Artık kişisel egolarımızı bastırarak ses değil, gürültü...
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Artık kişisel egolarımızı bastırarak ses değil, gürültü çıkartmak lazım

08 Ağustos 2020 - 08:18

Kapitalistlerin saldırısına, krize, işsizliğe, açlığa ve yoksulluğa karşı mücadelenin birinci koşulu birleşmek, örgütlenmek ve birlikte mücadele vermektir. Bu, aynı zamanda işçi ve emekçilerin siyasi bir güç haline gelerek ülke siyasetinde gerçek bir ağırlık kazanmalarının, taleplerini gerçekleştirebilmesinin de ilk adımı olacaktır.

Çok tehlikeli bir süreçten geçiyoruz diye başlayan konuşmalara ben de eşlik ederek bu sıkıntılı geçişlere bakacak olursak ben dahil toplum gergin, herkes patlamaya hazır bir bomba gibidir.

Toplum olarak birlikte hareket etmemiz gereken günlerden geçerken, en çok ihtiyaç duyduğumuz süreçte bölünüyoruz, parçalanıyoruz, daha da tehlikeli olan birbirimize düşüyoruz. Bu durumumuz değil mi ki uykudan uyanamıyoruz.

Artık kesin olan, kim ne derse desin bilinçli bir projenin birer figüranı konumundayız. Baksanıza dış aktörlerin vizyona koyduğu plan ve projeler geriletileceği yerde bizim sayemizde plan ve ya planlar sistemli bir şekilde uygulanıyor. Tolumu imha planının başarılı olduğu da söylenebilir.

Ülkeyi yönetenler ile onların hizmetinde çalışan yağdanlığı besleme basın başta toplumun gözü kulağı konumunda olan ve Ankara'nın güdümüne girmeyen bir elin parmak sayısını geçmeyen yürekli yazar çizer de olmasaydı ülke gerçeklerini kim yazacaktı.

Gerçek şu ki yavruda da anasının izinde oluşturulan havuzda çalışan ve oralarda yazıp çizenler artık utanmadan sıkılmadan Türkiye'deki diktatörlük yönetiminin politikalarını meşrulaştırmaya çabalıyor. İsimleri büyük kendileri cüce köşe yazarları, gerçekleri saptırmak, rejime şirin görünmek adına her türlü rezilliği sergiliyor.

***

Kıbrıslıların dışında olan aktörlerin Akdeniz'de sergiledikleri ahlaksızca kirli bir plan uygulanırken bizim sözde sol muhaliflerimiz bu olup bitenleri yalnızca seyrederek ve ya utana sıkıla ne şiş yansın ne kebap cincinden yazılı açıklama yaparak zevahiri kurtarmaya çalışıyorlar.

Kapalı Maraş üzerinden de gördüğünüz gibi dünyaya ve uluslararası hukuka meydan okuyacak diye RTE bizim kuklaları kullanarak şantaj yapıyor. Dünyaya ve topluma gözdağı verme amacı taşıyan sinsi bir projeden başka bir şey değil yapılanlar ama bu süreçte birilerine prim yapar mı göreceğiz...

Yazını başında da vurguladığım gibi bu bölgede sıkıntılı bir dönem yaşıyoruz. Akdeniz'de yaşananlar açısından da endişe verici gelişmeler yaşanıyor. İşbirlikçi kukla siyasiler yaptıkları açıklamalarla zaten ekonomik sıkıntı içinde sıkıntı ve gergin günler yaşaya toplumu daha da geriyor, yangına körükle gidiyorlar.

***

Sinirler gergin, herkeste her an kötü bir şey olacakmış korkusu hakim olurken, elbette aramızdaki işbirlikçiler bunu da fırsata çevirme uğraşı sergiliyor. Ajan provokatörlerin arayıp ta bulamadıkları bir konumdayız. İşbirlikçilere ve ajan provokatörlere prim tanımayın. Böylesine sıkıntılı günler yaşarken siyasi çıkarlarınızı bir kenara bırakın..

Gerilim ve kavgadan mebet uman ve başarısızlıklarını örtmek için bu adada gerginliğe olnayan RTE milliyetçi kesimlere gaz vererek bu süreçten sıyrılacağını zannediyor ama yanılıyor. Türkiye halklarını getirdiği son nokta ortada bizi de kavgasının bir parçası yapma uğraşını boşa çıkaralım.

Bu zorba anlayışın toplumsal bir patlamaya yol açabileceğini bir an olsun aklınızdan çıkarmayın. Erdoğan ve kavgası uğruna bölgeyi yangın yerine çevirecek tartışmalara meydan vermeyin. Kavgadan medet umanların hevesleri kursaklarında bırakın..

Tepki bir sestir örneğin, fakat tepkiyi dürtmenin sayılarla lanet bir bağı var. Tespitler tepkilere yetmiyor. Misal devletin zor aygıtları tek tek hapsetti mi, tek tek infaz etti mi pek ses veren olmaz. Tanıkları öldüren, şahitleri hapseden bir ülkede yaşıyoruz.

Duyduklarımızı, bildiklerimizi, anlattıklarımızı unutmadan yaşamak bizim için direnişe olan bir borçtur. Bize yaşatılanları unutmadan direnmenin kahrını da gururunu da taşıyarak yaşamak, burada böyle. Artık kişisel egolarımızı bastırarak ses değil, gürültü çıkartmak lazım.  Sayı değil, kişi ve konu elzem. Kanıksanmış toplu tepkiselliği yerine en uzak ve en yalnız olanın yanında olmakla başlar esas gürültü.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar