'le chien de sang' Ganimet Kokusu Almış Çakallar
Hassan Vahib

Hassan Vahib

'le chien de sang' Ganimet Kokusu Almış Çakallar

10 Ekim 2020 - 07:04

Sistematik olarak yağma ve ganimetin tadına bakmış olan insanları, çok güçlü kan kokusu algılarıyla ünvan salmış ‘le chien de sang’ (Bloodhounds) köpeklerine benzetmemek mümkün değildir.

Mutlaka ve mutlaka ganimetin kokusun kilometrelerce öteden, aylar ve hatta yıllar önceden tanırlar, bilirler ve hazırlıklıdırlar, sabırla beklerler. Bu yolda yapmayacakları yandaşlık yalakalık yoktur.   

Ne inkar edeyim, ‘Maraş açılıyor’ dendiğinde ve merakla akın akın insanların oraya gidecekleri söylendiğinde, acaba kimler gider diye düşündüm? veya gidenlerin çoğunluğu ne umutlarla, beklentilerle giderler acaba, diye düşündüğümde, aklıma ‘le chien de sang’ (Bloodhounds), yani ganimet kokusu almış çakallar geldi. Tabii küçük bir azınlık merak gidermek için de gitmiş olsa da aylar önceden Sn. Özersay ve Sn. Tatar, “ben açarım” “sen açarsın” s...k yarışına girdiklerinde, ganimete doymamış bazı insanlarımızın ağızlarından salyalar akmaya başlamıştı bile.

Lieber Yasası, Brüksel Bildirisi (1874), Cenevre Sözleşmesi, Lahey Sözleşmeleri gibi uluslararası teamül hukuku hem de uluslararası anlaşmalar yağmayı yasaklamakla kalmayıp, savaşlarda elde edilen mülklerinin yok edilmesinden yağmalanmasından kaçınmaya değil, aynı zamanda bu mülklerin korunmalarını da mecbur kılmıştır. Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsünün 8. Maddesi, savaşlarda, "saldırı ile ele alındığında bile bir şehri veya yeri yağmalamanın" bir savaş suçu sayıldığını belirtmektedir.

Kaldı ki bizde, yıllardır savaş sonucu elde edilen ele geçirilen mal ve mülkler yağmalanmış, kimilerine siyasi hayatlarında yaşam oksijeni olmuş, uzun yıllar seçim koltuklarını korumalarını sağlamış (ve sağlıyor), kimilerine de yoktan servet sahibi olmalarına neden olmuştur (oluyor).

Ne yazık ki Maraş’ın ‘açılış’ haberi, yarım asırdır dokunulmamış, henüz ‘paylaştırılmamış’ Maraş’ı bırak, Kıbrıs’ın geriye kalanını da alalım diyecek kadar heyecanlandırmıştır bazılarını.

Tamamen siyasi ve bireysel hesaplar için yapılan bu tür hamleler, Kıbrıs’ta kalıcı barışın, kalıcı bir çözümün önünde engel olmaya, her iki tarafta da çözüm yanlısı olmayanların kamplarını güçlendirmeye ve iki toplumun birbirinden daha da uzaklaşmalarını körüklemeye, sebep olmaya yarayacaktır.

Üzücü olan, yıllardır barış ve çözüm yanlıları olduklarını iddia edenlerin sessizlikleridir vede çıkarılan az da olsa bazı seslerin ‘fısıltıdan’ öteye gitmemeleridir. Barış ve çözüm yanlısı STÖ’ler, Sendikalar, Siyasi parti ve grupların sessizliği, kalıcı barış ve çözüm girişimlerini baltalayan bu girişimlerden daha çok beni üzdüğünü söyleyebilirim.

Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözüm girişimlerini baltalayan bu hamlelere sebep olanlardan, uluslararası teamül hukuku ve uluslararası anlaşmaların ihlal edilmesine neden olanlardan hem sandıkta hesap sorulmalı, hem de hiç tereddüt etmeden gerekli yasal işlem başlatılmalıdır diye düşünmekteyim. 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Munevver Akilli
    1 hafta önce
    Kesinlikle katılıyorum. Seçime yönelik bu hamlenin arkasından gelebilecek tehlikenin Sn Tatar bile farkında değildir. Son 18 yılda Turkiye'de rant uğruna ülkenin güzelliklerini yağmalamış yakıp kül etmiş yandas kesim, avuçlarını ovusturup bekliyor. Şimdiden Maraş 'i gezip otelleri kendi aralarında parsellediklerinden eminim. Turkiye'de artık ucube binalarını yapacak yer kalmadı. Hedefleri denizi doldurup, kuş ve balık yuvaları üzerine iğrenç binalar dikip para kazanmak. Maraş'ta hem de dünyanın en güzel plajlarindana birinde hazır onları bekleyen binalar varken bu fırsatı kaçırırlar mi? Kıbrıs halkı gözünü açmalı. Bu akbabalara fırsat vermemeli. Oy uğruna ülkesini satmaya hazırlanan bu siyasileri de tarih unutmayacaktır.

Son Yazılar