Küresel düzeyde çocuk istismarı bakışı (16)
Hassan Vahib

Hassan Vahib

Küresel düzeyde çocuk istismarı bakışı (16)

28 Kasım 2019 - 08:02

Gerçek şudur ki çocuk cinsel istismarında her 3 kişiden biri kimseye söylemiyor (THORN, 2017).
Ben iddia ediyorum ki ülkemizi sarsan bu son çocuk cinsel istismar olayı nadir rastlanan bir olay değildir. Ve yine iddia ediyorum ki, bu tür olaylar bazılarının işaret ettiği ‘sonradan buralara yerleşen toplum’ içerisinde değil, tüm toplumun içerisinde çirkin yüzünü saklamaktadır. Şu anda doğru ve güvenilir bir ortamda ve doğru bir yöntemle anket yapılsa (yetişkinler arasında), her 3 yetişkinden birinin çocukluğunda cinsel istismara maruz kaldıklarını göreceğiz. 
Cinsel istismar sadece fiziksel taciz ve tecavüz şeklinde değil, duygusal, sözel ve mimiklerle (bakış, ima, başka biri ile cinsel ilişkiye şahitlik etmeye zorlanma vb.) de yapılır. Zannedildiği gibi nadiren görülen bir olay değildir, sadece sosyoekonomik düzeyi düşük ailelerde görülmez, çocukların uydurdukları bir durum hiç değildir, hatta genelde çocukların utandıkları için sakladıkları bir durumdur ve istismar tehlikesi genellikle yabancılar tarafından değil ÇOK YAKINLARDAN gelir. Çocuğu dinleyen, anlayan, onun güvenliği ve ihtiyaçlarını gözeterek yapılacak bir müdahale ve koruyucu/önleyici sistemin yürürlüğe girmesi hayatî bir önem taşır.
Her kültürde ve her toplumda bulunabilen tarihsel bir fenomen olan çocuk cinsel istismarı, son yıllarda sistematik çalışmanın, araştırmaların hedefi haline gelmiştir. Her ne kadar da birçok ülkede ve topumlarda, geçmişte bir tabu olarak kabul edilen bu konu, kamuoyu fikrindeki değişimin ve gelişen duyarlılık nedeniyle konu artık hasır altına saklanmıyorsada, üzülerek kabul etmek gerekir ki bizim gibi toplumlarda bu konu hem tabu olmaya, hemde hasır altı edilmeye devam ediyor ve hatta ve hatta ‘fail’ (eğer aile içerisnden birisi ise) korunmaya kadar gidiyor. 
Çeşitli ulusal ve uluslararası kuruluşlar (Dünya Sağlık Örgütü/DSÖ, UNICEF, INTERPOL, EUROPOL, vb.) tarafından toplanan mevcut istatistikler, çoğu zaman çocukların cinsel tacizi vakalarının  gerçek boyutunu temsil etmemektedir. 
DSÖ, 2017 yılında 2 ile 17 yaşları arasındaki 1 milyar kadar küçük çocuğun fiziksel, duygusal veya cinsel şiddete maruz kaldığını tahmin etmektedir. 2014’ten itibaren yapılan bazı UNICEF tahminlerine göre  küresel boyutta 120 milyondan fazla çocuğun cinsel istismara (ellemeden tecavüze kadar) maruz bırakıldığıdır.  Aynı BM örgütü, 2017’de, 38 düşük ve orta gelirli ülkede, yaklaşık 17 milyon yetişkin kadının, çocukluklarında cinsel ilişkiye zorlandıklarını itiraf ettiklerini söylüyor. 
Cinsel istismar, çocukların bir yetişkin tarafından cinsel uyarı ve tatmin amacıyla kullanılmasıdır ve onarılması çok güç, kalıcı fiziksel, derin duygusal ve psikolojik zararlara yaralanmalara neden olur. Böylesi durumlar u durum sevgi, güven ve bağlılık ilişkisi içinde olunması beklenen bir yakından geldiğinde ve tekrarlanma, yıllar boyu sürme ve gizli kalma olasılığı arttığında, çocuk üzerinde bıraktığı hasar çok daha ağır olur.
Son günlerde yeni hukuksal düzenlemelerle yeniden gündeme gelen çocuğa yönelik şiddet, ihmal ve istismar konusu özellikle onarılması en zor yaralara neden olan cinsel istismar meselesi üzerine titizlikle düşünmeyi gerektiriyor.
Çocuk istismarı haberleri her zaman nefret ve öfkeyle karşılansada, ne yazık ki bu konular ancak kısa zaman için gündemimizi zorlar. Farklı bir konu, farklı olay, bu tür haberleri, tekrar yenisi yaşanana kadar, arka plana iter. Cinsel istismarla mücadele adına yapılması ve alınması gereken önemli adımlar önlemler olmalıdır. Herşeyden önce, çocuklarımıza yaşamlarını sürdürebilmeleri, çocukluklarını yaşamaları için, güvenli ve sağlıklı ortam sağlayabilmek, bizim, yetişkinlerin, ebeveynlerin, devlet yetkililerinin sorumluluğudur. Bu sorun insan hakları, çocuk hakları sorunudur. 
2011/93 / AB sayılı Avrupa Direktifi ve Lanzarote Sözleşmesi, Evrensel Çocuk Hakları Beyannameleri  doğrultusunda yeni yasaların hazırlanması ve var olan yasalarmızın da tekrardan düzenlenmesi, cinsel içerikli suçlara verilen cezaların artırılması gerekmektedir. 
En önemlisi de, bu konuları hasır altına saklamak yerine, tartışmaya açmak, daha çok farkındalık ve daha çok eğitim gerekmektedir, mağdur olan çocuklara ve ebeveynlere uzmanlar tarafından yardım ve destek sağlanmalıdır diye düşünmekteyim….

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar