Ağlamayı bırakınız ve çare bulunuz
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Ağlamayı bırakınız ve çare bulunuz

22 Ekim 2020 - 07:10

Mantıklı veriler, ve gerçeklerle yüzleşmekten korkarsak, sonumuz her seçimde hüsranla son bulacaktır. Gerçi 1976 yılından sonra her yapılan seçimde Türkiye'ni müdahalesi ile katşılaştık.

1974 sonrası, Anadolu'nun bir çok yerinden, 60-70 bin "gariban", Rumlardan kalan arazileri, toprakları işleyeceksiniz, hayatınız çok güzel olacak, bin bin bir vaatle, Türkiye'nin işgal ve asimilasyonunda kullanılmak üzere Kıbrıs'a getirildi...

Savaş ganimeti helaldir diyerek "Rumun"  savaş nedeni ile canlarını kurtarmak için terk etmek zorunda kaldıkları evlere yerleştirildiler.  Kimine, bağ bahçe, tarla, kimine de işyeri, atölye verildi.

Uluslar arası hukuka göre işgal ettiğin topraklara kendi nüfusunu taşıyamazsın, suç işlemiş olursun denmesine rağmen Türkiye'nin gelmiş geçmiş tüm hükümetleri tarafından adaya Türkiye nüfusu yığıldıkça yığıldı.

***

Ada yarısına taşınan bu fakir nüfus, her zaman her seçimde isteğe göre bazen baskı, tehditle korkutularak bazen para ile bazen de mehter marşları ile coşturularak kendi amaçları doğrultusunda   yönlendirilerek siyasiler tarafından hep oy olarak görüldü...

Rejim sahibi Anadolu'dan getirilen bu nüfusu, her seçimde, kullanımlarında olan Rum malları üzerinden tehdit ederek veya "bir antlaşma olursa, sizin elinizden bu malları alınacak" diye korkutarak, oylarını istedikleri yere veya kişiye, kanalize etmişlerdir.

Bu durum, kötü ruh tarafından kıbrıslıtürk toplumuna en büyük ve en alçakça "kötü hizmeti" oldu... Tüm bu olumsuzluklara rağmen, bu toplum, 1981 seçiminde ışıklar içinde uyusun, Ziya Rıskı, Denktaş'a karşı seçimi kazansa da, seçim BEY düzeni tarafından, Denktaş'ın seçimi kazandığı ilan edilmişti.

***

Topluma önderlik etmesi gereken sol siyaset bu durumdan kendisi de yaralanmaya başladığı için sessiz kalmayı tercih etti. Ama onları adaya taşıyan güç her seçimde kopardığı fırtınalar nedeniyle, bu durumun sürmesini istiyordu ve istediği de oldu.

Geçen pazar günü yapılan seçimde yine sol uykuya dalarak,  başını da deve kuşu misali kuma gömerek bu durumu sadece uzaktan seyretmiştir. Ada sakinlerinin geleceğini belirleyen bu seçimde Ersin Tatar'ın aldığı oy, % 70 oranında bu oy deposundandır.

Kendi kaderini belirleme hakkı gasp edilen Kıbrıslıtürklerin aldığı oy, %30 bile değildir. Bu bölgede Kıbrıslıtürklerin oyunu AKINCI'ya vermesinin de bir anlamı olmadığı bir kez daha ortaya çıkmış oldu

Hal böyleyken, bu seçimlerin demokratik ve adil olduğunu söylemek yanlış olur. Hatta körlük olur. Kendi demografik yapısını korumada titiz davranan dünyanın bir çok ülkesinde, çalışmak için giden vatandaş olsa bile üç beş nesil sonra, oy kullanma hakkı elde ederler.

 Yani, vatandaş olduğunuz günün ertesinde, gidip oy kullanamazsınız... ülkenin kaderinde söz sahibi olamazsınız. Sonuç olarak, bu duruma, bir insan hakkı safsatası ile sarılan aymazlar ve dıştan müdahalelere önlem alma gücüne sahip olmayan işbirlikçiler sayesinde asimile olmaktan kurtulamayacağız.

***

Ve yine geldik sona, Pazar günü gerçekleşen seçimlerin Kıbrıslı Türk toplumunun iradesini yansıtmadığını  dahası Tatar’ın seçilmiş değil, atanmış olduğunu artık birçok siyasi telaffuz etmeye başlasa da artı atı alan Üsküdar'ı geçti.

Erdoğan ve AKP-MHP koalisyonunun adadaki kuklası “Tatar’ın seçim karargahına dönüşen TC büyükelçiliği, her türlü müdahale ve baskıyı uygulamaktan geri durmadı. Türkiye’den gelen özel ekipler, istihbarat birimleri, milletvekilleri, yerli ve yabancı mafya insanları tehdit, baskı, şantaj ile Tatar lehine çalışmalar yürüttüler.

Dağıtılan Milyonlarca TL para ile seçimin kaderini değiştirecek oranda seçmen iradesi satın alındı”  Bu seçimde yapılması gereken tüm demokrasi ve barış güçlerinin en önemli görevinin en geniş yurtsever demokratik birliği sağlamak ve ilhak tehdidini bertaraf etmek  için bir güç birliğinin kaçınılmaz olduğunu bir kez daha hatırlatırım

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar