Koronavirüs ve Sivil Savunma Teşkilati'nın Rolü
Hassan Vahib

Hassan Vahib

Koronavirüs ve Sivil Savunma Teşkilati'nın Rolü

09 Eylül 2020 - 07:06

Sivil Savunma Teşkilatı, Koronavirüs tehditi karşısında liderlik rolünü üstlenmeli, polisle, belediyelerle, sağlık kurumu ve ekipleriyle ve sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışarak gözetim ve denetim birimleri oluşturmalıdırlar.

Sivil Savunma Teşkilatları ayni zamanda Ulusal Acil Durum Yönetim Ajansıdır ve sorumlulukları içerisinde riski azaltma, hazır olma, müdahale etme ve acil durumlardan kurtulmada liderlik yapmaktır.

Sivil savunma veya sivil koruma, bir devletin vatandaşlarını genellikle doğal afetlerden koruma çabasıdır. Deprem , yangın, fırtına ve daha birçok olaganüstü durumlarda acil durum operasyonlarının ilkelerini kullanır: önleme, hafifletme, hazırlık, müdahale veya acil durum tahliye ve kurtarma gibi.

Bunu böyle olduğunu sanırım hepimiz kabul ederiz.

O zaman akla gelen soru, şu an içinden geçtiğimiz bu dönemde ve bu küreselleşme sürecinde koronavirüs salgını, tüm toplumları olduğu kadar (belki de birçoğundan daha da fazla) kendi küçük tolumumuzu da tehdit ediyor olurken, bu durumun olağanüstü ve öngörülmemiş bir durum olarak değerlendirirsek, sivil savunma teşkilati daha aktif rol niye almıyor? Veya sivil savunma teşkilatina daha aktif rol verilmiyor? Bana göre ülkemizdeki sivil savunmanın bu süreçte çok daha aktif rol alması gerekiyordu. En azından ben öyle düşünüyordum.

Oturup acil müdahale gerektirecek olağanüstü bir afetin yaşanmasını, bir depremin, yangının, facianın yaşanmasını bekleyenler, belkide hem depremin, hem yangının, hemde hiç alışılagelmemiş bir facianın bizzat yaşandığının farkında değil midirler. 

Tam da bu dönemde sivil savunmanın çok daha aktif rol aldığı bir dönem olmalıydı ve olmalıdır. Tam da bu dönemde gözle görülür ve hissedilir olmalıydı sivil savunma teşkilatımız. Hernekadarda da bir devlet kurumu olsada, toplumu yönlendirecek, farkındalığı yaratacak (ör. online ve digital/medya kampanyalarıyle) kurallara uymaları için uyarabilecek ve diğer yekililerle birlikte çalışarak (polisle, belediyelerle, sağlık ekipleriyle, sivil toplum örgütleriyle), toplumumuzu her geçen gün daha da çok tehdit eden Koronavirüs salgınına karşı, risklerin hergeçen gün daha da arttığı bir dönemde, siyasi liderliğin çaresizlik içinde çırpındığı bu ve iflas ettiği bu dönemde, toplumun alınan ve alınacak önlemlere uyması için gözetim ve denetim birimleri oluşturulmalıydı (vede acilen oluşturulmalıdır). Bu alanda çiddi bir boşluk ve zayıflık var hemen giderilmelidir diye düşünüyorum.

‘Yeni normalleşme sürecini’ ısrarla, fakat bilinçsiz birşekilde başlatan, fakat çaresizlik, beceriksizlik, ve herhangi rasyonal siyasi iradeden yoksun zihniyet içinde sürdüren siyasi liderlik, aldığı çelişkili ve bilimsellikten uzak kararlarla, bu toplumu her geçen gün daha da çok facianın doruğuna götürmektedir.

İstisnalar dışında hiçbir işyeri, Koronavirüs’e karşı getirilen kurallara uymuyor, birçok insanımız kafeteryalara, pastahanelere, meyhanelere, alışverişe maske giymeden, kurallara uymadan girip çıkabiliyor, çünkü GÖZETLEYEN YOK, UYARAN YOK, DENETLEYEN YOK.

CEZA ALAN? CEZA ALAN DA YOK. TEK BİR KİŞİ VEYA BİR İŞLETME, BUGÜNE KADAR, KORONAVİRÜS RİSKİNE KARŞI GETİRİLEN KURALLARA UYMADIKLARI İÇİN CEZA ALMIŞ DEĞİLDİR.     

Genelde tünelin en karanlık noktası, aydınlığa en yakın nokta olur derler, ama gelgelelim bizim siyasi ‘liderlerimiz’ karanlığın en derinlerine kazık çakmış bekliyorlar, seçim ve şahsi çıkar hesapları yapıyorlar.

Artık yeter demenin zamanı olduğunu düşünmekyim. İnsiyatifi sivil irade’nin alması zamanının geldiği düşüncesindeyim. Sanırım bizim toplumumuzda siyasi irade’ye, ana akım (‘mainstraem’) siyasilerin değil, bilinçli ve farkında olan, siyasi hesap ve şahsi çıkar peşinde olmayan temsilcilerden oluşturulacak bir ‘sivil iradenin’, toplumsal çıkar ve hakları ön planda tutan bir iradenin, yön verme zamanıdır.

İçinde bulunduğumuz durum, bunu derken sadece kononavirüs’ten bahsetmiyorum, Kıbrısı ve Kıbrıs’ta yaşayan herkesi tehdit altına almış Doğu Akdeniz krizinden, savaş tehditleri  ve savaş kışkırtıcıları’nın hergün daha çok tansiyonu yükselten tutumlarından ve bunların karşısında, omurgasız, ürkek ve çaresiz duran bir siyasi irade’den bahsediyorum (Bir sonraki köşe yazımın konusu).

İçinde bulunduğumuz durum hiç kuşkusuz olağanüstü zamandan geçtiğimizi göstermektedir. Ve bizler, birbirlerine olağanüstü bir meydan okuyanların arasına sıkışmış çaresizce bekliyoruz, birilerinin veya mücizelerin bizi korumasını, geleceğimizi tayin etmelerini vede bu olağanüstü durumların bizlere dokunmadan geçip gitmelerini.

 Bu dönemde yapılması gereken en acil görevler arasında olmasını düşündüklerim:

  1. Koronavirüs ile sürdürülebilir bir mücadele için KORONOVİRÜS ‘TASK FORCE’ oluşturulmalı
  2. Koronavirüs’e karşı getirilen kurallara TAM uyumu sağlamak için GÖZLEME VE DENETİM BİRİMLERİ oluşturulmalı
  3. Caydırıcı cezalar, hiç taviz vermeksizin, KESİLMELİ

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar