Başım ve onurlu kalemler eğilmeyecek
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Başım ve onurlu kalemler eğilmeyecek

06 Şubat 2021 - 12:25

Bir yanda canı pahasına doğruları yazmaktan vazgeçmeyen, miras olarak geriye ödenmemiş faturalar bırakan yurtsever basın emekçileri, anlamsız gerekçelerle dışlanan ayrımcılığa tabii tutulan gazeteciler; diğer yanda keyif sürenler. Lüks ve ihtişam içerisinde sözüm ona muhalif yazarlar!

Ama bazen önyargı gözlerimizi görmez, kulaklarımızı duymaz hale getiriyor ve onun bunun sözleri ve dedikoduları yüzünden aldığımız tutum bizi tanınmaz hale getiriyor. Tabi toplumun bu dedikodu seviciliği basın kuruluşlarında yönetimde olanların ayırımını yapmıyor. Kulaktan dolma  Ama’lı, fakat’lı mazeret üretmeye bayılıyoruz.

***

Haksızlığın, hukuksuzluğun, eşitsizliğin, ayrımcılığın aması, fakatı olmaz. Hangi düşüncede olursa olsun, hangi yayın organında yazarsa yazsın, yanlış yazana yanlış, çalana hırsız, toplumu aşağılayana arsız, kendini yüceltmeye çalışana hadsiz diyebilmeliyiz. Bu benim için de geçerlidir.

Kuşkusuz bu çelişkilerin, yanlış bakış açısının en merkezi yerinde toplumun gözü önünde bulunan siyasetçiler, siyasi partiler, sendikalar, sendikacılar olduğunu da unutmamak gerekir. Bir ülkede siyaset kirlenir  de sendikal yaşam kirlenmez mi? Bakmayın aman zarar görmesin diye onları eleştirmekten kaçınıyoruz.

***

Hükümete, idareye hakim zihniyet egemenliğini sürdürmek, hükümet olmak isteyen muhalefet etik dışı her yola baş vurmaktan geri durmuyor konusunda ortaklaştığımız gibi örgütlerin tepesinde oturan ve o yönetime talip olanların da eleştirilmesinde ortaklaşmamız gerekiyor. Ama olmuyor, neden? Nedenini ben mi söyleyim?

*** 

Siyasi anlayıştan geri kalmayan sendikal yönetimlerde hakimiyet kuranların durumu da böyle olmaktan geri kalmayarak, toplumu etkilemede en etkili kurum olarak basın yayın kuruluşlarını kendi güdümlerine almak gibi bir yola başvuruyorlar.

Hal böyle olunca da rejim büyük sermaye gruplarını da devreye sokarak kalem tutan onurlu insanları hizaya getirmeye çalışır. Dahası bu mevcut sömürü düzenini sürdürebilmek, daha çok kar elde edebilmek için en kolay olan şeyi yaparlar, para ve etiket sağlayarak amaçlarına ulaşırlar.

***

Rejim, siyaset kurumu, sermaye ile kol kola medya üçgeninde oynanan kirli oyunlarını dik duran gazeteci, yazar ve çizerleri saf dışı bırakmak için her türlü senaryoyu kullanır. Tabi ki bu durumda yapılan manipülasyonları görmezden gelerek doğruları kimin söyleyip yazdığını bulmak elbette kolay değildir.

Acımasız işgal rejimi ile bütünleşen sermaye, koltukta kalmaya odaklanmış siyaset ve bu kurumların gölgesindeki ayakta kalıp yaşamını onuru ile sürdürmeye çalışanları da oncu, buncu diye yaftalayarak, fişleyerek ister istemez bu yapay gerçekliğe göre pozisyon alıyor, paragözler.

***

Bu kirli ortamdan uzak, her türlü zorluk, yasak ve engellemelere karşın bağımsız yayıncılık yapmaya çalışan gerçek yurtsever yazar çizerlerin içinde bulunduğu durumu çok iyi biliyoruz. Aslında içinde bulunduğumuz felaket günlerinin sonunda oluşacak yeni düzende yerel basın daha önemli hale gelecek.

Ancak şu bir gerçek, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ve hiç kimse uyumayacak. Uluslararası sermayeyle bütünleşmiş yazar çizerleri  ve onların karakterleri daha çok nemalanacak gibi görünüyor. Objektif yayıncılık yapmak için önce bilinçli ve objektif görüşler ortaya yapabilen yazara ihtiyaç olduğu gibi okura izleyiciye de ihtiyaç var.

Bu günlük de bu kadar, yılmak, korkmak, geri düşmek tam da rejimin istediğidir. Ben kendi adıma söylerim, boyun eğmeden, avuç açmadan, mücadeleye yalnız kalsam da devam ederek yaşanası bir  ülkede var olmak adına sağlıklı günleriniz olsun.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar