Batan gemide ilericilere düşen görev
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Batan gemide ilericilere düşen görev

28 Ekim 2020 - 07:16

Küresel ekonomik kriz, Pandemiden dolayı yaşanan kriz şimdi yani son yıllarda yaşanmaya başlandığını yaşamıyor muyuz? Bizim krizimizle onların yani diğer ülkelerin krizlerinin hiç bir alakası ve bağlantısı yoktur. Bizler Kıbrıs'ın kuzeyinde yaşayan tüm toplum kesimleri Ankara dayatmalı ekonomik krizlerle boğuşuyoruz.

Erdoğan yönetiminin mengenesinde sıkışan ekonomimiz, kendine "çift haneli büyüme" enerjisine uygun çıkış yolu aradı ama bulamadı, o yol tek yöndü. Krizden bitiş düdüğünü biri çalsa iyi olur diyorduk fakat ortalık "bitiş düdüğü" sesleriyle dolmaya başladı.

***

Türkiye'de RTE halkı Fransız mallarını boykot etmeye çağırdı ya bizdeki yalakaları da ayni çağrıyı tekrarlayarak onlar da boykot çağrısı yaptı.  Görmezden geldikleri bazı gerçekler var, toplumun % 55-60  asgari ücrete mahkumdur.

Toplumun geriye kalan da çok yakın bir maaşla çalışıyor. Kimin gücü yeter Fransız malı almaya?. Bizim Güneye giderken 10'ncu protokole göre 260 avroluk günlük alışveriş yapabiliriz kuralı var. Sorarım ayda burada 7800 avro kim alır.

***

Aynı durum şimdi Türkiye'de de kimin maaşı yeter ki herhangi bir yabancı malı almasına?  Erdoğan Türkiye'yi soyup soğana çevirdi. Ama Cumhurbaşkanlığı yemininde de Türk halkının iç çamaşırına kadar sattıracak yeminini etti. Ama çoğu kurtaracak anladı.

Çünkü Enflasyonun şu andaki temel sebebi İç ve Dış borç bulamaz para basacak ve karşılık gösterecek kuruşu yok. Bunun da tek yolu Karşılıksız para basarak Emisyona ( pazara) para sürerek halkın cebindeki maaşı evindeki sandalyeyi, dolabını, buzluğuna kadar nesi varsa sattırarak borçlarını ödeme derdindedir.

***

TL'nin erimesinin nedeni Erdoğan eli ve damadının büyük başarısı ile Türk ekonomisi batırılmıştır. Ancak açıklayamıyorlar. Bizim de bağımsız olmamamız nedeni ile kendi öz paramız olan Avroya geçmemekten kaynaklanıyor.

Türkiye'nin, RTE'nin rehinesi olarak bunun bedelini ödüyoruz. Kısaca fukaralaştırılıyor fakirleşiyoruz. Bu olup bitenleri Ekonominin kuraları içerisinde değerlendirilebiliriz ama gerçek nedenini gözden kaçırıyoruz. Temel nedeni Türkiye'nin, kuyruğunda savrulan maşrappa gibiyiz. Ürettikçe batırılıyoruz

***

Amaçlarımıza ulaşmak için tercih ettiğimiz metotların hassasiyetle ele alınması gerektiği üzerinde çok durmuştuk. Hedeflediğimiz noktaya varıncaya kadar karşımıza çıkabilecek türlü sorun ve imkânsızlıkların giderilmesinde tercih edilecek yol ve yöntemleri biz, aracımızın bir parçası olarak gördük.

Devrimci iddiaları olan bir birey ve ya hareket, bu yolda yürürken tercihlerini sarraf hassaslığında ele almalıdır. Kurulan ilişkileri biat anlayışıyla kendisine, örgütüne, önderine bağlamak kısa vadede o harekete başarılar sağlar ama amaca zarar verir. Sosyalistler olarak, bizler yapabileceğimiz ve yapamayacağımız şeyler nettir aslında.

***

Örneğin hareketin güçlenebilmesi, Bir bölgede güç olabilmesinin önünde engel gördüğü karşıt görüşleri saf dışı bırakırken onların alçakça yöntemlerine başvuramaz. Egemen güçler din sömürüsü ve milliyet, vatan gibi argümanlar ile kitleleri kendisine yedekler, yedekliyor…

Ama devrimciler benzer şeyleri yapamaz, yapmamalıdır. Sosyalist birey ve hareketler bunu yapamaz. O, dünyada yaşanan gelişmeleri, ülkemizi ve bölgeyi sosyalist yaklaşımla ele almak zorundayız.

Türkiye sosyalist hareketi Kıbrıs'ta olup bitenlerle ne kadar ilgilenir, kendi sorunları içinde boğuşurken başını kaldıracak ve  bütün bunları farklı temelde ele alarak bizler için de çözüm önerileri yapacak.

Hem ”Savaşın, çözümsüzlüğün, açlığın, vurgunun, talanın, soygunun; ölümlerin ve bilcümle faşizmin sorumlusu bu iktidardır!” deyip, hem de onlarla bir uyum içinde olmayı başaracak çok büyük bir tersliktir Sol Güçler için. O yüzden başarmak bizim onurumuzu kurtaracak bilesiniz

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar