Akımızla oynanıyor, alay ediliyorlar, aşağılıyorlar
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Akımızla oynanıyor, alay ediliyorlar, aşağılıyorlar

20 Ocak 2021 - 03:30

En sevdiğim deyimlerden biridir ‘akıl tutulması’ askerlik mantığın bittiği yerde başlar dediğimde de kızıyorlar. Bu ada yarısında uzunca bir süredir yaşadığımız olayların ve gördüklerimizin daha kolay bir açıklaması olmazdı herhalde. Yalanların gizlendiği başka bir düzen sanırım dünyada çok az kaldı.

Bütün doğruları çöpe atıp ya da karartıp susturursanız, biraz olsun konuşmaya çalışanları, sizin yalanlarınız tek gerçeğiniz olarak kalıyor orta yerde. Yalanlar televizyonlardan, sosyal medyadan, gazetelerden, dost, düşman sohbetlerinden, kapınızdan, pencerenizden sızar yollara dökülür.

Davetsiz ve pişkin, pişmiş bir kelle gibi bir konuk gibi kurulur aklınızın başköşesine... Akıl tutulması böylece başlar. İki seçenek vardır elinizde. Ya kapı dışarı edersiniz yalanı ya da onunla aynı ortamda yaşamaya devam edersiniz.

İkinci seçenek daha kolaydır, hiçbir sıkıntısı yoktur, üzmez ve yormaz ama sonradan çıkar acısı söylemiş olayım. İlk seçenek, yalana karşı koymak. Ciddi zor ve zahmetli iştir. Başta aklınız olmak üzere yüreğiniz, ciğeriniz ve dahi bileğiniz gibi pek çok tarafınızı hırpalayacak kadar zorludur. Kondisyon ve nefes ister...

Öncesini saymıyorum bile ama son 46 yıldır içi boşaltılan akılların üzerine, tonlarca yalan söylüyorlar yine de inanıp peşlerinden koşuyorsun canım kardeşim. Bir seçim kazanamazlarsa ülkenin elden gideceğini, muhalefet partileri, tüm iç ve dış düşmanların ittifak halinde olduğunu söylüyorlar.

İşbirlikçi yalaka partileri bunları  söylediği zaman sen işçi, emekçi ezilen, hakkı yenen kardeşim ellerin koparcasına alkışlıyorsun ya işte o zaman bende kıyamet kopar. Bu pandemi günlerinde gelen aşıları partizanca kullanırlar dediğimizde yine sizden alkış,  yine tezahürat patlatılır.

Offf bütün bunları yazması bile başını ağrıtıyor adamın, kulakları kızarır uğuldama başlar. Ancak bu yalan denizinde yalanlar dünyalarca. Bundan gerisi sizin olsun. O çok güzel yazı yazanlar daha iyi anlatır. Çünkü ben acemiyim, bu işin okulunu değil sokakta öğrendi yazıp söylemeyi.

Ben bütün bu yalanlara inanan sokaktaki sıradan insana nasıl da kızıyoruz değil mi? Ona sabahtan akşama kadar küfür edenimiz de var, adam olmaz bunlar diyen de... Ortalama aklın, rejimin temel dayanak noktası olmasındaki payımız ne olacak canım kardeşim?

***

O kızdığın, o uzak durmaya gayret ettiğin, sohbetine tahammül bile edemediğin o doğru söyleyen adam var ya, işte sen ne yaparsan yap, yine onunla aynı toplumsal yapının bir parçası olarak kalacaksın canım benim zavallı kardeşim...

Öncesini yine saymıyorum ama biz kurtarıldıktan sonra 46 yıldır kimi zaman korkuyla, kimi zaman da şiddetle kimi zaman da yalanla terbiye edilirken bu insanlar, biz ne kadar diri tutabildik aklın ateşini? İşte bütün mesele de tam da burada, tele değdiği yer tam da burası...

Yalancının, düzenbaz ve sahtekarın varlığını sürdürmesi için, yalana inanacak yığınlara ihtiyacı var, biliyoruz. Yalana inananlar azalıp yok olduğu gün, isterse en zeki, en zalim, en kudretli ya da en muktedir yalancı olsun, gölgesi bile kalmaz yok olur gider.

Bunu da biliyorum da gel gelelim, biz ne yapıyoruz, bu çok önemli. Sokakta, koca bir çoğunluğu oluşturan ve ne yazık ki ciddi bir oy potansiyelini temsil eden yığınlar var. Pek çoğumuzun gerçeği bilerek sokaktaki bu adamı her fırsatta eleştirmekten geri kalmıyoruz.

Onu, onları, ötekileştirmekten, onu var eden etkenleri görmeden aşağılamaktan çok öteye gitmedik maalesef ama yine de pek çoğumuz derken, bu kanayan yaranın ne kadar kanadığını ve ne kadar derinlere indiğini bilen ve mevcut duruma yüzeyden bakmayan, gerçekten duyarlı ve çözüme inanmı olan arkadaşları bir kenarda tutalım.

Bu ülkenin, bu coğrafyanın aydını, yazarı, çizeri, duyarlısı, demokratı, devrimcisi, yurt severi... Hepsini toplasan ateş topu gibi bir akıl eder ve giremeyeceği hiç bir yeri, değiştiremeyeceği durum, aydınlatamayacağı yer yok yeter ki istesin. Üstelik her şey değişimin, sıçrayışın sancılarını işaret ediyorken... Akımızla oynanıyor, alay ediliyor ve bizler adeta buna ses çıkarmıyoruz. Nereye kadar??

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar