AKDENİZ'İN FAHİŞEYE DÖNDÜRÜLEN ADASINDA YAŞAMAK
Kazım Denizci

Kazım Denizci

AKDENİZ'İN FAHİŞEYE DÖNDÜRÜLEN ADASINDA YAŞAMAK

11 Haziran 2020 - 02:00

Bölünmüş bu ülkenin kapalı kaldığı dönemlerde sözde devlet onlara bir kuruş destek vermedi. Utanmadan, sıkılmadan ortada bir rapor yokken 8'inde işlerine dönebilecekleri söyleniyordu ama her ne olduysa sonrasında bunun için gerekli olan detaylı rapor Cumhurbaşkanlığı'na sunulmadı. 

Bu kuklalar sözde "Bilim kurulları"nın görüşünü bekliyorlardı ama talan söylediler. Sonra da uygun görülmedi dendiler. Bilim kurulu toplantısında bulunan iki üye yalanlıyor, Bakanlık yanıt vermiyor, sonuç değişmiyor.

Sağlık Bakanı Meclis'te Cumhurbaşkanı'na kitapçık sunacağız diyor, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı açıklama yapmak zorunda kalarak, detaylı rapor yerine kendisine iki buçuk sayfalık bir rapor geldiğini bunu ciddi bulmadığını açıklıyor. 

Ve güneyde çalışan yüzlerce emekçi işlerine gidemezken önceki gün az sayıda işçi işini kaybetmemek için kapılar açılana kadar geri dönmemek kaydıyla sınır kapısında el sallayarak güneye geçiyor. Geride birkaç fotoğraf kalıyor.


*** 

Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir, Ben Almanya'da sabahları Alman Okulu'na. Öğleden sonraları ise Türk okuluna giderdim. Sabah Alman Okulu'na gittiğimde öğretmenlerimiz bizi Nazi kamplarına götürürlerdi ve Sizin dedeleriniz devletin emriyle bu katliamları yaptı.

Kendi komşularını öldürdüler, işkence yaptılar. Bu katliamlar sizin dedelerinizin eseri, Ama siz dedeleriniz gibi olmayacaksınız, Eğer devlet sizden böyle bir şey isterse karşı duracaksınız. Onlar bizim komşularımız diyerek sahip çıkacaksınız derlerdi !

Öğleden sonra Türk Okulu'na gittiğimde ise Durmadan savaş kazanıyorduk, hem de her gün ! Bir gün Türk öğretmenime bir soru sormak istedim Hocam biz durmadan savaş kazanıyoruz Ama orada her geçen gün küçülen bir harita var, bu nasıl oluyor diye sordum .

Hoca; “Sen dedelerimizi yalancılıkla mı suçluyorsun” diyerek, Bana bir tokat patlattı ! Alman Okulu'nda “insan öldürmemeyi” Türk Okulu'nda ise “insan öldürerek övünmeyi” öğretiyorlardı!


***

Başka coğrafyalarda hala tutsa da ABD’de gelişen isyan sonrası daimi gözde sığınak Tom Amca’nın kulübesi artık sokaktakilerin gözünde fazla köhne ve dar. “Biraz yürüsünler sonra yatışırlar…” diye beklenenler öyle kolayca eski hayatlarına dönecek gibi değiller aksine ABD’nin yapısal ırkçılığını, sınıf ayrımlarını sorguluyorlar. Peki ya zavallı "KKTC"de?

Daha önce de defalarca yazdığım bir şeyi tekrarlayarak bitirmek istiyorum. Meclis içi ve ya dışı olsun muhalif siyaset bir intikam alma aracı değil, mücadele yolunda önemli bir araçtır, kullanmasını bilirsen, kendi yurdunda şakağına tabanca dayanmışken, işgalciden Barış adalet ve hak arayışı da intikam çabası değildir.  Bizim kimseye ne af ne ceza borcumuz vardır, şu düzen bu kadar lafa değer mi derseniz, hatırlatayım.  Ben yurdumda esaretten kurtulmak çocuklarım ve torunlarım için özgür yarınlar istiyorum. Bütün dünyaya meydan okuyarak rehin tutulan bu ada ve yaşayanları için temel öncelik budur; öncelik kelimesinin manası da başka kaygıların bu hedefe ulaşılana kadar bir kenara bırakılmasıdır.

Hangi ülkeyi mi kastediyorum? Tabi ki Erdoğan Türkiye'sini mesela. Özgür bir toplum olmanın koşulu yarım asırdır süren kurtuluş mücadelesini doğru zeminde  derinleştirmek, yaygınlaştırmak, kuşatmacı, faşist soykırımcı anlayışları yıkmakla mümkündür. Başka türlü yaşamak mümkün değildir. Bu Akdeniz'in fahişeye döndürülen adasında...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar