer almaları ve Türkiye bayrağı altında yarışmalara katılmaları teşvik edilmektedirler. Bir diğer yandan ise, Kıbrıs’lı Türklerin (Türkçe konuşan Kıbrıslılar’ın) hak ve özgürlüklerini sınırlamakla meşgul ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’, “zorunluluk doktrini’ni” (“doctrine of necessity”) tezini (Bu konuyu bir sonraki ‘Köşe Yazımda’ detaylı olarak ele alacığımı şimdiden bildirmiş olayım)  haksız bir şekilde kullanarak sporcularımızı, spor aktivitelerimizi ve genelde Türkçe konuşan Kıbrıslı’ların insan haklarını, sürekli ve sistemli bir şekilde ihlal ettiği görülüyor.

Bunu derken sakın bazıları yanlış anlamasın, yanlış yorumlamasın, ben yine, dünya’da ve yurdumuzda kalıcı barış’tan yana, birleşik Kıbrıs’tan yana, tüm insanlar’ın olduğu gibi,  etnik kökeni ne olursa olsun, her Kıbrıs’lınında özgür ve eşit doğduğuna inanan ve hiçbir ayrırmcılığa maruz kalmaması gerektiğine inanan, etnik nüfus sayısı ne olursa olsun, her anlamda her bir Kıbrıs’lının siyasi, hak ve özgürlüklerinin eşit olduğu inancında olan biriyim.

Yıllarca, futbolcularımız ve sporcularımız, uluslararası oyunlarda ve müsabakalarda başarı potansiyeli olan birçok sporcumuz  uluslararası spor müsabakalarından men edilmişlerdir.    

Yiğitcan Hekimoğlu, Tuğba Aydın, Taygun Artan Özcihan, voleybolcu Merve Çelebi ve atıcı Salih Hafız ve futbolcular dahil birçok sporcularımıza spor kariyerlerini uluslararası platformlara taşıyabilmeleri için tek seçenek olarak gösterilen, Türkiye milli takımlarında yer alma ve Türkiye bayrağı altında yarışmaları katılma olmuştur.

‘Bağımsız sporcu’ sifatıyle katılma hakkı varken (ki benim görüşümce ve kendi başına böylesi durumlarda,  uluslararası arenalarda varoluş, eşitlik, hak ve özgürlüklerimiz adına verdiğimiz mücadelenin sesi daha yüksek ve daha etkili olacağıdır) tek seçenek olarak Türkiye milli takımlarında yer alma ve Türkiye bayrağı altında yarışma gösterilirse be sporcularımız buna zorlanırsa bu uzun dönemde neye hızmet eder diye sormak lazım (cevap malum!).

Her anlamda bu toplumun kendi iradesiyle kendi kaderini tayin hakkını elinden almaya çalışanlar, yıllarca verilen varoluş ve kimlik mücadelesini hiçe sayanlar, bu toplumun varoluşuyle sosyal mühendislik ve ‘gerrymandering’ oyunları oynayanlar, bu toplumun demokrasi ve özgürlük mücadelesine önemli olabilecek katkıda bulunma potansiyeliolan ‘Bağımsız Sporcular’ sıfatıyle sporcularımızın önlerini açmaktansa spordan onların vazgeçmelerini tercih ederler.

Dürüst olmak gerekirse, benim nacizane görüşüm ve önerim, bir an önce kendi spor kurum ve kuruluşlarımız, demokrasi ve insan hakları savunucularımız ve siyasi temsilcilerimiz  bu konuyu gündeme almalı ve ‘ambargoları’ aşmak için “Bağımsız Olimpiyatçılar” veya “Bağımsız Sporcular” adı altında sporcularımızın yarışma haklarına sahip çıkmalarıdır…

‘Halep oradaysa arşın burada’……. (anlamayanlar için – “atıp tutmaktan vazgeçin, sorun değil, çözüm yaratın!”)

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar