Her şeye rağmen örnek bir sosyalist şehir olabilir mi?
Hassan Vahib

Hassan Vahib

Her şeye rağmen örnek bir sosyalist şehir olabilir mi?

26 Aralık 2019 - 09:00

‘Hangi temel ihtiyaçlar ücretsiz olarak karşılanmalıdır?’

İyi belediyecilik, vitrini güzel göstermekle, trafiğin yoğun geçtiği yerlerde çimenlerin yeşilliğini korumakla, yılbaşı ışıklarını yakmakla, sünnet, düğün ve cenazelere çelenk göndermekle, yandaşların mağazalarının kurdelelerini kesmekle bitmiyor.
Kolektif tarımdan ücretsiz toplu taşımaya kadar, Türkiye'nin ilk komunist düşünceye yakın belediye başkanı olarak tanımlanan Fatih Mehmet Macoğlu, dünyadaki diğer sosyalist belediyeler için bir model olmak istediğini söylüyor ve bazıları için küçük, kendi halkı için temel ihtiyaç olan sorunların giderilmesi için büyük adımlar atmaya devam ediyor. 
Başkanı seçildiği Tunceli belediyesinin ekonomisini canlandırmak, istihdam yaratmak ve gençlerin Tunceli'den büyük şehirlere sürüklenmesini önlemek için tarım, ulaşım ve turizm projeleri için büyük planları yapan Macoğlu’nun, bu istediği değişiklikleri, belediyecilik anlayışını hayata geçirme şansı var mı diye sorarsanız, ben de NİYE OLMASIN? diye size sorarım. 
Macoğlu’nun belki her dilediğini gerçekleştirebilmek için belki sihirli değneği olmayabilir ama sihirli bir değnek kadar etkili olabilecek bir gücü farketmiş durumda (aynen Sn İmamoğlu gibi). Halkın gücünü, halkın iradesini, halkın çıkarlarını ve bu çıkarların sermayenin çıkarlarıyla bağdaşmadığını.  
Sn. Macoğlu 70.000 kişilik bu pitoresk dağ kentinde, Tuncelide,  yoksullara ve ezilenlere yardım etmek ve yanlışları düzeltmek istiyorum diyor. “Gerçek olan şu ki…..”, diyor Macoğlu, “….dünyanın kaynakları israf ediliyor”. “Dünya servetinin yarısından fazlasının sadece az sayıda bir insan grubuna ait olduğunu ve çoğunlukta olan insanların adalet ve eşitlik olasılığının olmadığı bir dünya düzeninden bahsediyoruz”. Sosyalizm böyle bir düzene karşı olmaktır, bu zihniyete karşı politikalar üretmektir ” diyor Sn Macoğlu.
Pragmatik bir anlayış ve çalışma biçimiyle, azınlığın değil, çoğunluğa, herkese hızmet veren bir belediyecilik anlayışıyle hareket etmeye çalışıyor Sn Macoğlu. Aslında sosyalizmin özü de bu. Bireysel çıkarlar değil toplumsal çıkarların her zaman ön planda tutulduğu bir düzen bir system. Ülkemiz adına, dünyamız adına istenen de bu değil mi ki? Hak ve adaletin, eşitlik ve adil paylaşımın, kaliteli ve üzretsiz bir eğitimin, toplu taşıma sisteminin  olduğu, ulaşım noktasında ücretsiz ulusal sağlık hizmetinin sağlandığı, kimsenin aç ve susuz kalmadığı, ailesini ve kendisini barındıracak bir mekanının olduğu, emeğinin karşılığını alabileceği bir işinin olduğu bir yaşam düzeni değil me istediğimiz? 
Tüm bu saydıklarım takdir edeceksiniz ki, insanlığın temel ihtiyaçlardır ve tümü de ücretsiz olarak karşılanmalıdır. 
Bunu yapamadıkları, sağlayamadıkları, beceremedikleri içindir ki kamu sektörü ve kurumsal yönetimlere, toplum adına yetki sahibi olanlara, seçim sonucu yetki ve yönetime talip olanlara, siyasetçilere ve hükümetlere karşı dünyanın dört bir köşesinde, protestolar, isyanlar, ayaklanmalara şahit olmaktayık. İnsanlar eşit olmayan dağılımlardan yararlananlara, hak ve adaleti çiğnemeyi doğru ve adil görenlere karşı öfke ifade ediyorlar. Farklı ülkelerdeki halkların gerçekleştirmekte oldukları tüm bu isyan ve protestoların özü, kendi yöneticilerine karşı kaybettikleri güven, hesap verebilirlik ve şeffaflık konusunda, yöneticilerin sınıfta kalmalarıdır. 
Sn. Macoğlu, kendi sınırlı imkanları çerçevesinde ve herşeye rağmen, küçük adımlar atmaya, evden işe işten eve giden yolculara, ücretsiz toplu taşıma imkanları sağlamakta ve yerel ürünler üretmek ve satmak için bir kooperatifler kurmaktadır. 2016 darbe girişiminden sonra işlerinden haksız ve adil olmayan suçlamalar sonucunda kovulan öğretmenlere finansal destek vererk yeni iş alanlarına girmelerine, süt ve arıcılık işleri kurmalarına yardımcı olmuştu. 
Başarılı bir şekilde, devlet arazilerine nohut, patates, fasulye gibi gida ürünleri dikerek bunlardan elde edilen gelirleri fakir gençlere burs sağlamak için kullandı ve kullnamaya da devam ediyor. Bu tür projeleri ve girişimleri şimdi de tüm şehre yaymaktadır.  
Sn. Macoğlu “Herkes için yaşam kalitesini artırmak istiyoruz, ancak fakir insanları desteklemeliyiz” diyor. “Temel ihtiyaçlar ücretsiz olarak karşılanmalıdır. Bu benim temel fikrim. ” diyor. 
Köylülere tohum vererek ve kamu arazilerine ekilmelerine izin vererek kolektif tarım alanları yaratmayı planlamaktadır. “İnsanların kendi ürünlerini yetiştirebilmeleri için tarım alanları oluşturmak istiyoruz” diyor.  “İnsanları dinliyorum” diyor. “Onları dinliyorum ve ne istediklerini anlıyorum ve sahip olduğum araçları ve imkanları değerlendirerek bu taleplere cevap bulmaya çalışıyoum” diyor  Macoğlu.  
Macoğlu, kendi yetkileri ve makamı ile halk arasındaki mesafeyi kısa ve engelsiz tutmaya çalışıyor, kulaklarını yerde tutmayı seviyor. En iyi fikirlerinin, projelerinin, halkı dinlemekten, halkla diyalok içerisinde olmaktan, onlrın ihtiyaçlarını duymaktan geldiğini söylüyor.
İyi belediyecilik vitrini güzel göstermek, trafiğin yoğun olduğu yerlerde çimenlerin yeşilliğini korumakla, yılbaşı ışıklarını yakmakla, sünnet, düğün ve cenazelere çelenk göndermekle, yandaşların mağazalarının kurdelelerini kesmekle bitmiyor. 
Belediyecilik halkla elele ve birlikte yürütülmesi gereken bir kurumdur. Başkanların keyfi idare ve iradeleriyle değil, halkın iradesiyle birlikte ve ortak planlayıp ortak uygulama ve denetimle güç kazanan demokratik oluşumlardır. 
Eğer ki daha demokratik ve daha etkin belediyeler görmek istiyorsak, halkla olan iletişimi, mesafeyi, her zaman kısa ve engelsiz tutmalıyız, taban seviyesinden kopmamış “Mahalle Konseyleri” oluşturmalıyız. Güç paylaşımı demokrasinin ruhudur. Demokratik bir kural, gücü egzersizinden etkilenenlerle ve onun etkileriyle yaşamak zorunda kalanlarla paylaşmayı içerir. Tüm topluluklar, sosyal gruplar, yönetimlerde hem söz sahibi olmalılar, hem de denetim ve değerlendirme makanizmalarında bulunmalıdırlar diye düşünmekteyim.
Herhangi bir belediye sınırları içerisinde yapılacak olan yeni bir bina, yeni bir hotel, bir işyeri veya herhangi bir proje hayat bulmadan önce o bçlgede yaşayan insanlara tanıtılmalı, danışılmalıdır diye düşünmekteyim….. 
“Mahalle Konseyleri” günlük yaşamı ufacık dokunuşlarla iyileştirmeye faydalıdır, tavsiye ederim…..

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar