TAKKELER DÜŞTÜ KELLER GÖRÜNDÜ…!!!
Hüseyin Vedat Ağlamaz

Hüseyin Vedat Ağlamaz

TAKKELER DÜŞTÜ KELLER GÖRÜNDÜ…!!!

17 Ocak 2022 - 10:47

“Her seferinde aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemek abdallıktan başka bir şey değildir”

ALBERT EINSTEIN

Sürekli olarak Kıbrıslılara yaşam kültürleriyle alakalı birtakım atıflarda bulunularak anlam yüklemeye çalışılıyor. Bunu hem Kıbrıslılar hem de Kıbrıslı olmayanlar sürekli değişik biçimlerde ifade etmeye çalışıyor. Pek tabi bunu sürekli bu şekilde yapmanın sosyolojik ve tarihsel yönleri vardır.

İnsanın Kıbrıs adasına ilk ayak bastığı andan itibaren sürekli olarak her zaman birilerinin gaspına ve işgaline maruz kalmışlardır. Sanırım neolitik dönem hariç ada insanı sürekli buna maruz kalmıştır. Ve adadaki yaşam da her zaman işgal koşullarına göre şekillenmiştir. Yaşam kültüründen üretim ilişkilerine, ticaretten el zanaatlarına kadar her daim bu böyle olmuştur. Bu şekillenme aynı zamanda işgalcinin kültürel yapısının dayatılmasını da beraberinde getirmiştir. Fakat burada üzerinde durulması gerek en önemli nokta işgalcinin ne kadar süre burada kaldığı ve bu etkinin bu sürece paralel nasıl geliştiğidir. Bildiğiniz üzere bir çok medeniyet Kıbrıs’ı işgal etmiş ve kültürünü de dayatmıştır. İşgalci ne kadar süre kalırsa kalsın eninde sonunda adayı terk etmiştir. Fakat yerli halk ve ona entekre olan işgalcinin bir kısım insanı yeni işgalcinin himayesine girmiştir. Bu her seferinde yeni halkların Kıbrıs halkına dahil olmasına sebep olmuştur. Ve bu durum şu an içinde bulunduğumuz işgal koşullarına kadar gelmiştir. Ama şuna da değinmeden geçemeyeceğim.

On iki bin yıllık Kıbrıs adası serüveninde yerli halklar bu dönemde olduğu kadar kötü koşullara maruz kalmamıştır. Özellikle işgalin istilaya dönmesi, yerli insanların tasfiyesine neden olmuştur. Bu bilinç dışı yapılan bir politik argümanın ötesinde, tamamen bilinçli bir politikanın ürünüdür. Bu istilacı yaparken başta mağdur ettiği insanların değerlerini bir diğer halka peşkeş çekerek adeta Kıbrıslı Türkleri icazete boğmuştur. Bu icazetin belirlediği yaşam biçimi içine “ikiyüzlülüğü” “sahtekarlığı” “samimiyetsizliği” aldığında tarihin hiçbir döneminde görülmeyen bir dejenerasyona yol açmıştır. Pek tabi bu da 47 yıllık kuzey Kıbrıs serüveninde on binlerce yerli işbirlikçiyi ortaya çıkarmıştır.

Kıbrıs bir çenet adadır, Memleketimiz muhteşemdir, portakalımız dünyanın en iyi portakalıdır, patatesimiz spondanır. yani en iyisidir. En bizin en muhteşem şeyimizdir. Ve şeyler üzerine kurduğumuz bu kuzey yarısında zerre kadar hiçbir “şeyi” sorgulamadan yaşıyoruz. Böyle EN ve ŞEYLERLE yaşadığımızdan maalesef atanan bütün siyasiler de halkın ensesinde andrez oynuyor. Bakmayın siz ki seçimlerimiz var. O seçimler mevcut istila koşullarının yasallaşmasını sağlamak içindir. Zaten bunu sağlayacak koşulları 1975 yılından beri istilacı uyguluyor. Ha geldiğimiz noktaya bakarsak bir takım aklını yitirmiş entelektüel ve aydın insan rejimi sorgulamak ve onu yok saymak için mevcut rejimin 47 yıldır ön gördüğü KKTC SEÇİMLERİNİ BOYKOT etmiştir. Vay efendim ne demek de boykot diyerek solcusundan sağcısına herkes tarafından saldırıya uğramıştır. Bence bu çok normal. aynı zamanda da doğal bir reaksiyon. Çünkü rejim zaten bunun alt yapısını çoktan yapmıştı. Hatta bu saldırıların çıtasını o kadar yükselttiler ki, adeta BOYKOTCULARI aşağılayıcı yollara girmişlerdir. Onların derdi sizin onlara oy vermeniz değildir. Seçimlere katılarak sistemin varlığına onay vermektir. Hangi sistemin? Kıbrıslı Türkleri dünyadan izole eden sistemin onayını vermenizi isterler. Ama görünen o ki, hem pandeminin dayattığı koşullar, hem ekonomik krizin bir hiper enfilasyona dönüşmesi gerek sonradan vatandaş olan gerekse de bu ülkenin binlerce yıllık vatandaşı olan insanların sandıktan yani rejimden uzaklaşmasına neden olmuştur. Ve çok ciddi anlamda sağcısından solcusuna büyük bir kitlenin sandığı yani secimi boykot edeceğini göstermektedir. İşte bu realiteden dolayıdır ki rejimin tetikçileri ve kurşun askerleri büyük bir telaş içinde her türlü bilimsellikten uzak bir şekilde rejimin karşısında duranlara saldırmaktadır.

Özellikle sosyal medya bu insanları o kadar güzel deşifre ediyor ki. Adeta şu atasözünü bize anımsatıyor.

“TAKELERİ DÜŞTÜ KELLERİ GÖRÜNDÜ”

Çok uzun zaman önce (25 YIL) uydurma rejim farkındalığı YENİ KIBRIS PARTİSİNİN örgütlü mücadelesinden sonra bu günlere gelmiş ve içine de çok farklı kesimleri alarak nihai şekline ulaşmıştır. Ama görünen o ki bu örgütlülük seçimlerden sonra da devam ettirilip uluslar arası aktörler de devreye sokulacak. Toplumlar arası görüşmeler de bu BOYKOT duruşuyla nihai neticesine ulaşacaktır diye düşünülüyor. Bu çok ciddi bir tarihsel fırsatken aynı zamanda da tamamen yoık oluşunda bir argümanı olarak düşünülebilir.

  

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar