SİYASET VE SİYASETÇİ ALGISININ TOPLUMSAL YANSIMASI
Hüseyin Vedat Ağlamaz

Hüseyin Vedat Ağlamaz

SİYASET VE SİYASETÇİ ALGISININ TOPLUMSAL YANSIMASI

08 Kasım 2021 - 12:08

Siyaset ve siyasetçi algısı toplumları oluşturan bireylerin eğitim ve kültür seviyelerine göre şekillenir ve anlam yüklenir. Bizim gibi toplumlarda siyaset ve siyasetçi toplumun kendilerine hizmet etme algı içerisinde anlamlanıyor. Bu anlam o kadar ayyuka çıkmıştır ki adeta siyasetçi tapınılacak bir obje haline gelmiştir. Belli bir donanım ve ahlaki değerlerle yönetime gelmiş siyasetçi bile bu durumda farklı yerlere evirilerek o bile zıvanadan çıkabiliyor. 1974 yılına kadar olan süreçte ülkemizde idareci dediğimiz ve halk tarafından seçilen siyasetçiler hep hizmetli olarak algılanmıştırlar. Bu yüzden bireylerle siyasetçi arasında sürekli bir yakınlık söz konusuydu. Bu ayrıca siyasetçi üzerinde kendiliğinden bir denetimi de oluşturuyordu. 1974 den sonra bizlere bahşedilen ganimet düzeni ve onun türevi olan biat kültürü bu algıyı tamı tamına tersimlemiştir.

Geçtiğimiz gün gazeteci yazar sayın Can Dündar’ın bir videosunu izlerken, adeta bana bu kadarı da olmaz dedirtecek bir anekdota rastladım.

Geçen hafta Denizli’de denetime gelen valiyi tanımadığı için bir dönerci az kalsın işinden oluyordu. Normalde vali bir dükkana gelince dönercinin hazır-ola geçmesi ve el öpmesi gerekiyordu. Bunu yapmayınca bir tuhaflık olduğunu anlayan vali maskesini çıkarıp yüzünü gösterdi; fakat hayret! Dönerci yine aldırmadan dönerini kesmeye devam etti. Bunun üzerine de vali oracıkta sinirlenip hemen dükkanın kapatılması emrini verdi. 30 sn içinde gerçekleşen bu olayın ardında asırlara dayanan bir itaat kültürünün izi var. Türkiye’de maalesef siyasetçi halkı kendi hizmetinde sayıyor. Ve bu böyle olduğu sürece de bu ve buna benzer birçok örnek her zaman karşımıza çıkacaktır. Bu  itibarı gösterişte arayan bir anlayışın tezahürü. Ve daha da önemlisi, Türkiye’de çağdaş “devlet-yurttaş ilişkisi” nin hala arkaik bir “padişah-kul ilişkisi” olarak görülmesi.

Maalesef Kıbrıslıların durumu da bundan farklı değildir.

Halbuki siyasetçi ve devlet görevlisi kimdir? Ülkesinin ve toplumunun hizmetlisidir. Ülkesini çağdaş medeniyetler seviyesine çıkarma çabası içerisine girerken vatandaşlarının da standardını yukarıya çekmekle mükelleftir. Ve her şeyden önemlisi siyasetçinin ve devlet görevlisinin iş vereni de halkın kendisidir. Bir siyasetçinin bunu içselleştirmesinin yolu da sizi bir işveren olduğunuzu unutmamanızdır.

Özellikle pandemi dönemiyle ortaya çıkan yeni yönetim biçimi adeta bunu bütün çıplaklığıyla gösterir düzeydedir.

Peki, ne yapmalı? Fabrika ayarlarına geri nasıl dönülebilinir? Bu mümkün mü? Mümkünse bunu nasıl aşabiliriz.

Soydaş algısıyla çıkarlarımızın korunacağını deklere eden TC politikalarının artık itaat eden bireylere dönüşme politikasına döndüğünü anlamamız gerekir. Bu güne kadar soydaşlarım diye diye işbirlikçilerle birlikte dönüştürdüğü kuzey Kıbrıs’ın durumu bu. Ve bu işbirlikçilerle bunu içine doldurduğu arkaik anlayışlı “padişah-kul ilişkisinin” bireyleri soydaş diye nitelendirilen insanların on katı durumunda.

Ama her şeye rağmen yine de bunu çözümü vardır.

1974 den önce sahip olduğumuz fabrika ayarlarına dönerek yapabiliriz.

KKTC olgusu içerisinde verilen her mücadele (ki seçim de bunlardan biridir) yenilgiye mahkumdur. Ama görüyorum ki kendine solcu diyen kesimler maalesef seçim gongunun çalmasıyla yine iştahlarını kabartıyorlar. Bilesiniz ki yenilginiz yüzde yüz garanti. Hoş zaten bunu en iyi siz bilirsiniz. Çünkü bu oyunun en önemli aktörlerisiniz. İşbirlikçilerisiniz.

Türkçe konuşan Kıbrıslıların bütün kayıplarının altında işte bu işbirlikçi solcuların imzası vardır. Özellikle bu toplumu toptan tüketen “BİRLEŞİK FAİZ” yasası bunların başında geliyor.

Bilesiniz ki KKTC olgusu içerisinde verdiğiniz her mücadele Türkçe konuşan Kıbrıslıları daha da azaltacaktır. Ve en sonunda da bir birimize şunu söylemek zorunda kalacağız.

“BİZ BU KADARCIK MI KALACAKTIK” 

 

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar