"Olmak ya da olmamak, işte bütün sorun bu……." W....
Hassan Vahib

Hassan Vahib

"Olmak ya da olmamak, işte bütün sorun bu……." W. Shakespeare Brexit mi? Brexit değil mi? bütün soru bundan ibaret….

07 Kasım 2019 - 07:40

Bırakın Brexit tartışmasının çıkmaza girmesini, bu tartışma İngiliz siyasi sistemi ve siyasetcileri için söylenen her olumlu şeyi, Birleşik Kraliyet’in yazılmamış anayasası’nı dahi yerle bir etti  desek yerindedir.
AB denen yaratık aslında, birbirleriyle çıkarları çatışan, birbirleriyle tarihsel hesaplaşmaları bulunan, silah zoruyle birbirleriyle artık boy ölçüşemeyen, küresel ekonominin sürücüleri durumuna gelen ve ABD’nin dahi güçlükle yarışmada kalmaya çalıştığı Çin, Hindistan gibi büyüyen küresel ekonomiler karşısında ayakta kalmaya çalışan ülkeler tarafından oluşturulmuş ‘mecburi evlliliklerden’ başka birşey değildir…
Birleşik Krallık’ta yapılacak bir sonraki genel seçim, 2017’de yapılan önceki genel seçimlerden beş yıl sonra, yani 5 Mayıs 2022’de yapılması gerekiyordu fakat ‘Brexit’ konusunda girilen çıkmaz 12 Aralık 2019 Perşembe günü yer alması planlanan erken seçimi getirdi.
Aslında hernekadar da bu seçime genel seçim dense’de hepimiz biliyoruz ki bu bir ‘YENİ REFERANDUM’ sayılacaktır hatta ve hatta ‘Brexitcilerle’ ‘Brexit’ karşıtları arasında düollo da diyebiliriz. Kaçınılmaz olan bu düello sonucunda birçok politik kariyerin sonlanacağıdır. Bunu görmek için seçim öncesi duruma bir bakarsak çok müthiş (ama sürpriz olmayan) istifaların, yarışmadan ringe havlu atanların, Parti değişenlerin, perde arkası hesapların, çarpraz parti anlaşmalarının yapıldığını göreceğiz.  
Şunu söylemeden de devam edemeyeceğim. Benim herzaman savunduğum ve eminim geniş paylaşımı olan görüşüm, AB denen yaratığın aslında birbirleriyle çıkarları çatışan, birbirleriyle tarihsel hesaplaşmaları bulunan, silah zoruyle birbirleriyle boy ölçüşemeyen, zayıf olanlar açısından (Romanya, Bulgarya, Kıbrıs gibi) çakal misali, ‘güçlünün yanında bende avdan bir parça koparırım’, sözde ‘güçlü’ olanlar açısından (Almanya, Fransa, İngiltere gibi) savaşlarla hakimiyet kuramadıkları ülkeler ve ekonomik düzenler üzerinde ortak çıkar hegemonyasını oluşturma maksatlı ülkeler tarafından oluşturulmuş ‘mecburi evlliliklerden’ başka birşey değildir. Bunu da burada söylemiş olayım (Bir başka yazı konusu olur ileride herhalde). 
Evet, bir de şunu ortaya atmadan geçemeyecem, istediğiniz itibarlı kaynağı referans olarak bakınız (Julia Horowitz - CNN Business, The Bretton Woods Committee, Financial Times, IMF, Dünya Bankası vs), hepsinin gösterdiği ABD’nin dahi güçlükle yarışmada kalmaya çalıştığı Çin, Hindistan gibi büyüyen dominant küresel ekonomi yarışında Avrupa Birliği’nn bu yarışta en zayıf bağlantı olduğudur. Yani, ilgimizi çeken daha çok BREXIT ve Birleşik Kraliye’tin AB’den cıkması veya kalması değil, AB’nin ve önümüzdeki 15 yılın küresel anlamda nasıl şekilleneceğidir…….VE DAHA DA ÖNEMLİSİ varlıklılar ile varlıksızlar arasındaki, ezen ve ezilenler arasındaki uçurumun gün geçtikçe daha ne boyutlara ulaşacağı, küresel ticaret yarışlarının olumsuz etkileri, sınıfsal bakış açısıyle bakarsak eğer, hangi boyutlara ulaşacağıdır. 
Her neysa konumuz, Birleşik Kraliyet’teki YENİ BREXIT REFERANDUM’u vaya adına siz genel seçim deyin.  İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkışının oylandığı Brexit referandumundan bu yana neredeyse 3,5 yıl geçti. Ancak, Brexit tartışmasının bırak çıkmaza girmesini, bu tartışma İngiliz siyasi sistemi ve siyasetcileri için söylenen her olumlu şeyi, Birleşik Kraliyet’in yazılmamış anayasası’nı dahi yerle bir etti gibi görünüyor. 
12 Aralık’taki seçimler için anketler sandıktan bir koalisyon hükümetinin çıkacağını gösteriyor. Büyük bir olasılıkla İşçi Partisi ile Liberal Demokrat Partisi arasında oluşacak bir hükümet. Muhafazakar Parti ile Brexit Partisi arasında da olabilir ama seçim öncesi Brexit Parti liderinin Muhafazakar Parti’nin işbirliği çağrısını reddetmesi, bu olasılığı biraz zayıflattı diye düşünürüm. Gerçek şu ki, tüm Partiler içinde sancılar bulunmakta ve değneğin her iki tarafı da MURDAR (Mundar) görünüyor. 
Birzamanlar dünyanın güçlü, hakim ve sömürgeciliğin patronu olan İngiliz imparatorluğu (Böyyük Britanya) artık yok. Eskiden yaptığı gibi köle alıp satamıyor, ülke ülke işgal edip sömüremiyor, tek başına ülkeleri bölüp yönetecek gücü kalmadı, her ülkenin zengin kaynaklarını sömürüp kendi ülkesinde ‘sus payı’ rolü oynayan, dünyanın imrendiği, kitleleri sus eden ulusal sağlık hizmetlerini (National Health Service), refah sistemi (Welfare System) ve eğitim sistemini artık koruyamaz subvense edemez oldu. 
Hal bu iken, sığındığı liman olan Avrupa Birliğinde’de istediğini alamayan, bulamayan İngiliz, diğer sözde uygar, çağdaş demokratik ülkelerle birlikte, ve bu ülkelerde aşırı şağın gelişmesinin de getirdiği etkenlerle 23 Haziran 2016’da  hiç hesaplanmamış olan  BREXIT sonucunu referendum sonrası İngiliz ve AB kucağında buldu.   
Benim kanatimce Brexit’in kaderi ve bu doğrultuda Birleşik Kraliyet’in ve AB’nin kaderini bu genel seçimde Brexit mi? Brexit değil mi? sorusunun cevabı belirleyecektir…… Ben İngiltere’nin uçurumdan döneceğine inanıyorum…. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar