Seçim sonuçlarının tek açıklamasının 'Stockholm...
Hassan Vahib

Hassan Vahib

Seçim sonuçlarının tek açıklamasının 'Stockholm Sendromu' olduğunu düşünüyorum

27 Ocak 2022 - 10:39

Bu seçimin sonu bana ‘Stockholm Sendromunu’ hatırlattı desem yanlış olmaz. İnsanın kendisini zora sokan ve üzen koşulları kabullenmesi, savunması, sıkıntıya sokan koşulların nedenlerini görmemesi, ezilmesine rağmen ezenin yanında yer alması, hatta ezen kişiye karşı minnet duyması olarak da tanımlanabilen Stockholm Sendromundan bahsediyorum.

Başka ne açıklaması olabilir ki? 

Yaşadıkları tüm sorunlara rağmen, toplumun her gün karanlıkta kalmaları, ekonomik olarak birçok şirketin iflasın eşiğini çoktan geçmiş olmaları, sağlık hızmetlerinin çökmüş olması, eğitim sisteminin kaos içinde olması, toplumsal iradenin yok ettirilmiş olması, siyasi iradenin çözümden ve kalıcı barıştan sistematik bir şekilde uzaklaştırılmaya çalışılması ve daha birçok konuda toplumu uçurumun eşiğine getirmiş olan bir siyaseti, seçmenin sandıktan birinci Parti olarak çıkarmasını daha başka nasıl açıklayabiliriz ki?

Bu düşünceye, böyle bir siyasi iradeye gidip de oy verenlerin kişisel çıkarlar ve hesapların peşinde olduklarını mı düşünelim? Her ne kadar da bunun da bir açıklama olarak kabul gördüğünü düşünsek de, şahsi hesap ve çıkarların toplumsal çıkarların önüne geçmesine göz yummak aşağılık olur diye düşünüyorum ve seçmenimizin, en azından belli bir kısmının bu kadar aşağılık olacağını düşünmek doğru olmaz diye düşünmekteyim (herhalde !).

Bir de 57.62 katılım oranı eksi %10 geçersiz oyu dikkate alırsak buda aslında seçimi kazanan Partinin kayıtlı seçmenin %18.67’sini, ana muhalefet Partisi’nin ise %15.33 oyunu aldığı anlamına gelir. Hiç şüphesiz ‘gerçek bir demokrasi’ örneği (değil malasef !).

Bardağın dolu tarafına bakarsak seçmenin en az %50’si bu tiyatro’ya sırtını dönmüş, umutlarının bu senaryolara alet edilmesine ‘HAYIR’ demiştir. Eğer sandıktan çıkıp meclise girdiğini düşünen siyasi Partiler, milletvekilleri başarılı olduklarını ve toplumun onayını aldıklarını düşünüyorlarsa bu düşüncelerini tekrardan gözden geçirmelerini öneririm.

Sandıktan çıkan mesajdan çok, çıkmayan mesaja, sandığa gitmeyen %50 seçmenin verdiği mesaja dikkat etmelerini öneririm. 

Sandığa gitmeyenlerin ise sessiz kalmaları değil, örgütlü, güçlü ve sesli olmalarını öneririm. Ciddi bir ‘sessiz çoğunluğun’ çıkaracağı sesin neler yapabileceğini düşünmelerini öneririm. Önümüzdeki dönem için en acil görev farklılıkları ön plana çıkarıp bölünmeler değil, sınıfsal bakış açısıyle  ortak noktaları bulup, örgütlenme olmalıdır.

Olmaz dememek lazım. Tek çözüm bilinçli ve sınıfsal bakış açısıyle, ortak hareket ve örgütlenmedir diye düşünmekteyim…..

 Bu düşünce adanın her iki tarafı için de geçerlidir…. 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar