Acı nedir bilirmisin?
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Acı nedir bilirmisin?

08 Temmuz 2021 - 09:29

Kolombiya’da yolsuzluk, cinayet ve uyuşturucu ağlarıyla kurduğu ilişkiler ile bilinen sağcı Devlet Başkanı Ivan Duque, devam eden protestolar sırasında eylemcilerin ihbar edilmesi karşılığında 2.000 dolarlık ödül verileceğini açıkladı.

Kolombiya’da yoksulluğa, zamlara ve polis cinayetlerine karşı halkın isyanı giderek büyürken, polis ve ordu güçleri kanlı saldırılar gerçekleştiriyor. Kolluk güçleri sokakları kan gölüne çevirirken, birçok evi içinde yaşayan insanlarla ateşe verdiği görüntüler sosyal medyaya yansıdı.

Sosyal medyada yer alan görüntülerde sokakların kan gölüne dönüştüğü, yerde hareketsiz bedenlerin yattığı, evlerin ateşe verildiği ve göstericilerin acımasızca yaylım ateşine tutulduğu görülüyor. Polisin yanı sıra askerlerin de protestoculara karşı görevlendirildiği Kolombiya'da, özellikle İsyan Karşıtı Mobilize Birlikler’in (ESMAD) halka karşı vahşi saldırısı dikkat çekiyor.

Uluslararası Af Örgütü de militarize edilen müdahaleye ve polis zulmüne tepki göstererek, yetkilileri eylemcilere yönelik zulme ve kent merkezlerindeki askerileşmeye derhal son vermeye çağırdı. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği de Kolombiya hükümetine şiddetinin derhal durdurulması çağrısını yaptı.

Ülkede sivil toplum örgütleri, hakim olan sağcı faşist hareketlerin tırmanışa geçtiği yönünde sık sık uyarılarda bulunuyor. Fakat hem hükümet hem de askeri güçler ile istihbarat servisleri bu uyarıları ya görmezden geliyor ya da hafife alıyor. Acımasız iktidar hırsı halka zulüm ve katliamlara dönüştü…

***

Birçok kişi bu ülkedeki siyasi mücadeleyi parti mücadelesi sanıyor.  Tabi ki siyasi mücadelenin odağında siyasi partiler vardır ama tek güç siyasi partiler değildir.  Bazı gazeteler, gazeteci ve köşe yazarları. Ülkede kaldıysa, aydınlar, akademisyenler,  sendika ve sivil toplum gibi unsurlarda siyaset mücadelesi içerisindedirler.

Bu unsurlar da siyasi düşüncelerine göre ya hükümet yanlısıdır veya muhalefettirler. Özellikle tam da bu dönem siyasi mücadele parti boyutunu çok aşmaktadır. Siyasal mücadele ne için yapılıyor?

Siyasilere ve partilere sorarsanız mücadeleleri ülke içindir, halk içindir, özgürlük içindir, hak hukuk ve adalet içindir… Ancak, somut durumlara baktığımızda mücadelenin toplumsal amaçlardan ziyade kişisel maddi amaçlara yönelik olduğunu ve yakınlarından oluşturduğu parti yönetimleri ile birlikte özel şirketi gibi kullanıldığını görüyoruz.

Bu ada yarısında siyasal hayatında geçmiş ve şimdiki mücadelenin adını koymak zor olmakla beraber özellikle günümüz içinde ya Anavatancı ya da AB’ci mücadelesi demek mümkündür.

Avrupa Birliği değerlerini savunanlar aslında daha fazla çağdaşlık, özgürlük, demokrasi yanlısıdırlar.    Anavatancı örgütler ise daha fazla milliyetçi, İslamcı, Osmanlıcılar. İki taraf için de kullandığım kelimelerin yetersiz kaldığının, daha uzun ve detaylı açıklamaların gerektiğinin farkındayım.

Konu bu olmadığı için ayrıntıya girmek istemiyorum. İşaret etmek ve sormak istediğim bir sorum var; Her ne şekilde siyasi düşüncenizi tanımlarsanız tanımlayın bu memleketin gidişatından memnun musunuz?

Eğer, kendinizi Atatürkçü olarak tanımlıyorsanız, Türkiye’nin Atatürk ilkelerinden sapmadığını ve Atatürk yolunda ilerlediğini söyleyebilir misiniz?

Eğer, kendinizi İslamcı olarak tanımlıyorsanız, Türkiye’de İslamcılığın bu dönem daha fazla güçlendiğini veya gerçek İslam’ın güçleneceğini söyleyebilir misiniz?

Eğer, kendinizi Osmanlı milliyetçisi olarak tanımlıyorsanız, Türkiye’de Osmanlıcılığın istismar edilmediğini ve Osmanlıcılığın ne demek olduğunu çok iyi bildiğinizi söyleyebilir misiniz?

Eğer, kendinizi Türk milliyetçisi olarak tanımlıyorsanız, Türk milliyetçiliğinin doğru yolda, doğru kadrolar elinde ve doğru yerde olduğunu söyleyebilir misiniz?

Eğer, kendinizi sosyal demokrat olarak tanımlıyorsanız, Türkiye’de sosyal demokrasinin geliştiğini, küresel düzeyde de kapitalizmin geldiği kriz ortamında çareler ürettiğini söyleyebilir misiniz?

Eğer’leri uzatabilirim. Sonuçta şunu sorayım; Türkiye’nin geleceği konusunda kaygı duymayan, kendini mensubu olarak hissettiği siyaset veya yüzde 50’lik cenah konusunda çok umutlu hisseden var mı?

Eğer diye başlayan soruları, eğer çiftçi iseniz, çalışan iseniz, esnaf iseniz, iş insanı iseniz, emekli iseniz, öğrenci iseniz diye sormakta mümkün ve alacağımız cevaplar yine olumsuz olacaktır.

Alacağımız cevaplar ancak kimlik politikaları paralelinde olursa farklılaşıyor maalesef; Türk iseniz, Sünni iseniz… Bir toplumun etnik ve inanç kimliğini ön plana alarak siyasi tercihte bulunması bir ülke için en bayağı ve en tehlikeli siyasi tercih sürecidir. Siyasi mücadelede ön planda etnik ve inanç temelli tercihlerin yapıldığı hiçbir toplum huzur bulmamıştır. Günümüzde örnek Ortadoğu toplumlarıdır.

Adını koymakta zorlandığımız, nasıl bir siyasi hareket olduğu konusunda kendisinin de net olmadığı 16 yıllık Erdoğan iktidarının bizi getirdiği nokta budur; kimlik siyaseti ve karamsarlık…

Bu karamsarlık nedeniyle zenginimiz yurt dışına kaçıyor veya parasını kaçırıyor, dil bilenlerimiz yurt dışına çalışmaya gidiyor, yatırımcımız yurt dışını tercih ediyor.

Korkuyoruz…

Umutsuzuz…

Kaygılıyız…

Bu durum halkın seçtiği bir iktidar eliyle oluşturuldu.

Çözümü de siyaset, halk desteği ile bulmak zorunda.

Demokrasi ve hukuk çerçevesi içerisinde…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar