Göz yumanlar, görmemezlikten gelenler, suçu işleyenler kadar...
Hassan Vahib

Hassan Vahib

Göz yumanlar, görmemezlikten gelenler, suçu işleyenler kadar suçludur...

21 Kasım 2019 - 08:02

Yıllar boyunca, ırkçılığın aşırı sağcı ekstremistlerin şiddeti olduğu söylenmiş olsada ve böyle olduğuna dair kendimizi inandırmak istemiş olsak da, doğrusu ve acı olanı şu ki ırkçılığı, bu insanlık düşmanını bulmak için çok uzağa değil, çoğumuzun kabul etmek istemediğimiz çok yakınımızda ve yerde, saygın toplumun tam kalbinde, sinsice saklandığını görebiliriz. Hepimizin kalbinde, karakterinde bir diğerini ötekileştiren, aşağılayan, ırkçı, ayırımcı önyargıyı bulabiliriz.
Kabul etsek de etmesek de insanlar çoğunlukta farklı birilerini (renk, ırk, etnik köken, cinsel yönelim gibi) bulduklarında, onlara karşı farklılaşma eğilimi gösterirler. Ancak, bu tür davranışların sınırlarının aşıldığı zamanlar, tolerans gösterilmemesi gerektiği durumlar vardır. Bu ırkçı eylemlerde yer alanların bir avuç olduklar iddia edilsede onlar yüzünden genelde bütün topluluk veya millet kötü bir isim alır. Bu ismi verenler de haksız sayılmazlar. Kalbimizdeki o derinlikte saklanan sinsi önyargıyı çıkarıp bir bakın, göreceksiniz.  
Konuyu nereye mi getireceğim? Kuzey Kıbrıs’ta her geçen gün sayısının arttığı üniversitelere ve bu ünüversitelere gelen yabancı (Kıbrıslı olmayan) öğrencilere ve ülkemizde, yanıbaşımızda, çevremizde yaşadıkları karşılaştıkları insanlık dışı olaylara değineceğim. 
Ohhhh Ahhhh nasıl olur demeyin? “Mutlaka abartılmış”, “mümkün değil”, “kesinlikle olmaz kabul edemeyiz”, “bizim ülkemüzde bunlar olmaz” demeyin sakın. Olur olur bal gibi olur ve oluyor. 
Bu öğrencileri sadece para kaynağı olarak görenler, gururla “ekonomimizin bel kemiği oluyorlar” diyenler, “hiçbir hakları yok zaten, sömüreyim, ezeyim, kandırayım, çıkar sağlayım” düşüncesiyle hareket edenler, “kim arar kim sorar” diyen cinsel tacizciler tecavüzcüler, “şikayet etsede ben daha hızlı davranır ülkeden attırırım, tanıdığım mı yok” diye sinsice gülüp geçenler, insan yaşam ve yerleşimine uygun olamayan konutlar için alınan kaporaları geri ödememek için her pisliği yapan kendi kendilerine ‘vergiden muaftır’ belgesi veren ‘mal’ sahipleri. 
Evet, şimdi düşünün ve deyin ki hiç bu bahsettiğin, tarif ettiğin insanları tanımıyorum bilmiyorum de, benim ve tanıdığım hiçbirinin portresini oluşturmuyor bu bahsettiklerin deyin hele… Diyemezsiniz çünkü bal gibi de bilirsiniz, bal gibi da görür şahit olursunuz her gün her yerde bunların yaşandığını, ülkemizde, yurdumuzda, yanımızda, işyerimizde, markette, benzincide, okulda, poliste, devlet dairelerinde (every body knows).  
Bir kere bu yüksek eğitim sektörünü (gelişen yada daha doğrusu gelişmeyen) ekonomimizin önemli bir parçası haline getirme konusunda iddialı olduğumuzu söylüyoruz. Turizm’de olduğu gibi amd her zaman birşeyler yanlış gittiğinde istenen düzeye ulaşamadığımızda, ülke ekonomisi teklediğinde alışkanlık haline getirdik, hep birilerini suçluyoruz, ambargolar, tanınmamazlık vs vs vs. 
Herşeye ragmen, tüm bu bahsedilen ‘ambargolara’ rağmen (sahtekarlık, dolandırıcılık ve kendi eserimiz ‘yabancıdan kap kaç’ emlak sektör politikamıza rağgmen), yurdumuzda konut alıp yerleşen yabancıların (Ruslar, İngilizler gibi), üniversitelerimize yıllardır gelip okuyan binlerce yabancı öğrencinin, ülkemiz adına nasıl potansiyel oluşturduklarını, ülkelerine döndüklerinde her birinin nasıl bir ‘elçi’ (iş dünyasına atılan bireyler olarak ticaret ilişkileri olsun, sosya ekonomik veya politik ilişkiler olsun veya….. gibi) olabileceklerini anlatmam gerkmiyor sanırım. 
Ama günibirlik yaşamayı, düşünmeyi öğrenmiş, alışmış, bizim yüksek tahsilli çağdaş insanımız, biraz da o içindeki briktirdiği, yenemediği önyargılarıyla, başkasını suçlama alışkanlığını, cesaretsizliğini yenemeyerek, her gün toplumumuz adına, ülkemiz adına işlenen insanlık dışı utanç verici yobaz ve yozlaşmış davranışlar karşısında sessizliği, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışıyle yaşamlarını sürdürmeye, ‘trendy’ café köşelerinde ‘lattelerini’, ‘expressolarını’ yudumlamayı tercih ediyorlar.  
Çok net yapılması gereken ve acil olan (bu topraklarda yaşayan herkes adına ve herkesin hayatıyle ilgili, yaşamı daha çağdaş ve demokratik yapan, insan hakları değerleriyle bağdaşan, yaşamı iyileştirme adına)  konuları masaya yatırarak yanlışların düzeltilmesini, ırkçılığa, hak ve özgürlüklere (herkesin) saldırıların ‘SIFIR TOLERANS’ toplum anlayışıyle giderilmesini sağlamak ve gidene kadar da gündemde tutulmasını sağlamaktır. 
Yurdumuzda okuyan yabancı öğrencilere karşı yetklileri (Siyasiler ve Üniversite yöneticileri) sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyorum. 
Son bir örnek vereceksek, ki, yabancı basında son zamanlarda çok yer bulmuş bir konu, Zimbabwe’li öğrencilerle ilgili Zimbabwe Parlementosunda görüşülen bir konu. 

Bu hiç yorumsuz bir alıntıdır…. (https://www.universityworldnews.com)
“Bu yılın şubat ayında, Zimbabwe Parlamento Dış İlişkiler M. P. Komitesi Başkanı Paradza'nın raporları, Kuzey Kıbrıs'ta 3.000'den fazla Zimbabwe öğrencisinin okuduğunu ve çoğunluğunun okul ücretlerinin ve paralarının yetersizliğinden dolayı mahsur olduklarını ileri sürdüğünü söyledi. 
Konunun Parlamentonun dikkatine geldiğini, çaresizlikten dolayı bazı kız öğrencilerin yabancılarla fuhuş yapmak veya uyuşturucu işileri yapmakla sonuçlandığını söyledi. Parlamenter, Zimbabwe'li üç öğrencinin uyuşturucu işiyle ilgili olarak Kıbrıs'ta hapsedildiğini söyledi.
Araştırmalarımızdan, birçok öğrencinin, çoğu öğrencinin [Kuzey] Kıbrıs'ta vardıklarında mahsur kalmasına neden olan sahte üniversite bursları sunan Harare merkezli şüpheli ……...” 

Yaşasın 15 Kasım, Yaşasın KKTC

Hassan Vahib
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar