KAPALI MARAŞ VE MARAŞ AÇILIMININ GİZLENDİĞİ GERÇEKLER…!!!
Hüseyin Vedat Ağlamaz

Hüseyin Vedat Ağlamaz

KAPALI MARAŞ VE MARAŞ AÇILIMININ GİZLENDİĞİ GERÇEKLER…!!!

29 Ağustos 2021 - 16:24

“Yağmacılar, yağmaladıklarıyla yüzleşmek bir yana, yağmacılıklarını ve yağmaladıklarını yasallaştırmak için başkalarının da buna alet olması için canla başla çalışırlar.” ANONİM…
Bütün totaliter rejimlerde iktidarlar, iş bilmez ve baskıcı yönetimlerini, sahip oldukları toplumlarında sürekli bir algı yaratarak kendilerini gizlemeye ve kalıcı kılmaya çalışırlar.
Tarih boyunca bu tip uygulamaların kojektürel anlamda değişik yöntemlerle uygulandığını ve ömürlerinin ne kadar kısa olduğunu okuyan ve araştıran herkes bilmektedir. Ve tarih boyunca bu tip yönetimlerin ne toplumlara ne de dünyaya bir faydasının olmadığı görülmüştür. Öyleyse hemen kendimize şu soruyu mutlaka sormamız gerekiyor. “o zaman insanlık neden sürekli olarak bu tip rejimlere maruz kalıyor?”
Bütün totaliter rejimlerin ortaya çıkış serüvenine baktığınızda, (özellikle sanayi devriminden sonra) sözde demokrasini olduğu rejimlerden çıktığını rahatlıkla görebiliriz.
Kapitalizmin demokrasi ve özgürlükler anlayışının temelinde inşa ettiği gerek parlamenter sistemler gerekse de başkanlık sistemleri, demokrasi ve özgürlükler maskesi altında, sömürüyü ve hiçte adil olmayan serbest piyasa koşularını öne çıkarmaktadır. Kapitalist sistemde algı operasyonları var, sürekli toplumların baskılanması var, aslında ülkelerin ve yasaların korunması için kurulan polis ve askeri teşkilatlarda kapitalist sistemin mimarları kapitalistleri ve sistemlerini korumak için vardır. Ne zaman sistemin adil olmayan yanları deşifre olsa, hemen sistem devreye girerek toplumları oyalayacak algılar yaratılıyor.
İşte kapalı Maraş da bu aralar sisteme bu anlamda malzeme yapılmıştır.
Velev ki Maraş’ı açtınız. Ekonomiyi mi halledeceksiniz? On binlerce esnafın kapanan işletmesinin açılmasını mı sağlayacaksınız? Eğitimden mahrum kalan çocukların eğitim hakkını yeniden mi inşa edeceksiniz? Sinek avlayan otelleri mi dolduracaksınız? (gerçi pandemiyle birlikte yandaş işletmelere sağladığınız garantina uygulamasıyla turizm zamanlarında bile hayal edemeyecekleri paraları kazanmalarını sağladınız). Eriyen Türk lirasının itibarını yeniden mi kazandıracaksınız? Maraş la birlikte asgari ücreti on bin lira mı yapacaksınız? KKTC ‘yi mi tanıtacaksınız? Vs vs vs…
Maalesef bunların hiç birini yapamayacağınızı benim gibi ve binlerce insan gibi siz de biliyorsunuz. Hele de ortada BM’nin 550 ve 740 numaralı kararları varken. O zaman neden ısrar ediliyor?
Pek tabi iktidarlarını devam ettirmek için. Çünkü KKTC denen bu Kıbrıs’ın kuzey yarısında her şey çökmüştür. Hatta bu çöküş pandemiyle birlikte değil 1974 ile çökmüştür. Fakat covid’e de hakkını teslim etmek lazım çünkü çöküşün görünür olmasını sağlamıştır. Ve ne garip değil mi 45 sene elinizde rehin tutuğunuz ve ihlal etmediğiniz insan hakkının kalmadığı Maraş’ı da bu çöküşü gizlemek için kullanıyorsunuz. Ama dediğim gibi takke düştü kel göründü.
Maraş’ın tamamını mı açacaksınız?
Allame-i cihan olsanız da bunu yapamayacaksınız.
50 tane uçak geminiz olsa da yapamayacaksınız.
Dünyanın en büyük ordusuna ve teçhizatına sahip olsanız bile yapamayacaksınız.
Geçtiğimiz hafta milletvekili Hasipoğlu bir tv programda “Türk tarafı Maraş’ı Rumlara sekiz kez önermiş” dedi ve ekledi “47 yıl Rumları bekledik daha neyi bekleyeceğiz” dedi.
Bir kere bu yapılan açıklama hem samimiyetten uzak hem de siyasi bilgiden yoksun. Siz bu toplumu madem bu kadar düşünürdünüz, BM nin yapmış olduğu teklifleri niye göz ardı ettiniz o zaman. (1992 Gali güven yaratıcı önlemler). Nenem mi reddet…!!! Ve Cenevre. Ki bu yapılan son öneriler (Mağusa limanı, Ercan havaalanı ve Maraş) Kıbrıslı Türkleri hem uluslar arası camianın bir parçası yapacak hem de iktisadi yönden kalkınmasına olanak sağlayacaktı. Bu kadar açık ve net. Ne kadar yoksun ve bilgiden uzak siyasetçilersiniz. Ama bunun, hem farkındasınız hem de biat kültürünün bir parçası olduğunuzdan bunun altında da eziliyorsunuz. Ve ezilmeye devam edeceksiniz. Ve maalesef bu toplumu da bu işbirlikçiliğinizle sefil bir hale getirdiniz.
Kıymetli okuyucularım, kıymetli Kıbrıslılar ülkemizi 47 yılda getirdikleri nokta bu. Ve bunun en büyük aktörleri işbirlikçi siyasilerimiz ve pek tabi oyunun en büyük yönetmeni İŞGALCİ Türkiye hükümetleridir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar