HER YERDE KAMERALAR: Sürveyans, Gözetim, Güvenlik ve İnsan...
Hassan Vahib

Hassan Vahib

HER YERDE KAMERALAR: Sürveyans, Gözetim, Güvenlik ve İnsan Hakları

11 Haziran 2020 - 02:10

Gizlilik, haysiyet ve güvenlik içinde yaşamak temel bir insan hakkıdır. Sürekli ve heryerde izlenim altında olmak insan hakları ihlalidir. Bu kadar basit bu kadar net. 

Sadece benmiyim son aylarda her yolun başına ve sonuna dikilen a çirkin metal yapılara ve kameralara takılan? Hiçbir açıklama yapılmadan, izin alınmadan, uyarı verilmeden dikilen, ülkemizi ve herbirimizi 24 saat ve sürekli gözaltında tutacak olan bu yüz tanıma, yakın mesafe dinleme, makine öğrenimi ve yapay zeka (AI) kapasiteleri olan ve mutlaka daha büyük bir gözetim araçları sisteminin parçası olacak bu uygulamaya takılan yok mu birileri? İnsan hakları örgütleri, sendikalar, STÖ’leri nerede, hak ve özgürlük, insan hakları savunucusu siyasi muhalefet, belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri? Bu uygulamanın kararı nerede verildi, kimler tarafından ve hangi niyetle verildi bilen var mı? veya merak edip soran var mı? Gerçekten hayretler içerisindeyim. 

Kimse bunların Kuzey Kıbrıs’ta işlenebilecek birkaç suçun önlenmesi, işlenen bir suçtan kaçanların yakalanması veya hepimizin güvenliği içindir demesin. Bir ülkede sürveyans önlemleri ne olursa olsun, bunlar çoğu zaman uluslararası insan hakları hukukuyla çelişmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından belirlendiği üzere, aslında, gözetim veya surveyans, doğası gereği, gizlilik hakkına bir müdahaledir. 

Halka açık yerlerde her türlü surveyans veya gözetim (özel veya kamusal) için insan hakları temel ilkelerine uygun yaklaşım sergilenerek yasalar ve politikalar geliştirilmelidir. Gizlilik uzmanları, gözetim kameralarının genel suç oranlarını düşürmediğini ve sadece suçu başka bir yere ittiğini söylemektedirler. Genel anlamda insan hakları ihlallerine neden olmasının yanı sıra sürveyans konusunda AB Adalet Divanı ayrıca, AB “veri toplama ve saklama” direktifi çıkararak, gereksiz “geniş kapsamlı ve özellikle özel yaşama saygı temel hakkına ciddi müdahalesi” ve kişisel veriler nedeniyle geçersiz kılınması durumunda, telekomünikasyon verilerinin toplanması ve saklanması için de sınırlar koymuştur. 

Bazı hükümetlerin ve parlamentoların temel insan hakları ilkelerine ve yasal yükümlülüklere gösterdikleri vurdumduymazlık ve saygısızlık, toplum ve bireyler olarak hayatlarımızı daha az özel kılmakla kalmıyor, hükümet faaliyetlerini de daha az şeffaf hale getiriyor olmaktadır. Genelde sürveyans konusunda getirilen ve bence ‘cılız’ olan gerekçekler aslında birçok insanın kamusal yaşama (public life) etkin bir şekilde katılma kabiliyetini de olumsuz etkilemektedir ve sınırlamaktadır, çünkü bu tür önlemler (ulusal güvenlik ve suçları önleme için sürveyans) gerçekte konuşma özgürlüğümüze ve kamu yararı da dahil olmak üzere bilgi alma ve verme hakkımızı engel olmaktadır.

Bazılarımız bu araçları, her bireyi mercek altına alacak olan bu kameraları, gelişmiş güvenlik ve ‘hepimizin’ emniyeti için ek ve önemli araç olarak görebilir. Gerçekte ise bu tür önlemlerin amacı, her bireyin izlendiği hissini yaratmakla kalmayıp, her bireyi potansiyel suçlu gibi ‘göz altında’ tutmaktır. 

İzleyenlerin, sürveyans’ten sorumlu olanların keyfi uygulama, önyargıyla bakma, izleme, ayırımcılık yapma, özel hayata müdahale etme, keyfi bilgi paylaşma, aşırı ve denetimsiz bilgiye erişimenin ne gibi sonuçlar getirebileceğini düşünmek bile endişe verici. 

Bu kameralar ve 24 saat sürveyans cevap verilmesi gereken birçok soruya kaygıya neden olmalı ama henüz soran yok, açıklayan yok, yaşam sürüyor. Yanlışlıkla veya bilerek zarar verme potansiyeli olan ciddi  bir gizlilik istilası.

Rahatsız olmuyormu hiç kimse? 

Ben oluyorum, çünkü özel hayat ve mahremiyet aslında onur ve güvenlik içinde yaşamak istiyorsak gerekli olan temel bir insan hakkıdır.

• Bu kameralar ve sürveyans sistemi kurulmadan ve uygulamaya geçmeden önce gerekli yasaların ve politikaların insan haklarıyla tutarlı uyarlı olmaları gerekmektedir. 

• Bu uygulamalara (Kamusal alan gözetimi) rehberlik eden yasalar ve ilkeler insan hakları yükümlülüklerini ve standartlarını yansıtmalıdır.

•Her şeyden önce, sürveyans (gözetim) ve verilerin kullanımını Avrupa veri koruma standartları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Adalet Divanının içtihadı uyarınca gizlilik hakkına kesinlikle saygı gösterecek şekilde sınırlanmalıdır. Bu normlar, devletleri özel hayatlarımızla ilgili bilgileri toplayıp saklarken insan haklarına saygı duymaya ve bireyleri, yabancı kurumlar tarafından yürütüldükleri de dahil olmak üzere, yasa dışı gözetimden korumaya mecbur kılar.

•Bu kameral aracılığıyle elde edilen verilerin incelenmesini, kullanılmasını ve saklanması için hassas ve insan haklarına ters düşmeyen prosedürler uygulanmalı ve sürveyansa tabi tutulanlara kendilerini adil bir şekilde savunma ve etkili bir çözüm sunma hakkını kullanma fırsatı verilmelidir.

•Bu kameralarla gözleme ve izleme (sürveyans) yapanların kim oldukları şeffaf, açık ve net bilinmeli ve bu birimler her zaman bağımsız inceleme ve adli inceleme altında faaliyet göstermelidirler. 

•Bu kameralar aracılığı ile elde edilen veriler sonucu etkilenen bireylerin şikayetleri üzerine, yasal olarak bağlayıcı kararlar verebilecek bir organın kurulması da dahil olmak üzere, en müdahaleci önlemlerin önceden onaylanması gerekmektedir.

•Yargı son derece müdahaleci tedbirlerin karar alma sürecine katılmalı ve hesap verebilirliği sağlamak adına ve görevini yapabilmek için serbest olmalıdır.


YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar