Kurtuluş tek çaredir
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Kurtuluş tek çaredir

05 Eylül 2019 - 15:13

Türkiye'de diktatörlük seçmen eli ile hayata geçirildi , Türkiye ve Kuzey Kıbrıs'ta fakirleşen halkın ve yükseltilmeye başlanan muhalefeti bastırma, susturup etkisizleştirme yaşatılıyor.  Bütün bunların halledilmesi için ya çaba harcanır beraberinde de demokrasi yolunda daha radikal adımlar atılır. Türkiye özelinde bu radikal adımlar “savaşa son vermek için  ve daha da gerekli olan bunun için de Kıbrıs ve Kürt sorununu çözmekten” başka bir şey olamaz.

Bu memleket bizim sahip çıkalım diyerek Yeni Bakış Web TV de konuğum olan Luricina ,Akıncılar sakini olan Ali Çakmak, gerçekten toplum sorunları ile yakından ilgileniyor, gençliğin ülkeden göç etmemesi için mücadele veriyor, bu yaptıklarını kendinde yeterli görmeyip toplumsal varoluş mücadelemizin her alanında kendini ön cephede bulabilirsiniz. Ali Çakmak oturdu ve kendince düşüncelerini bizimle paylaştı. ben de bu düşünceleri kendimde saklamayıp toplum ile paylaşmayı seçtim.

İşte Ali çakmak tarafından kaleme alınan bir yazısı

“Sosyo-Ekonomik Dönüşüm” (2)

Kıbrıslı Türklerin, toplumsal iradesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin  toplumsal tercihe paralel teknik desteği ile, sorunların kendi koşul, tercih ve taleplere göre yapılandırılması ve çözüm basamaklarının saptanması gerekmektedir. Şu anda ekonomik ve mali işbirliği protokollerin dayanağı olan 2012 TEPAV Raporu üzerinden bir yeniden yapılanma değil, Kıbrıs Türk eksenli, katılımcı bir anlayışla yeni bir “ekonomik toplumsal program”ın hazırlanması ve süratle ekonomik sektörlere ve toplumsal alanlara kurgulanması gerekmektedir.

Kuzey Kıbrıs, bu kapalı yapısının ancak dünya ile entegre bir hukuk düzeni ile kırılabileceği gerçeğinden hareketle, Kıbrıs sorununu tarihe gömecek Federal çözüm modeli, ekonomik ve sosyal yapının gelişmesi ile doğrudan ilintilidir. Bir başka deyişle, sınırlı imkanlarla bizatihi kendisi bir çıkmazda olan Kuzey Kıbrıs sosyo-ekonomik yapısının sürdürülebilir bir modele kavuşturulması, ve toplumsal varlığımızın korunup gelişmesi hedefine engel olan aksaklıkların giderilmesine yönelmek esas olmalıdır. 

Bu çerçevede, şu anda gündemde olan Protokol’dan öte Protokol ile ilişki modeli kabul edilebilir değildir. Kıbrıs Türk siyasi hayatının özgünlüğünü yok eden, dayatmacı bir anlayışla ortaya konan bu model, aynen yukarıda da belirtildiği çerçevede kamu yararı oldukça zayıf olan, sorunların üzerine yönelmeyen, kendi kurumlarımızı zayıflatan ve sonuçta Kıbrıs Türk Toplumunun bütün tarihi, kültürel, iktisadi ve toplumsal bütünlüğünü eriterek yok olmasına neden olacak bir düşünce ile şekillendirilmiştir. 

Kuzey Kıbrıs’ta kendi kendine yeterli olmanın birinci yolu, kendi kendini yöneten ekonomik, idari ve sosyal gücü elinde tutmaktır.

Ekonominin, “tamamen” TC Ekonomik ve Kalkınma İşbirliği Ofisi tarafından yönetildiği; güvenliğin, Türk askeri tarafından sağlandığı; dış politikanın Türkiye’ye entegre edildiği; toplumsal ve sosyal yapının, TC Elçiliği Din İşleri Bölümü ve Vakıflar İdaresi tarafından dönüştürüldüğü; nüfusunu bilmeyen, nüfus politikası olmayan, olamayan, belki de olması istenmeyen, vesayet ilişkisinin sürekli yeniden üretilerek iş yapmanın marifet sayıldığı “alt yönetim”den bahsetmekteyiz.

2-Tüm bunların çok iyi bilindiğinden eminim. Ve elbette bunları mazeret yaratmak için söyleme derdinde değilim. Ancak verili koşulların gözardı edildiği bir bakış açısı ile, sağlıklı bir siyasi ve ekonomik gelişme beklemek aşırı saflık olur.

Meselenin sadece ekonomik olmadığını ve olamayacağını artık görmemiz gerekiyor. Bu ülke bu şekilde yönetilemez. Bir konuyu bir noktadan kendi başına çözseniz dahi, sorun başka bir alandan patlayabiliyor

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar