Artık sadece biat etme vardır
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Artık sadece biat etme vardır

18 Mart 2021 - 11:09

Çok açık bir halk iradesi gaspı olan toplum liderliği katına atanan kayyumu meşrulaştıran ve kabullenen ve bu durumu görmezden gelen, güçlü bir tepki göstermeyen meclis partileri, kendilerine yönelecek olan bir irade gaspı karşısında güçlü muhalefet etme ve sonuç alma şansları olacak mı?

Sözün kısası türcü, cinsiyetçi, ırkçı, milliyetçi egemen zihniyete karşı tutarlı ve bütünlüklü bir mücadele hattı örülmeden bir döneme, bir partiye, bir hükümete, bir lidere dönük geliştirilen mücadelenin ulaşabileceği bir menzil yoktur. Bundan sonra olur mu bilmem...

***

Bu sayfada yazdığım ve her gün kullandığım cümleler, bizim muhalefetin içine düştüğü çaresizliğe ışık tutabilecek önemli birer yansıtıcıdır. Toplumu getirdikler noktaya bakar mısınız? Özellikle “Kaderimiz buymuş...” gibi ifadeler yerleşik inancı yeterince anlatmaktadır.

Böyle bir görüntüye sahip edilen bireyler olarak yapılacak hiçbir şeyin olmadığı, tümüyle bir başka gücün himayesi ve tekeli altında çare bekleyen toplum görüntüsü değil mi? Peki, bu durum kendi başına mı yerleşti insanımızın belleğine? Kaderciliğe razı ettirilmiş insan artık çıkış yolu da aramıyor.

***

İnsanın farklı düşünebilmesi, görünenin ve sunulanın ötesine geçebilmesi, önyargılardan ve şablonlardan kurtulabilmesine bağlıdır. Kendisine sunulanı irdelemekten, sorgulamaktan yoksun bireylerden oluşan toplumların varacağı bir hedef yoktur.

Bu tür bir yapı tek tek bireylerin (Aslında birey olamamış demek gerekir) ve toplumların tarihi hezimetler tablosundan ibaret olduğunu ortaya çıkartıyor. Evet... Kadercilik insanımızın çok belirgin özelliklerindendir.  Peki, yine sorayım bu hep böyle miydi? Sahip olduğu vadeli yaşamın kendisine emaneten verilmiş olduğuna inanarak yaşar hale sokuldu.

***

Bireyler olarak olasılıkların içinde yaşıyor olmamız gerçeği, kadercilikle bir kavşakta buluşabilmektedir. Yani olasılıkları kontrol etme imkânımızın her zaman olmadığını vurgulayan kadercilik tanımı, bu haliyle belki anlaşılabilir. Ancak kaderciliği “olacakların nedenleri hep benim dışımdadır.

İnsanımızı aciz çaresiz duruma düşüren ve artık ben hiçbir şey yapamam” noktasına getirmek, bireysel yaşamla ilgili alınabilecek kararlardan vazgeçmek anlamına gelir ki bizde tam da yaratılan durum bunun ta kendisidir. Böyle bir durumda olan birisi yaşamının olduğundan daha fazla mutlu olabilmesi için inisiyatif sahibi olamaz.

***

Bu duruma düşürülenler örgütlenmeye inanmaz dahası ona artık  ihtiyaç duymaz hale gelir, akıl tutulması yaşar ve mücadele etmeyi gereksiz görür. Hep bir yerlerden çare bekler, çarenin kendinde olduğunun farkında değildir.

Yeni nesil dedikleri günümüz siyasal örgütlenme yapısı içinde öğretilenlere göre çocuklar yani gençliğe erişenler, büyüklerin, devletin, hükümetin işine karışmaz. Kendine göre “Büyük”lerin işine karışma, katılma ve sorgulama derdi ve hakkı da yoktur.

***

Alıştırıldığımız, kabullendiğimiz, hayatı, demokrasiyi, özgürlüğü bize uygun görülen ve çizilen sınırlar içinde yaşamamızı istiyor misyonerler ve onlara bu aklı aşılayanlar. Bu kurdukları sistemsizliğin, sistem olarak kabul etmemizi isteyenler, birer sadık neferler olmamızı itaat ve bat etmemiz istiyorlar...

Zaman zaman isyanımızı bastıramaz ve belki de bu tür yöntemleri kendi gücümüzle belli ölçülerde kısmen yok edebileceğimizi zannederiz, benim ve bükülmeyenlere nesli tükenen dinozor diyorlar varsın desinler, önemli olan bu sisteme ilişkin duruşumuzdur.

***

Ne yazıktır ki bu konuda çoğumuz kendimizi çaresiz hissederiz, bu çaresizliğe de boşuna alıştırılmadık. Oysa sistem gücünü bizden ve dost bildiklerimizden aldığını bizlere unutturmaya çalıştığını dahası artık bu noktadan itibaren bir çoğumuz korkak davranırız, ya da daha açık yazmak gerekirse çaresiz kalırız...

Oysa Jacop Riss’in bu anlardaki duruma ilişkin saptaması bize bir referans olabilir, “Çaresiz kaldığım zamanlarda gider, bir taş ustası bulur seyrederim. Adam belki yüz kere vurur taşa ama değil kırmak, küçük bir çatlak bile oluşturamaz... Sonra birden yüz birinci vuruşta taş ikiye ayrılıverir...

İşte o zaman anlarım ki taşı ikiye bölen o son vuruş değil, ondan öncekilerdir.” anlamayanlar belki anlar diye de bu örneği verdim ama boşunaymış" Artık sadece biat etme vardır".

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar