Baskıya karşı direnme hakkımdır!
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Baskıya karşı direnme hakkımdır!

23 Aralık 2020 - 04:18

Kandan revandan bahsediliyor ve sanki hiç önemsiz değilmiş gibi kimsenin de sesi çıkmıyor, ama ölüyle barışmak, ölünün farklı fikriyle uzlaşmak daha kolay. Mesele dirilerle barışmanın yolunu bulmakta, dirilerin farklı fikirlerine tahammül etmekte.

Oysa, mevcut düzende dirilerle olan münasebeti, ölülerle olanın sahiciliğini bile gölgeler mahiyette. Bırakın farklı fikri, bırakın muhalefeti, mevcut kuklaların ‘gözünün üzerinde kaşın var’ diyene tahammülü yok. İşgal altında olmadığımızı zannediyorlar.

***

Son derece tuhaf bir takım siyasi analizlere dayanarak, sanki demokratik bir ülkede yaşıyormuş gibi her yaptığına mazeret bulan, her yaptığında demokrasiden bahseden ve bulacakmış gibi izlerini süren, en olmayacak şeyleri ‘bu işte bir bit yeniği var’ diye yorumlayanların bazıları bile, artık ya samimiyetle, isyan, ya da ‘ayıp olmasın’ diye itiraz edecek noktaya geldiler.

Talimatla yönetilmeyi kabul edenleri sakın eleştirmeyiniz ‘Gık’ diyen, ‘Rumcu’, ‘Vatan haini, hatta bir adım ötesinde ise,‘bu ülkenin düşmanlarının içimizdeki uzantısı’ diye yaftalanabiliyoruz, bizim düşüncede olanlar. Bu tür siyaset ve siyaset söyleminin adı bellidir, Erdoğan'ı taklit edenlerin yolu, burada da otoriterlik, diktatörlük yoludur!

***

Bir çok yazımızda ‘Otoriterliğin, diktatörlüğün sivili olmaz’ diyenlere, teoriden bahsettik, tarihten, başka ülkelerden örnek verdik olmadı. Umarım yaşayarak öğrenmek zorunda kalmazlar.

Unutmayalım, bir çok durumda, otoriter siyasetlere giden yollar ‘iyi niyet’ taşları ile döşenir, ta ki iktidar gücünü tamamen ele geçirsinler. Yine unutmayalım, otoriter siyasetlerin tek mağduru muhatapları değil, aynı zamanda ve eninde sonunda sahipleri olacak. Bu açıdan her devrin kuklalarını pohpohlayarak körleşmesine katkıda bulunanlar, en kötü düşmanlarıdır.

Umarım en erken bir zamanda toplumun götürüldüğü uçurum fark edilir ve uçurumun kenarından kurtarılır, tez elden bu gidişe karşı uyaracak, itiraz edecek,hatta karşı çıkışın dozunu artıranlar ortaya  çıkar, çünkü mecliste aslan kesilenler sokakta kediciğe döner. Gidişat fark edilip karşı çıkılmazsa ne olacağı belli değil mi? Unutmayınız, hayat en iyi öğretmendir, ama her öğretmen ‘iyi’ değildir.

***

Baskıya karşı ve zulme karşı direnme, insanın doğasında mevcut tepkisel bir davranış biçimidir. Öncelikle “direnme bir hak mıdır?” ya da hangi durumlarda bir “hak niteliğine dönüşür?” sorusunun yanıtlanması gerekmektedir.

Direnmenin hak olarak kabul edilebilmesi için hukukça korunması, başka bir deyişle hukukça korunan koşullara uygun olması gerekir. Kişisel alanda meşru savunma (müdafaa) saldırıya karşı koyma ya da direnme, hakkımız bu ada yarısında işgalciniz askeri ve polisinin keyfine bağlıdır.

***                                                                                                                                                                                                     Ülkemi bu duruma düşürenlere karşı, saldırıya set çeken, işgalciye perde, kalkan olan iş birlikçilere karşı bir refleksle ben de saldırırsam ve bu arada onlara karşı suç işlemişsem ve durumu onların koyduğu yasa, kural ve yasadaki koşullara isyan ediyorsam ben de en azından cezasına katlanırım.

Bugün Erdoğan diktatörlüğü Kürt illerinden sonra "KKTC" vilayetine de kayyum atamasıyla benzeri bir yaklaşım sergilemiştir. Bizim için bu iki yaklaşım da aynıdır. Sadece Türk ve Kürt halklarının değil, Kıbrıslıtürklerin de bunu kabul etmemesi lazımdır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar