OLMAK İSTEDİĞİM YERDE(Mİ)YİM…?! 4. (SON).
Hüseyin Vedat Ağlamaz

Hüseyin Vedat Ağlamaz

OLMAK İSTEDİĞİM YERDE(Mİ)YİM…?! 4. (SON).

11 Ekim 2021 - 10:10

“dünyada görmek istediğiniz değişikliğin kendisi siz olun” Mahatma GANDHİ

Yaşadığınız ev, mahalle, kasaba veya şehir sizin ona yüklediğiniz anlamlarla var olur. Yüklediğiniz her anlam salt sizin bünyenizden kendiliğine çıkmamıştır. Yaşadığınız tüm olgularla onları var edersiniz. Anlamını yitiren her insan gibi, evler de, mahallelerde, kasabalar da ve şehirler de anlamını yitirir. Ve siz artık yeni anlamlar yükleyeceğiniz farklı mekanlara, farklı  şehirlere yelken açarsınız. Açmalısınız da. Yoksa o size sunulan yaşam armağanını ne olduğunu anlayamazsınız. Bırakın mahallenizi ve şehrinizi, inanın Kuzey Kıbrıs’ta yaşamak anlamını yitirmiştir. Yitirilen anlam sizi başka yerlere taşırken bazılarımız maalesef olanaksızlıklardan dolayı o anlamını yitiren mahallede veya şehirde yaşamak zorunda kalıyor. Kalıyor kalmasına da, bir başka yer için yakalanacak olanak da oldukça meşakkatli olacaktır. O kadar ki, insan ruhunu ve bedenini yaralayan izler bırakarak.

İçinde yaşadığımız koşulara baktıkça, her geç gün ahlak ve adaletten gittikçe uzaklaşan siyasi yapılanma bir yanda insanımızın yaşam standardını aşağıya çekerken bir yandan da ülke genelinde büyük bir kitlenin fakirleştiğini görüyoruz. Zaten yıllardır vatandaşına karşı hiçbir sorumluluğunu yerine getirmeyen KKTC devleti, insanların bu sorumluluklara da çare bulma çabası içine girmesine neden olmuştur. Devletin anayasa gereği yerine getirmesi gereken sağlık eğitim ve sosyal yaşam ihtiyaçları bireyler tarafından karşılanıyor. O zaman devlete ve siyasiler de ihtiyacımız yok demek.

Velhasıl kelam eşsiz ve bir benzeri olmayan liyakatdan, ahlaktan, adaletten ve insan haklarından yoksun bu ülkede yaşamanın ne anlamı olabilir ki. Ha sosyal çevre diyebilirsiniz. Yani aile, dostlar ve çevre. İnanın hiç birinin zerre anlamı kalmamıştır. Neden derseniz, 1975 yılından bu yana TC devletinin ülkemizde uyguladığı istila politikaları ve demokrafik yapıyı dönüştürme politikaları yeni bir bireyin oluşmasını sağlamıştır. Samimiyetten ve bilgiden yoksun mış gibi bireyler. Yani ikiyüzlü ganimetçi bireyler. Emini 47 yıllık kuzey Kıbrıs serüveninizden bu iki yüzlülükleri ve samimiyetsizlikleri defalarca yaşamışsınızdır. Yaşadığınızı çok net biliyorum. Bir başka çok net bildiğimse bu samimiyete maruz kalanların daha sonra kendilerinin de samimiyetsiz ve iki yüzlü olduğudur. Kısaca bunun adı da GANİMETÇİ BİREYDİR.

Bir kuru orman yanarken, yangın maalesef yaşları ayırmıyor. Onları da kurularla birlikte yakar. Bir söz vardır genellikle solcuların diline doladığı, “sen yanmasan ben yanmasam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa”. Halt etmişler. Hatta buna Kıbrıslı MAŞŞADURAN der. Sevgili dostum Prof. Dr. Mehmet Hasgüler’in Coğrafyasına yenik düşmüş ada Kıbrıs kitabı, Kıbrıslıların çoğrafya ağırlıklı on binlerce yıllık acı dolu geçmişleri tam da bunun saçmalığına atıfta bulunur.  Allah aşkına coğrafyamıza bir bakar mısınız? Hep savaş hep acı. Ve bu acılar bu savaşlar dünyanın içinde bulunduğu kapitalist sistem olduğu sürece de devam edecek. İşte bunu bilmek veya bunun farkında olmak sürekli size “acaba be gerçekten olmak veya olmamak isteğim yerde miyim sorusunu sordurur.

Ülkem; maalesef, sürekli fillerin kapıştığı bir coğrafya. Ve biz istesek de istemesek de bu kapışma devam edecek ve bizler de çayır olmanın ötesine geçemeyeceğiz. Yukarda bahsettiğim nedenlerden dolayı. O yüzden en küçük bir fırsatı yakalar yakalamaz olmak istemediğim bu yerden olmak istediğim yere yelken açacağım. Size de tavsiyem bu. Bunun ötesinde de inanın gerisi lafı güzaf.

h.ağlamaz

Biz-hepimiz-külliyen

Yan geldik yalana

Yalana dadanmaktan kambur büyütürken sırtımızda

Doğrulara doğru doğrultamadık alnımızı

Bir gün düşümüz gerçekleşirse eğer

Hangi geçmişin çekmecesine sığdırabileceğiz ki yalanlarımızı?

İstemesini öğrenmeyelim diye

Verdiler önce-ganimetlendik-niğmetlendik

Aldık-aldık-daha fazlasını vermeyinceler-alındık-

Yağmalama şölenlerinde çok kalabalıktık

Elde avuçta kalmayınca kavga meydanlarında azaldık

-yaşamak azalmaktır-

Biz sadece bu kadarcık mı kalacaktık?

Not: Ümit İnatçı’nın Aralık 2002 de yazmış olduğu ve yarılma kitabında yer alan YAŞAMAK şiirinin sadece bir bölümü. YAŞAMAK şiiri bunun gibi 10 bölümden oluşmaktadır. Ve son cümlesi inanılmaz bir finaldir.

-YAŞAMAK KORKMAKTIR-

SAKLANMAK YOK OLMAKTIR.

Bu da şiirin ve yazımın son bölümü.

Sevgiyle ve aşkla kalın.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar