Bayramını Gelmiş Neyimize
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Bayramını Gelmiş Neyimize

23 Ağustos 2018 - 11:13

Bizim için bayram olmasa da düşüncelerimizi ifade etmekten çekinmeyiz. Ezilen emekçiler için sıradan bir gündür. 

Klasik bir söz vardır ya “Bu bayram kardeşlik ve dostluk bağlarının daha pekiştiği, düşmanlıkların ortadan kalktığı barışın ve huzurun egemen olduğu bir ortama vesile olsun” diye başlanır. Her bayram öncesinde temenni olarak söylenir. Devlet büyükleri, idareciler, din adamları vs.

Kabul etsek de etmesek de , benimsesek de benimsemesek de bu gerçeği bu günün şartlarında değiştiremeyiz.İşte bu noktada bir bayramın daha içinde bulduk kendimizi, adına bayram denirse.

basında yayınlanan siyasilerin demeçlerine bakıyorum midem bulanıyor, kusmak gelir içimden neymiş efendim  Dini bayramlarımızdan birisini daha hep birlikte idrak edeceğiz. Hiçbir ayrım gözetmeden, aynı inançla, aynı duygu, düşünce ve temennilerle dolan gazete sayfaları.

Yukarıda da sözünü ettiğimiz gibi bu bayramın tüm insanlığa, hayırlar getirmesini diliyoruz, Kardeşliğe barışa ve huzura vesile olmasını diliyoruz. Bunu ifade ediyoruz. Üstelik bu düşünce ve temennilere daha çok ihtiyaç duyulduğu bir zaman dilimindeyiz. Onun içindir ki bu duygu, düşünce ve temennilerin bu zamanda daha anlam kazandığını söyleyebiliriz. 

Peki işin gerçeği de böyle mi söylüyor? İslam ülkeleri dünyanın en zenginleri arasında yer aldığı halde kendi halkları açlıktan kıvranmakta ölümler olmaktadır. Müslüman olduğunu söyleyen ülkeler kendi aralarında savaşmaktadır, kendi insanlarının boğazını kesiyorlar.

Çevremiz kısacası İslam coğrafyası yani orta doğunun büyük bölümü ateş çemberi içindeyken, özellikle Müslümanların yerinden yurdundan edildiği, açımsızca katledildiği bir ortamdayken temenni yetersiz kalıyor. Geçtiğimiz bir iki bayram öncesinde ve bayram gününde bile yaşanan bu katliamların, işkence ve zulümlerin hiç olmazsa bu bayramda son bulması, silahların susması en büyük dileğimiz olsa gerek deriz ama olmuyor, olmuyor.

İşte bu açıdan baktığımızda bayramların anlamı daha da bir anlam kazanıyor. Bayramlarda edilen, temenni ve dilekler, kısacası bayramın anlamını ifade eden sözcüklerin anlamsızlaştığını ve değersizleştiğinin gerçeğini yaşıyor ve  görüyoruz.

Bunun için bayramların önemini anlatmaya cümlelerin yetmediğini söylüyorum. Her bayram öncesinde adettendir yazılan yazıların her yıl üç aşağı beş yukarı aynı cümlelerle bittiğini biliyorum.              Biz Kıbrıslıtürkler 74 savaşından sonra alışık olmadığımız çeşit türlü yöntemler kullanılarak kirletildik, bozulduk, çıkar, menfaat ve hazıra alışmış bir kişilik sahibi yapıldık.

Kimimize göre bozulup kirlenmeye her türlü olumsuzluğu bünyemize almaya eğilimli bir toplum idik. Hâlbuki bize pompalanan yaşam tarzı bize gösteriyor her şeyin ithal ve medazori olduğunu.

Tamam, ne söyleyip yazarsak yeridir de savaşın zerinden 44 yıl geçti artık tutsak ve köle gibi yaşatılmaktan bıkmadık mı? Ben geçmiş yılların bir analizini yaptığım zaman toplumlar layık olduğu gibi yönetilir kanaatine vardım.

Toplum kaybettiği kimliğini aramak istemiyorsa, özgürlüğünü değil de bağlı olduğu zincirlerinden kurtulmak istemiyorsa, kendi hak ve çıkarlarını görüp savunmuyorsa, bunları elde etmek için hiçbir bedel ödemek istemiyorsa, kimse ona yardım edemez.

Kıbrıslıtürkler 44 yıldır bu karabasan, baskıcı sistemin esiri, kölesi yapılmış ama sesini çıkarmıyor.                    Ama kendisine yaşantıyı dayatanları ve uygulamasını yapanları baş tacı yapıyor, el üstünde tutuluyor. Biraylık Oruç tutma dönemi içinde yaşanan iftar rezilliklerini gördük. 11 ay hatırlanmayan ve kazıkların en büyüğünü attıkları fakir, fukara insanları hatırladılar…

Türkiyenin başında zalim, manyak ve sapık düşüncenin temsilcileri sarayda oturuyor, halkına zalimlik barbarlık uyguluyor, bütün dünya ile kavga ediyor ve en önemlisi utanmadan meydan okuyor.                        İşte bu zalimin yaptıkları sonucunda yaşanan ekonomik krizin faturasını biz de ödemekle yüz yüze kalıyoruz.

Ülkemizde yaşanan ekonomik kriz önce babaları ve büyüklerini sonra da çocukları vurdu. Sözde hükümet edenler kabul etmeseler de ülkemizde yaşanan ekonomik krizin boyutları çok derin ve ağırlığı altında ezilen binlerce çalışan emekçi ve esnafımız var.

Bu şeker gibi bayramda ekonomik krizin etkilemediği sermaye kesimleri ve yüce meclisin vekilleri ile üst düzey bürokratları hiç etkilemediği için ülkenin içinde bulunduğu durumdan habersiz yaşıyorlar…

İnkâr ediyorlar, ekonomimiz uçuyor diyorlar. Alkışlanıyorlar yağcıları, grasocuları ve dalkavukları tarafından… Bu yaşanmakta olunan durum karşısında hükümet olduğunu iddia edenler kadar tüm muhalefet edenler de sorumlu ve suçludurlar.Bu işgal rejiminin sağladığı ekonomik olanakları kullanıyorlar diye bu krizler onları da etkilemiyor. 

Ağzımı yine bozdum yine de bu “Bayramlık  Yazısı” yazımı şu ifadelerle bitirmek istiyorum Bayramlar kardeşlik, barış ve dostluğun pekiştiği, küskünlüklerin ortadan kalktığı, yoksulun, öksüz ve yetimin ve garibin sevindirildiği, ender ve en anlamlı günlerimizdendir. 

Bu vesile ile önce İslam ülkelerinde sonra da hapishaneleri tıklım tıklım dolup taşan Türkiye de tüm düşmanlıkların, fitne ve fesadın, ortadan kalkması, Kürt coğrafyası ile orta doğudaki kanın durması, herkesin birbiriyle dostça kucaklaması dileği ile HERKESİN BAYRAMINI GÖNÜLDEN KUTLUYORUM.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar