1 Mayıs vesile olup ayağa kalkmalıyız
Kazım Denizci

Kazım Denizci

1 Mayıs vesile olup ayağa kalkmalıyız

30 Nisan 2018 - 08:11

Yerli işsizlik büyüyor… Gençlerde yüksek düzeyde işsizlik var… Genel işsizlik bir bilinmezlik üzerinde seyrediyor. Alavere hesaplarla sunulan rakamlara rağmen gerçekler gizlenemiyor. Gelir dağılımındaki uçurum her geçen gün derinleşiyor. 

İşsizlik, yokluk, sefalet artıyor, açlığı dayatıyor adeta zaman. Bunalım, stres ve psikolojik sorunlar bütün toplumu sarmış durumda. Cinnet, intihar, cinayet, tecavüz, şiddet, hırsızlık, gasp, uyuşturucu boyutlandıkça boyutlandı. Asgari ücretle geçinmek zor… Hırsızlık mı yapalım yönetenler gibi? İşçi pazarları kurulmuş simsarlık yapılıyor, yöneticiler uyuyor mu?             

İş kazası adı verilen ama işin gerçeği, İş cinayetleri ve İşçi ölümleri artıyor.

Yöneticiler uyuyor mu? Hep birlikte sorgulama ve hesap sorma zamanı... Ve elbet de işçiler, emekçiler, ezilenler, mağdurlar ve mazlumlar olarak hep birlikte çıkış yolu bulma zamanıdır. Dedikçe ve avazımızın çıktığı kadar bağırdıkça kimseden çıt çıkmıyor... Tüm tolum ve iç dinamikler olarak ayağa kalmalıyız. Dedikçe uyumaya devam ediyoruz. Duyarlılık yok ki.

Sevinçli, gülen yüzler için tüm canlılığı ile gelen çevre ve doğa güçlerine onun bir parçası olarak insani güç ve yetilerimizi de katarak kurtuluş ve umudu örgütlemekten başka çaremiz yok. Öyle ya içine düşürüldüğümüz bu hazin durumdan kurtulmak için yine bir kurtarıcı arıyorsak yanılgı içindeyiz demektir. Peki o zaman bizi kim kurtaracak? Yine bizler, yani ‘beklediğimiz kendimiziz’ ve çıkarsız, menfaat sız arkadaşlarımız. 

Kamusal alanlarımızda buluşmalarımızı büyütelim.   Kentlerimizi, kasaba ve köylerimizi süslenmiş sözlerden olan devlet-özel ortaklıkları ile değil, imecelerle yapılan işlere alıştıralım. Evde, okulda, hastanede, mahallede, kentte toplumsal bir rol alalım. Kibirlenip büyüklenmeden, Eşitlik, kardeşlik, yurttaşlık  ve farklılıklarımızla dayanışmamızı ve imecemizi inşa edelim.  Yaşatılan bu acı zorluklardan sonra birlikte kaybedilen dayanışmayı geri getirmeli, hep beraber getirelim. 

“Getirilmeli” dedim çünkü hayatta hiç bir şey öyle “armut piş ağzıma düş” şeklinde gelişmez. Her şeyin olabilmesi için emek ve özveri gerekir. Sorun genelde şu ki bazı halklar bunun farkında olmadıkları için kötü yönetilmenin kaderleri olduğuna inanırlar ve bir türlü kabuklarını kıramazlar. Ya da sistemi ülkenin değil kendi çıkarları için kullanmayı yaşam biçimi edinen kesimler halkın böyle düşünmesini ve bir şekilde hiç uyanmamasını isteyip sağlar.

Zaman artık sadece bir kesimin çıkarlarını gözetme zamanı değildir. Bu Hükümeti oluşturanlar için geçerli olduğu kadar sendikalar, sivil toplum örgütleri ve genel halk için de geçerlidir.  Bu ülkede huzur ve istikrar istiyorsak, özgürlük ve insan gibi yaşamak istiyorsak bu amaç için özveriyle çalışmaktan başka yol yoktur ve olamaz. İnsanlarımız yaşamak için para kazanmalı, hakkını almalı, maaşsız kalmamalı, ama artık bu maliye ve bütçemiz de kaldıramayacağı yükten bir şekilde kurtarılmalı.

Geçmişi suçlayarak ve kaşıyarak bir sonuca ulaşamayız. zaten geçmişi yaratanlar ya bu dünyada artık yok ya da gitmek üzere bilet aldılar. Ancak devamlı geçmişi suçlama kolaycılığından kurtularak ve bunu zorlayarak başarabiliriz. Liderlik koltuklarında oturanlar toplumunu düşünerek birleştirici olmalı ama geriye kalanlar da artık ülkenin çıkarını ve patlama noktasına gelen bu halkı kendi kişisel makam ve çıkarlardan önde görmeye başlamalıdır. Zaten ülke genelinde olacak iyi gelişmeler her zaman kişi bazında da güzelliklere kapı açacaktır. Zaten umudun olmadığı yerde ne vizyon olur ne de geleceğe dönük planlama... Kıbrıs Türk halkı olarak artık uyanıp top yekun ayağa kalkma zamanıdır!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar