Pablo Neruda'nın AĞIR ÖLÜM şiiri, LORCA ve tırnak içinde...
Hüseyin Vedat Ağlamaz

Hüseyin Vedat Ağlamaz

Pablo Neruda'nın AĞIR ÖLÜM şiiri, LORCA ve tırnak içinde "Türkçe konuşan Kıbrıslılar"

01 Kasım 2021 - 12:07

“Özgür olmayan insan nedir?

 

Söyle bana, Mariana..

Söyle seni nasıl sevebilirim

Özgür olmazsam.

Sana kalbimi nasıl açabilirim

Bu yürek benim değilse..”

 

Ağustos 1936.. Ünlü İspanyol şair Federico Garcia Lorca, İspanya iç savaşında faşistlerce kurşunu dizilmeden önce son şiirini böyle okudu..

 

Peki. Kimdir Frederico Garcia LORCA?

Şair ve oyun yazarı, aynı zamanda ressam, piyanist ve bestecidir. 27 kuşağının sembol üyelerinden biridir. İspanya iç savaşının başlangıcında 38 yaşında iken milliyetçi faşistler tarafından öldürülmüştür. Ölümünün o son anına kadar mücadelesinden ve duruşundan da zerre kadar taviz vermemiştir.

 

Dünya tarihi bu ve buna benzer yüz binlerce örnekle doludur. Ve dünyamızda kapitalizmin bu hoyrat zulmü devam ettiği sürece de örnekler çoğalmaya devam edecektir.

 

Fakat ne kadar ilginçtir ki bizim tarihimize baktığımda buna benzer devrimci örnekler hemen hemen hiç yoktur. Olanlarında arka planında ideolojilerden yoksun kısır çekişmeler olduğunu görüyoruz.

 

Sanırım bedel ödemeden bir yerlere varmaya çalışan bizden başka bir topluluk yoktur. 47 yıllık kuzey Kıbrıs serüvenimizde geldiğimiz noktaya bakacak olursan bunun ne kadar imkansız olduğuyla da yüzleşebiliyoruz. Hatta ihtimaller dışıdır da diyediliriz.

Çünkü 47 yılda geldiğimiz nokta bizi dünyada eşsiz bir yere Taşımıştır.

 

“KRİMİNALİTENİN VE DÜNYADAKİ YOLSUZLIKLARIN MERKEZİ KUZEY KIBRIS”

 

Hem de saymakla bitmeyecek oranda.

 

Namınızla öğünebilirsiniz.  Öğünmezseniz namertsiniz.

 

Ama boşuna ölmedin LORCA. Aydınlık yarınlar için, özgürlük için ve dünya barışı için mücadele eden herkese esin kaynağı oldun. O kadar ki Şilili yazar Pablo Neruda sizler için yollara düşmüş ve bu mücadeleye katılmıştır. Ve daha bir çok sanatçının İspanya iç savaşında faşizme karşı savaşmasını sağladınız. İşte o yüzden boşuna ölmedin. Ama boşu boşuna yaşarken ölenler de yok değil hani. Kuzey Kıbrıs vatandaşları aslında tümü bu kategori içindedirler. Aynı dostun ve mücadele arkadaşın Pablo Neruda’nın Ağır Ölüm şiirinde dediği gib

 

 Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar,
her gün aynı yoldan yürüyenler,
yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler,
giysilerinin rengini değiştirmeyenler,
tanımadıklarıyla konuşmayanlar.

 

Ağır ağır ölür tutkudan ve duygulanımdan kaçanlar,
beyaz üzerinde siyahı tercih edenler,
gözleri ışıldatan ve esnemeyi gülümseyişe çeviren ve yanlışlıklarla duygulanımların karşısında onarılmış yüreği
küt küt attıran bir demet duygu yerine
“i” harflerinin üzerine nokta koymayı yeğleyenler.

Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler,
bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar,
hayatlarında bir kez bile mantıklı bir öğüde aldırış etmeyenler.

Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar,
okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
gönlünde incelik barındırmayanlar.

Ağır ağır ölür özsaygılarını ağır ağır yok edenler,
kendilerine yardım edilmesine izin vermeyenler,
ne kadar şanssız oldukları ve sürekli yağan yağmur hakkında bütün hayatlarınca yakınanlar,
daha bir işe koyulmadan o işten el çekenler,
bilmedikleri şeyler hakkında soru sormayanlar,
bildikleri şeyler hakkındaki soruları yanıtlamayanlar.

Deneyelim ve kaçınalım küçük dozdaki ölümlerden,
anımsayalım her zaman: yaşıyor olmak yalnızca nefes alıp vermekten çok daha büyük bir çabayı gerektirir.

Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına.

 

Maalesef en büyük alışkanlığın “GANİMETİ” muhafaza etmek kültürünün olduğu benim ülkemde bu kadar açık bir şiirin anlaşılması da mümkün değildir. Ama bunun farkında olan biz küçük azınlıklar da mücadelesinden asla vazgeçmeyecektir. Her ne kadar kurunun yanında yaşlar yanabiliyorsa.

İYİLEŞEMİYORUZ.

 

Yaralar kepenklerini indirmedi hala

sivri dişlerine cila çeken

it sürüsü salya döküyor hala…

 

İlle de düşman olmalı birileri

ille de kopsun sevginin dilleri

ille de “ya taksim ya ölüm”

bu düzmece barışta

her gün

taksit taksit ölürüm.

 

Ümit İnatçı 1999 Mağusa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar